Kafka’nın iç dünyasına tanıklık etmek, sanki kendi ruhuma dokunmak gibiydi. Bu günlükler; bir yazarın değil, bir insanın derin yalnızlıklarına, kararsızlıklarına ve yaşamla savaşına tutulmuş bir aynaydı. Her cümle, bitmeyen bir iç hesaplaşma; her satır, varoluşun acımasız çırpınışıydı.
Kafka, sadece yazmak için değil, hayatta kalmak için yazmış gibi. Bu kitapta onu bir yazar değil, bir kalp olarak okumak gerektiğini hissettim. Ve belki de ben bu yüzden sevdim.
Hızla değil, hissederek okumanızı tavsiye ederim