Insanlığın manevi demirbaşına tarafsız bir gözle eğilmek zorundayız.
Ansiklopedistlerden bu yana, böyle bir çalışmanın şartları değişti. İlmin gelişmesi, dağınık nizam içinde gerçekleşti. Toplumlarımız, işleri de görevleri de bölmek zorunda. Ihtisaslar buradan doğuyor.
Espinas, 'bölmek, dağıtmaktır,' diyordu.
İlimler öylesine gelişti ki bütün araştırmaları tek kanunla açıklayamıyoruz artık. Artık hiçbir felsefe ilmin maşerî vicdanı olmak şansına sahip değildir. Bütün çabalar boşuna. Matematik, fizik ve kimya, biyoloji, moral veya sosyal ilimlerin hepsini artık bir amaç uğrunda seferber edemiyoruz.
De Monzie ise, Ansiklopedi'nin giriş yazısında, emellerini şöyle dile getiriyor: "Devletler hesaplarını kapatırlar, maddi hesaplarını. Ama onunla beraber maddî demirbaşlarının ma- nevî dökümlerle tamamlanması lüzumlu imiş gibi, milletler, daha doğrusu milletlerin içindeki seçkinler, büyük bilgi sentezlerine girişirler.
Akıl, insanın, sayesinde bilgi edindiği hüküm verdiği ve kendi kendini yönettiği melekdir; yerinde karar vermemizi, doğruyu yanlıştan ayırmamızı ve verdiğimiz kararları kuvveden fiile geçirmemizi sağlayan düşünme melekesi. Kişiden kişiye, ülkeden ülkeye değişen aklın yanında, namütenahiyi tasavvur eden, cihanşümul, değişmez, kişiye bağlı olmayan bir akıl da vardır; bütün insanlarda aynı olan bir akıl.