Kerem Gülmek

Kerem Gülmek
Ney üflemeyi seven, yazmaya ve seslendirmeye düşkün bir de sportif bir mühendisim.
Sahilde Bir Direk
Bugün sahil ağaçları içindeki gri direkler gibiyim Gündüz yalnız bir o kadar da durağan Akşam altımda biriken kalabalık Sohbetler kahkahalar   Frekans uyumsuzluğu diyorlar gülüşüme Yasak olur gülmek bana Çaktırma   İzliyorum etrafı Görünür olanda var hareket Bende sadece ürpertici ışık Bir de sarsarsa beni Keşke bir çocuk Olmasa ama deprem İşi gereği belediye çalışanı Sevinir korkar darılırım   Arada selam verir kuşlar Yaslanır yaşlı amcalar Görürüm gözlerdeki çirkefi Gururum okşanır Benim işim bu ışık olmak Kapsam dışı bekleme alanı olmak Sonra düşünürüm Okşanmaya niyeti varmış gururumun Poetron 06.09.2025
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Real life
There is no safety switch in real life. -"Gerçek hayatta güvenlik anahtarı yoktur." İyi akşamlar
Duygu ve Düşünce
Ahmet Haşim | Müslüman Saati
İstanbul'u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilâların en gizlisi ve en tesirlisi yabancı saatlerin hayatımıza girişi oldu. “Saat”den kasdımız, zamanı ölçen âlet değil, fakat bizzat zamandır. Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre dinden, ırktan ve an'aneden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu hayat üslûbuna göre de “saat”lerimiz ve “gün”lerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve sonunu akşamın ışıkları tayin ederdi. Madenden sağlam kapaklar altında saklı tutulan eski masum saatlerin yelkovanları yorgun böcek ayakları tarzında, güneşin sema üzerindeki hareketiyle az çok ilgili bir hesaba uyarak, minenin rakamları üzerinde yürürler ve sahiplerini, zamandan aşağı-yukarı bir doğrulukla haberdar ederlerdi. Zaman sonsuz bahçe ve saatler, orada açan, kâh sağa, kâh sola meyleden, güneşten rengârenk çiçeklerdi. Yabancı saati alışkanlığından evvel bu iklimde, iki ucu gecelerin karanlığıyle simsiyah olan ve sırtı, çeşitli vakitlerin kırmızı, sarı ve lâcivert ateşleriyle yol yol boyalı, büyük bir canavar halinde, bir gece yarısından diğer bir gece yarısına kadar uzanan yirmidört saatlik "gün" tanınmazdı. Işıkta başlayıp ışıkta biten, oniki saatlik, kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. Müslümanın mes'ut olduğu günler, işte bu günlerdi; şerefli günlerin vak'alarını bu saatlerle ölçtüler. Gerçi, astronomi hesaplarına göre bu "saat" iptidaî ve hatalı bir saatti. Fakat bu saat, hâtıraların kutsî saatiydi. Alafranga saatin âdetlerimiz ve işlerimizde kabulü ve alaturka saatin geri safa düşüp camilere, türbelere ve muvakkithanelere bırakılmış battal bir “eski saat” haline gelişi, hayata bakış tarzımız üzerinde korkunç bir tesire sahip olmamış değildir. Giden saatler babalarımızın öldüğü, annelerimizin
Edebiyat

Kerem Gülmek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·245 syf.·
16 günde okudu
·
2025 77. kitabı
M. Kemal Sayar
8.3/10 · 448 okunma
karmaşık
Okumadan geçen Seyehat başlangıcı Solda selam eden güneş Yola dik giden ben İstanbul derinliklerine Kutsal Bilgeliğe doğru Yapıyı düşün Kilise, cami ve müze Coğrafya kader Demek böyle bir şey 532, 1453 ve 2020 1500 yıllık ruh Girişte zorlama olmayan dinin Dayatmasını gördüm Almıyorlar içeri başörtüsüz İçeride insanların körlüğünü Kapatılan İsa figürlerini İçimi kaplayan huzuru gördüm Edası bozulan duvar resimlerini Sağ üstte sarı çiçek üstüne konan O tatlı kuşu gördüm Selamı içten bir o kadar da zamana tabi Gösterdi kendini sonra esinti Bende kalan eda öncesi edilen Tek tek isimleri sayılan kişiler Bende kalan ses kayıtları
Şiir