Ahmet Haşim, Boğaziçi’nde oturan nişanlısını sık sık ziyaret ederdi. Müstakbel damadının boğazına düşkünlüğünü bilen kayinvalidesi de onun için şahane sofralar hazırlardı. Yine günlerden bir gün kayinvalide, damadı için uskumru dolması pişirdi.
Ahmet Haşim, yemegi iştahla yer. Bunun üzerine kayinvalide, kağıda sardığı üç uskumru dolmasını gizlice Ahmet Haşim’in paltosunun cebine koyar.
Şair ertesi sabah işe giderken elini paltosunun cebine sokar ve dolmaların tüm yağı parmaklarına bulaşır. Paketi cebinden çıkaran Haşim, tiksintiyle denize fırlatır. Ondan sonra da Bogaziçi'ndeki nişanlısını terk eder.