Köylüleri düşünüyordu: Kadınları, çocukları, ihtiyarları, ömründe ilk kez gördüğü o yoksulluğu, o ezilmişliği, sarkan incecik bacaklarını durmadan oynatan, acı gülümsemesi yüzünden hiç gitmeyen çocuğu... Elinde olmadan, kentteki insanlarla karşılaştırıyordu onları. Kasapların, balıkçıların, hazır giysi dükkanlarının önünden geçerken dükkân sahiplerinin şişmanlığına şaşıyordu. Köyde böyle şişman tek insan yoktu.