Diriliş

Lev Tolstoy
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·553 syf.··
2024 89. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2024 17:40
Katyuşa maslova ve Nehludov üzerine kurulu hikayede Nehludov baş karakter. Katyuşa’yı infaal eden Nehludov bir kez daha yolları kesişir ve hikayede başlar. Üçüncü göz tekniği ile aktarılmış bu hikayede açık nokta bırakılmamış okuyucunun kafasında her şey oturmuştur. Lev TolstoyLev Tolstoy eserlerin başında bir cümle yazar ve o tüm eseri anlatandır her zaman. Bu eserde: O zaman Pyotr yanına sokuldu, şöyle dedi: Rabbim! Bana kötülük eden kardeşimi kaç kez bağışlayacağım? Yedi kez mi? İsa yanıt verdi: Yedi kez değil, yedi tane yetmiş kez bağışlayacaksın. Matta, XVIII, 21-22 . İncilden bu alıntıyı yaparak başlar. Karakterde bu başlangıcın izlerini sonuna kadar izlerini görüyoruz. Nehludov: ruhsal kişiliği, yaşayan kişiliği arasında devamlı gelgitleri olan, sıkışıp kalmış kendince doğruyu bulmaya çalışan bir karakter. Onun gelgitleri sizlerde de sorgulamalar yaptırtıyor. İyilik ve kötülük arasında kalıp hangi taraf nasıl ağır basar? Kötülük kararı hep kendi için iyi olan mıdır? *bir kere kötülük yapıp tüm yaşamı maf ettikten sonra iyilik yapmaya çalışmak! İyilik midir? İnsanların o dönemde dahil ilk düşündükleri şey kendi çıkarları. Yapılan tekliflere dahil kendi yararına olduğuna bakmaksızın kesin bir çıkarı var düşüncesi ile yaklaşması…. Gençken idealist olanların yaşamlarını realist olarak yaşaması… Toprağında hava gibi su gibi insanın hakkı olduğu düşüncesi… Çevresindeki eşine dostuna yabancılaşması..çevresinin sığ düşünceleri… Günün Rusya’sının adaletsizlikleri… İnsanların birbirlerini cezalandıra bilme hakları… vb. Birçok konuyu dönemin Rusya’sında okurken esasında hala çağımızda olan sorunları bizlerde yaşıyor ve yabancılaşıyoruz. Lev TolstoyLev Tolstoy eserin sonunda yine incilden ayetler ile İncil sorgulaması, tanrı sorgulaması neye nasıl baktığını, neye neden inanıp, inanmadığı ince
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
10/10
·553 syf.··
2025 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 19:16
BİREYSEL VİCDANIN UYANIŞI Tolstoy gerçekçi edebiyat akımının en önemli temsilcilerinden ve sadece Rusya'nın değil dünyanın en büyük yazarları arasında sayılan bir yazar. Olgunluk dönemi eserleri arasında sayılan DirilişDiriliş romanı ise Tolstoy'un kendi hayatında yaşadığı Diriliş ve Uyanışın bir yansıması sanki. Romanımızın başkahramanı Genç Prens Nehlüdof, yaşamış olduğu çevreye hiç bir zaman uyum sağlayamamış, yüksek ahlâk seviyesine sahip bir karekter. Yüksek Rus sosyetesi; yüce ahlâkını zaman zaman köreltmiş, üstünü örtmüş, gizlemiş ve kendi kendine benzetmiş olsa dahi her zaman içinde olan o kıvılcım uyanmasını bilmiş ve uyuduğu uykudan derin bir sarsılış ile uyanmış ve sonrasında defalarca sınanmasına rağmen bir daha terk etmemek üzere üzerine -yüce ahlâkını- giymiştir. Tıpkı Tolstoy gibi Nehlüdof'ta hak etmediğini düşündüğü toprağını gerçekten hak ettiğine inandığı köylülere dağıtmak istemiş ama Tolstoy'un gösteremediği kararlılığı -bu kararı almasına engel olan akrabalarından hıncını alırcasına- Nehlüdof göstermiş ve toprağını tüm tepkilere rağmen yoksul ve açlıktan kırılan köylülere işlesinler diye dağıtmıştır. Tolstoy; kendisininde içinde bulunduğu sosyal bir kurum olan çürümüş Rus sosyetesini, belkide en doğru yerden eleştirmiş ve aralarında bulunmanın bile nasıl midesini, ruhunu bulandırdığını en çarpıcı şekilde Nehlüdof üzerinden anlatmıştır. 19. yüzyıl Çarlık Rusya'sının bozulmuş, çürümüş ve kokmuş hukuk sistemini, bir genel kadının başından geçen ibretlik bir olay ile gün yüzüne çıkarmış ve gözler önüne sermiştir. Cezaevi koşullarını ele almış, çarlık düzeninde devlet dairelerinin ve hükümet görevlilerinin sahip olduğu 'insan hayatının ucuzluğu' fikrini çarpıcı bir şekilde okuyucuya aktarmış, eleştirmiştir. Cezaevi ve verilen cezaların suçluları suç
Edebiyat
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
8/10
·553 syf.··
2020 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2020 22:30
Tolstoy'un Ortodoks klisesinden aforoz edilmesine sebep olan kitap. Kitabın bazı kısımları ceza hukuku derslerinde okutulması gerekiyor bence. Suçlu olan biri kime karşı suçlu ve neden suçlu. Bir kişinin suçlu olduğuna kim neye göre karar veriyor. Sistem tarafından dışlanan biri kanunlarca suç olarak tanımlanan bir faaliyeti yapmak durumunda mı bırakılıyor? Sürekli sorgulamamıza sebep oluyor okuma boyunca. Kitabın adının neden Diriliş olduğunu kitabı bitirince anlıyorsunuz. Zengin bir Rus prensi olan Nehlüdof'un yaşadığı şatafatlı hayatı, jüri üyesi olarak katıldığı bir dava sonrası tamamen değişmeye başlaması, yok yere ceza alan insanları kurtarmaya çalışan bir kişiye dönüşmesi ama aslında kendini bulmasını anlatıyor. Kitabın sonu pek beklediğim gibi olmadı. Bende biraz yarım kalmış izlenimi yarattı. Ama gene de kitabın kalitesinden hiçbir şey kaybettirmiyor bu. Mukakkak okunması gereken bir dünya klasiği.
Edebiyat
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
Adaletin bu mu Rusya ?
9/10
·553 syf.··
2023 23. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2023 16:14
Bir genelev kadını olan Maslova, yaşadığı zorlu hayatının içinde beklemediği bir suçla mahkemeye çıkartılır. Ithaf edilen suç ise birlikte olduğu tüccarı zehirleyip öldürerek parasını çalmasıdır. Mahkeme jürisinde bulunan Nehlüdof ise çocukluğundan beri tanıdığı hatta vakti zamanında iğfal edip hamile bıraktığı Maslova'yı görünce günahların pişmanlıklarıyla onu bu suçlamadan ve esaretten kurtarmak hatta gerekirse kendisiyle evlenmek yoluyla affetirme çabasına girer. Bu çaba ve uğraş kitap boyunca devam edecek olup Nehlüdof'un hukuk ve adalet sistemindeki birçok zulüm ve haksızlığı görmesini sağlayarak yeniden "diriliş"ine vesile olacaktır. Diriliş, iletişim yayınlarının arka kapak yazısında da belirtildiği gibi Tolstoy'un Çarlık Rusya'nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanıdır. Eseri bir devlet ve sistem eleştirisi olarak da okumak mümkündür. Yönetimin haksız yere cezalandırdığı insanlar, toprak sahiplerinin emirleri altında karın tokluğuna çalışan köylüler, bir hiç ugruna ölen insanlar ve daha niceleri.. Tolstoy bu sefer kalemin keskin ucunu kişiye değil sisteme çevirmiş. Keyifle okudum.
Edebiyat
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
tam bir direniş katyuşka için
9/10
·553 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
okumakta geç kalınmaması gereken bir kitap.. Tolstoy'un 1899 da ölmeden önce yazdığı son kitap Diriliş en ağır eleştiri yapan kitabı olabilir.. edebi yönü olarak da içerik olarak da büyük bir eserdir.. bir kadının (katyuşka'nin) yargılanması ve akabinde devam Eden olaylar sizde hayata ve hukuka karşı 'lanet olsun ' dedirtecek kadar acıklıydı. Nehludevin kendisinde vicdan azabı yaptığı o kadıncagizin hikayesi. hayatın hırpalanmış yüzü acılar ayakta durma çabası telaşlari ve evet kötülere direnişi. katyuşka üzerinden ilerleyen kitap yüzlerimize tokat gibi çarpıyor.. bizim toplumumuzda da komşu evinizde de buna benzer olaylar yaşanmıştır. şimdi bir suçun sonucu olarak tek kadını yargılamak kolaydır da ya vicdan ne oluyor. kitap dönemin hukuk sistemini de göz önüne seriyor..
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
10/10
·553 syf.··
2023 38. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 16:41
Tolstoy'un bu eseri bir başkaldırı, bir uyanış , bir diriliş hikayesidir. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar arasında kesinlikle yer alıyor. Çünkü farkettim ki her dönemde aynı sorunlar var . Kadın olmanın zorluklarını yine gördüğümüz bu eserde suçsuz yere kürek cezası alan bir kadının üzerinden, onu ortada bırakması ve kötü yola düşmesinin sebebi olarak kendini gören bir prensin, kendi uyanışı, yaşamını değiştirmesi , haksız ve suçlu görülenlerin aslında suçlu olmadığını, onları öyle görenlerin ruhlarının suçlu olduğunu öyle bir anlatmış ki, zannedersiniz günümüzü okuyoruz. Öyle bir dönem ki kadınsanız, güzelseniz suçlusunuz. Kötü yola düşmeye mahkumsunuz. Yapılan suçlar sizin üstünüze bile kalır. Küçücük yaştaki çocukların bile suçsuz yere idama, kürek cezasına mahkum edilmeleri zaten dönemin şartlarının ne kadar ağır olduğunu göstermektedir. O güne göre başkaldırı cümleler içerdiği için Tolstoy'un yargılanmasını şuan anlıyorum. Ki alıntılarda paylaştıklarım zaten günümüzde bile içeri alınma sebebi. ( Silivri soğuktur.) Kendindeki eksikleri, toplumun eksiklerinden kaynaklandığını gören karakterimiz başkaldırır ve suçlu olmadığını düşündüğü kadını kurtarmak ister. Okuduğu kaynakları yeniden okuma gereği duyduğunda zihninin fikirlerinin ne kadar değiştiğini anlayan karakterimiz, toprağın bile belli kişilere değil kendi de dahil herkese eşit verilmesi gerektiğini söyleyerek baskaldirmaya başlar . O günün bakış açısına göre oldukça aykırı bir durum. Etkilenme sebeplerimden biri de iki yayından okuduğumda İletişim Yayınları Ergin Altay çevirisinin sade, anlaşılır ve oldukça anlaşılır olmasıydı. Kesinlikle onu öneririm . İş Bankası Kültür Yayınları Ayşe Hacıhasanoğlu çevirisi bana gereksiz uzatılmış kelime curcunası olarak geldi. Tercihen okumak isteyenlere
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
Vicdanın Dirilişi
Puan vermedi·553 syf.··
2020 15. kitabı
Hayatın biz insanlara sunduğu o inanılmaz ve şaşırtıcı sitayişlerinden biridir Tolstoy'un bu eseri. Romandaki olayın Tolstoy'un hayatı ile ilişkili olduğunu söyler kimi biyografiler. Dolayısıyla kitabı okurken yazar sadece okuyucunun değil asıl kendi vicdanını da deşer. Ya da kimbilir o mahkemede aslında herkes kendisini yargılar bir şekilde. Biraz da samimiyete davettir yazarın kalemi eline alması misali bu konuda. Kurgusu oldukça dâhiyane zaten ne denilebilir ki. Mesele yazarın bu vicdan yolculuğu aynanın karşına çıkıp gözyaşı dökmesi yada "hakkını helal et" türü samimetsiz kılıflardan arınmış zorlu ve yakıcı bir yolculuktur. Ve bu yolculukta tarihsel bir vicdansızlığın asıl kaynakları olan Tanrı ve Devlet ikilemini de çok sert bir şekilde eleştirir. Aslında Tanrı değil de onun gölgesi temsiliyetini taşıyan kilise, cami.. vb yerleşik kurumlardır. Nitekim yazar aforoz edilmiştir bu eserinden sonra. Umrunda mıdır ki yazarın. Tolstoy son eserini hem kendi içsel sorgusunun bir muhakemesi olarak sunarken ceberrut kurumlar olan devlet-kilise (bizde diyanet yada şeyhulislam yada halife de denilebilir) ile de son savaşımını verip biz torunlarına "vicdan"ı miras bırakır ve yolculuğunun bu son durağına da "Diriliş" adını verir. Ki hazretin o samimi arayışı ve vicdan muhasebesi "Diriliş" olarak mana buldu. Hangimiz günahımızı zikredip bir vicdanın mahkemesinde tevbe beklerken "Diriliş"e komşu olmuşuz ki. Siz siz olun o mahkemeden gözyaşı dökmeden çıkmayın hatalarınıza. Mahkemelik olmanıza sebep daha doğrusu vesile olan o kişinin /olgunun arkasında da gidiniz elleriniz buluşurken vicdanın atmosferinde. Nereye sürgün edilmişse orda onunla olun ki "Diriliş"inizi tamamlayasınız. Unutmayın Lev TolstoyLev Tolstoy o dev edebi kimliğini ölümünden hemen önce vicdanın mahkemesinde DirilişDiriliş eseri ile
Edebiyat
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
8/10
·555 syf.··
2020 47. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2020 00:50
Romanda soylu prens olan Nehlüdorf ile hizmetçi kız Maslova'nın hikayesini anlatmaktadır. Nehlüdorf teyzesine gittiğinde hizmetçi olan Maslov ile tanışır aşık olurlar birbirine yalnız Nehlüdorf için bu aşk değil gönül eğlendirmekti. Her ikisinin yolları bir gecen ayininin ertesi günü ayrılır. Maslova için karanlık günler başlar yıllar sonra bir mahkeme salonunda Maslova cinayet ve hırsızlık suçundan hakim karşısına çıkarılır. O mahkemenin jüri üyelerinden bir tanesi ise Nehlüdorf'tur. Mahkemenin dikkatsizliği sonucu Maslova kürek cezasına çarptırılır. O günden sonra Nehlüdorf'ta vicdan azabı başlar ve geçmişte yaşattıklarının ve cezaevine girmesinden kendini sorumlu tutar ve bunu telafi etmek ister. Romanda ayrıca sınıf ayrılıklarını cezaevlerindeki kötü muameleleri yoksulluğu ele almaktadır.
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
8/10
·553 syf.·
2020 29. kitabı
Tolstoy'un ölümünden önce yazdığı son roman, aynı zamanda üç büyük romanından sonuncusu. İletişim Yayınları romanın başına önsöz olarak Tolstoy'la ilgili, sonsöz olarak da Diriliş'le ilgili birer makale koyarak okuyucuyu aydınlatmak adına faydalı bir iş yapmış, Genel olarak İletişim Yayınları'nın çevirileri zaten başarılıdır, bu kitapta da aynı şekilde diyebilirim. Romanda, Rus adalet sisteminin işleyişi, dini yaklaşım, soyluların yaşayışları oldukça sert biçimde eleştirilmiş, bir prensin yaşadıkları olaylar üzerinden tekrardan dirilişi anlatılmış. Diğer iki büyük romanından farklı olarak olaylar, romanın kahramanı Nehlüdof etrafında dönüyor, Savaş ve Barış ile Anna Karenina'daki gibi onlarca insanın hikayesi ayrıntılı anlatılmıyor. Bu romanın en baskın özelliği ise yukarıda belirttiğim gibi yazarın eleştirel bakışı. Bu bakış, bazı bölümlerde romanın akıcılığını bozuyor diyebilirim. Bu açıdan yazarın kiliseden aforoz edilmesi de olağan bir sonuç olmuş.
Edebiyat
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma
10/10
·553 syf.··
2020 35. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 23:59
Bu kitabı okumak insana bir mutluluk hazı veriyor nedense. Ama tavsiyem önce Anna kareninay’ı okuyun, sonra bunu zira kitabı analiz etmenizdeki tespitler daha sağlam olur. Roman rus devletinin şiddet içeren keyfi hareketleri, rus toplumunun iki yüzlülüğü ve çürümüşlüğü, modern ideolojilerin ruhsal iflası sıradan bir rus Vatandaşı için yaşam ve ölüm anlamı, dinlerin temel mirası gibi konularda açıklamalar yapmıştir. Aynı zamanda tolstoy bu kitap yüzünden ortodoks kilisesi tarafından aforoz edilmiştir. ...
Edebiyat
DirilişLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201921,5bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.