·
Okunma
·
Beğeni
·
49,2bin
Gösterim
Adı:
Diriliş
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059645638
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olympia Yayınları
555 syf.
·10/10
DİRİLİŞ
Tolstoy'un üç büyük romanından biri. 1899 yılında yayımlanan Diriliş'te Tolstoy, kiliseye ağır eleştirilerde bulunduğundan 1901 yılında kitabın ve Tolstoy'un Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden olmuştur. Tolstoy eserlerinde tinsel konulara ağırlık vererek, bulunduğu dönemin toplumsal sorunlarını irdeleyen ve bu sorunlara ışık tutmuş bir yazardır. Dirilişte ise bu konular fazlasıyla hakimdir. Uykuda yaşarken, uyanma hali denilebilir buna. Ahlaki mutluluğa erişme arzusu, kilisenin eksiklikleri ve Rus toplumunun çürümüşlüğü anlatılmıştır kitapta.

Öncelikle Diriliş'in ilham kaynağına değinecek olursam: Tolstoy'un evinde misafir olan hukukçu Anatolii Koni'nin kendi başından geçen bir hikayeyi anlatmasıdır. Savcı olarak görev yapan Koni'nin ofisine iyi giyimli, genç bir adam gelir. Ve Rozalia Oni adında bir hayat kadını hakkında Koni'den yardım ister. Hapishanede olan Rozalia ile evlenmek istiyordur. Ve kadında çok isteklidir bu evlilik için. Fakat savcı mutlu olamayacaklarını söyleyerek vazgeçirmeye çalışmıştır... (Devamı kitap hakkında ipucu sayılabilir.) Koni'nin hikayesi böyleydi.

Tolstoy'un bir diğer hassas olduğu konu cinsellik ve kadın erkek ilişkileri değil midir Peki? O dönemde yazılmış Kroyçer Sonat'a da uygun düşmektedir bu konu. Her iki hikayede de kontrolsüz duyguların tehlikesi gözler önüne seriliyor. Sonrasında Tolstoy Koni'den bu hikayeyi kullanabilmek için izin istemiştir. Ve Savcı Koni'nin hikayeyi anlatmasından iki sene sonra aniden yazmaya başlamıştır Tolstoy. Bu hikaye sadece bir çıkış noktası olabilir. Ama Tolstoy bu sefer daha öfkeli ve çarpa çarpa dile getiriyor o dönem gördüklerini. Mahkemeye, devlet görevlilerine, ceza sistemine ve kiliseye ağır eleştirilerde bulunarak, sadece yargılananların suçlu olmadığını bu kararlarda etkili olanların da olayın içinde ve daha çirkin olduklarını dile getirmekte.

''Ağır çalışma koşullarının hasta ettiği, bozduğu; sarhoşluğun, ahlaksızlığın serseriliğe sürüklediği, sersemleştirdiği bu çocuk işsiz güçsüz sokaklarda dolaşırken akılsızlığından bir ambara girdi, hiç kimsenin işine yaramayacak iki üç yolluk kilim aşırdı diye bizler, bütün bu okumuş, zengin, geleceklerine güvenle bakan insanlar yakalamışız; onu bu duruma düşüren nedenleri ortadan kaldırmaya çalışacağımıza, bu çocuğu cezalandırmakla her şeyi düzeltebileceğimizi sanıyoruz.''

''Suçlu saydığınız insanları birkaç yüzyıldır öldürüyorsunuz. Bitirebildiniz mi onları? Ne gezer! Üstelik çoğaldılar. Cezalarınızın iyice kötüleştirdiği suçlular doldurdu her yanı. Oturdukları yerde adam cezalandıran kendileri de suçlu yargıçlarınız, savcılarınız, sorgu yargıçlarınız, cezaevi yöneticileriniz de onlardandır aslında.''


Kitap Yekaterina Maslova (Katyuşa) adındaki bir hayat kadınının o gece birlikte olduğu adamı zehirleyerek öldürmesi ve parasını çalmış olduğu iddiasıyla bir mahkeme salonunda başlıyor. Prens Dmitri İvanoviç Neflüdof ise bu davada jüri üyesidir. Yıllar sonra Katyuşa'yı bir mahkeme salonunda görüp hatırlamasıyla Neflüdof'un dirilişi başlamaktadır. Neflüdof yıllar önce halalarının evinde bu hizmetçi kızı iğfal ettiği için bu kötü hayata ve cezaevine kendi yüzünden düştüğüne inanarak derin bir vicdan azabıyla sarsılır. Ve bu uyanışla birlikte tüm çaba ve vaktini Katyuşa için sarfetmeye hazırdır. Nereye giderse gitsin hangi cezayı alırsa alsın peşinden gitmeye razıdır. Ve evlenmek istediğini her fırsatta dile getirmektedir. Neflüdof'un zengin ve saygın yaşamını böylesine değiştiren sadece Katyuşa değildir elbet. Bu ahlaki ruhsal dirilişte birçok suçlu ondan yardım beklemektedir. Fakat Neflüdof'un varoluşsal duruşu, ahlaksız hale gelmiş bir toplum karşısında dürüst olma ve doğru yolu bulma çabaları epey sancılı geçecektir.

''Bu çeşit uyanmalardan sonra yaşayışına bir daha hiç ayrılmamaya kararlı olduğu bir yön verirdi. Günlük tutmaya başlardı. Ömrünün sonuna dek süreceğini umduğu yepyeni bir yaşam olurdu bu. Ama dünya nimetleri her keresinde avlardı onu. Kendi de farkında olmadan gene düşerdi. Üstelik bir öncekinden daha kötü bir düşüş olurdu bu.''

Kafasındaki sorulara sürekli yanıt arayan Neflüdof, Katyuşa'nın bu halinden artık tümüyle kendini sorumlu tutmaktadır. Ve Neflüdof şöyle düşünür:

''İki gülümsemede de aynı anlam vardı. Yalnız tek ayrılık var aralarında. Bu açık açık, 'Bana gereksinimin varsa al beni. Yoksa çek arabanı,' diyor. Ötekiyse bunları düşünmüyormuş, birtakım soylu duyguları varmış gibi göz boyamaya çalışıyor. Numara yapıyor. Oysa ikisinin de hamuru aynı. Bu hiç değilse yapmacık değil. Öteki yalancı. Dahası var, bunu yoksulluk düşürdü bu duruma; oysa öteki bu hoş, iğrenç, korkunç tutkuyla oynuyor, eğleniyor.''

Kitapta Rus toplumu anlatılsa da 'evrensel' konuların yer aldığını düşünüyorum. Resmi batıl inançlara karşı çıkmak, ceza sistemi, soylu ya da aşağı sınıf olmak, köylü, toprak sahibi, devrimciler, siyasi suçlular, kadın erkek, aşk, vicdani duygular... Ve daha fazlası. Kitabın Suç ve Ceza'yı ya da Ölüler Evinden Anılar'ı hatırlatacağını düşünüyorum yer yer. Ben Tolstoy'un vicdani duyguları böylesine açık ve net anlatmasından çok etkilendim. Tolstoy'un yaşamının son yıllarında din konularına ağırlık vererek, kilisenin batıl inançlarını ayıklayarak geçirdiğini düşününce kitabın sonu her ne kadar eleştiriye açık olsa da belki Tolstoy'a göre böyle bitmesi gerekiyordu. Onun tek amacı Katyuşa Ve Neflüdof'un hikayesini anlatmak değildi çünkü. Bir vicdan muhasebesiydi. Kitabı baştan sona, sadece Katyuşa ile Neflüdof'a ne olacak diye merak edip okuyanların az da olsa hüsrana uğrayacağını düşünüyorum.
Kimsenin tümüyle suçsuz ve masum olmadığını dile getiren, insan olmanın önemine dikkat çeken Tolstoy'un bu eseri okunmalı bence. Tavsiye ederim. Kitap hakkında bahsedilecek çok konu var. Aynı cümleler ile tekrara düşmek istemem. Son olarak: İyi ki böyle eserler var diyorum! Var ki; hatırlattığı başka değerli eserleri tekrar tekrar okutturma arzusu hissettiriyor insana...
Keyifli okumalar dilerim.
637 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Tolstoy bende baya etki bıraktı bu eseri ile...
Etkilerinden şöyle bahsetmek isterim:

Başta kadın olmak... Geçmişte ve günümüzde hatta bu zihniyet iyileşmedikçe gelecekte de, dünyanın neresinde olursan ol, küçümsenecek, hor görülecek, dalga geçilip aşağılanacak insanlarız biz. Açık giyiniriz, güleriz; böylece göze batar, erkeklerin aklına girip, onları yoldan çıkartmak ile suçlanırız. Kapalı giyinir, ciddi oluruz; bu sefer de aceba bunun içinden ne çıkacak diye( sanki süpriz yumurta!) yine erkeklerin aklına fitne sokmakla suçlanırız.

Suç mu kadın olmak diye soruyor insan. O kadar değersiz isek neden varız bu hayatta? Tabiki özür dilerim unuttum. Üreyip, çoğalmak için!

Katyuşa daha gencecik kızken, masumca bir sevgi ve aşkla duygular besleyip saygı duyduğu Nehlüdov tarafından,ki Nehlüdov da ona aşık ama kendine engel olamadığından dolayı aldığı yaralar ile, beraberinde sefil bir hayat sürmüş.

Bu bize yabancı mı? Hayır. Hele bana hiç değil. Tanıdığım o kadar çok örnek var ki çevremde. Hatta aynısı bile var diyebilirim. Anlatayım:

Sevdiği adam askere gitmeden önce onunla nişanlanıp hamile kalan, askerden sonra da istenmeyen bir kadın tanıyorum. O haliyle ailesi de kapı dışarı etmiş. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken, ruhsal sağlığı zarar görmüş bir kadın... Oğlu şimdi 20 yaşında. Çalışıyor, hayatını bir şekilde devam ettiriyor. Ancak çevrede öyle pis yaklaşanlar var ki ona. Deli damgası da vuruyorlar ekstradan. İnsanlar empati yapmazlar. İnsanlar sadece yargılayıp, etiket yapıştırmayı bilirler. Sözde insanlar... Bu hep böyle mi devam eder? Nereye kadar? Gerçekten insan olana kadar...

Nehlüdov mahkemede karşılaşınca Katyuşa ile, "vicdan" muhasebesi yapıyor. Sonunda kendi vicdanını rahatlatmak için, biraz da bencilce yardım etmek istiyor Katyuşa'ya. Bunun doğruluğu tartışılır.

Tabiki es geçilmeyecek noktalarımız da var: Adaletsizlik...Her dönemde sorun teşkil ediyor, mahkemelerin haksız hüküm vermesi, güçlünün yanında olup, güçsüzü daha çok ezmesi... Değişmeyen şeylerden.

Kitabın sonlarına doğru Devrimcilere sempati duyan Tolstoy, bunu bize güzel bir üslupla hissettirmiş. Onların uğradıkları zulüm ve baskıları aktarmış.
Genel olarak eser sade ve akıcı olduğu için çabucak bitti. Okuyacak listemde yer alan bu eseri, Sevgili https://1000kitap.com/incierdem Hanımın düzenlediği etkinlik sayesinde öne çekmiş oldum. Teşekkürlerimi sunarım:)
Keyifli ve bol kitaplı okumalar dilerim...
  • Budala
    8.6/10 (2.180 Oy)2.567 beğeni8,5bin okunma12,7bin alıntı91,3bin gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.2/10 (3.614 Oy)4.233 beğeni11,3bin okunma21,5bin alıntı202,2bin gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.7/10 (1.993 Oy)2.442 beğeni8,5bin okunma9,2bin alıntı87,6bin gösterim
  • Ölü Canlar
    7.9/10 (2.068 Oy)2.000 beğeni8,9bin okunma4.724 alıntı51,1bin gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (2.358 Oy)2.143 beğeni9,5bin okunma2.250 alıntı49,9bin gösterim
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor
    8.3/10 (1.374 Oy)1.506 beğeni5,5bin okunma3.240 alıntı38,1bin gösterim
  • Ezilenler
    8.7/10 (1.692 Oy)1.876 beğeni5,9bin okunma6,4bin alıntı47bin gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (4.039 Oy)3.789 beğeni15,7bin okunma7,6bin alıntı177,6bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (3.168 Oy)3.396 beğeni12,7bin okunma10,8bin alıntı66,7bin gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (2.572 Oy)2.283 beğeni11,9bin okunma5,4bin alıntı73,1bin gösterim
637 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Dünya edebiyatının en yetkin kalemlerinden Tolstoy’un Savaş ve Barış,Anna Karenina,İnsan Neyle Yaşar,İvan İlyiç’in Ölümü gibi değerli eserlerden sonra okuduğum Diriliş eseri yazarın hayattayken çıkardığı son eseridir.Kitap kesinlikle diğer kitapları kadar her şeyiyle muazzamdı.Kitabın dışına bakarak uzun ve sıkıcı gibi görünebilir ancak tam tersine çok akıcı ve etkileyiciydi.Kitapta genel olarak diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ahlak,din,adalet,özgürlük,vicdan gibi konular işlenmiştir.Ama en çok ahlak,vicdan,din üzerinde durulmuştur.Konu olarak ise Nehlüdov isimli bir prensin gençken halaların yanına gittiğinde evin hizmetçisi olan Katyuşa’ya ilgi duyar ve hamile bırakır.Katyuşa her zaman prense karşı saf ve masum duygular beslemektedir.Ev sahibinin durumu öğrenmesiyle Katyuşa’yı evden kovar.Katyuşanın bebeği ölü doğar ve her şey onun İçin daha kötüye ve çekilmez bir hale gelir.Bundan sonrası hapse düşmesi,birisi aşkının prens Nehlüdov’un mahkemede jüri olması vb korkunç olaylar başına gelir.Kitabı elimden hiç bırakamadım.Dünya klasiklerini severlerin kesinlikle okuması gereken bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
637 syf.
Emin değilim ama SPOİLER içeriyor olabilir. Kitabı okumayan arkadaşlar paylaşımımı okuyup bana sövmesinler diye baştan uyarayım. :))


Kitap okumaya yeni başlayan arkadaşlar, bu kitabı okumaktan kaçacaklardır. Çünkü kitap yeni başlayanlara kalın ve sıkıcı gelebilir. Ama tek bir kelimesi gereksiz değil. Her sayfası dolu dolu sıkılmayacağınız bir klasik.


Kitap mahkemede jüri üyesi olan zengin kahramanımız Nehlüdov' un vicdan azabı ve mahkemeyi sorgulaması üzerine. Vicdan azabı çekmesinin sebebi eskiden yapmış olduğu bir hata sonucu kötü yola düşüp, cinayet işlemiş ve jüri üyesi olduğu mahkemeye getirilmiş olan Katyuşa ' dır. Çünkü teyzesinin evinde hizmetçi olan bu kızı kullanmış, sonra arkasını dönüp gitmiştir. Fakat kendisini gerçekten seven Katyuşa, bu olaydan sonra evden kovulup kötü yola düşmüştür. Mahkemede verilen kararla birlikte kahramanımızın vicdanını temizlemek için Katyuşa ile birlikte sürgüne gitmesi ve yaşadıkları anlatılıyor.


Kitap yazıldığı dönemde kilise tarafından yasaklı kitaplar listesine alınmış. Çünkü kitapta din adamlarını, mahkemeleri ve adaleti eleştirip sorgulamıştır yazar. Herkesin okuması gereken bir kitap.
637 syf.
·6 günde·9/10
Merhabalar yeni bir kitap incelemesi ile karşınızdayım. Diriliş, Tolstoy'un 5 büyük romanından biridir. 1899 yılında yayımlanan Diriliş'te Tolstoy, kiliseye ağır eleştirilerde bulunduğundan 1901 yılında kitabın ve Tolstoy'un Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden olmuştur.

Kitap mahkemede jüri üyesi olan zengin kahramanımız Nehlüdov' un vicdan azabı ve mahkemeyi sorgulaması üzerine. Geçmişte Maslova ile arasından geçenlerden dolayı vicdan azabı çekiyor onu yüzüstü bıraktığından dolayı Maslovanin kötü yollara düştüğünü düşünüyor. Spoiler vermeme adına detaya girmeyecem.

Kalınca bir kitap olması gözünüzü korkutabilir. Ama tek bir kelimesi gereksiz değil. Her sayfası dolu dolu sıkılmayacağınız bir klasik. Hatta ilk sayfadaki şu cümle için "Fakat insanlar, büyük yetişkinler, yetişkin insanlar, kendileri ve biribirlerini aldatmaktan vazgeçmiyorlardı. Insanlar, bu ilkbahar sabahını, tüm canlıların iyiliği için yaratılmış olan dünyanın bu güzelliğini, barış, dirlik düzenlik ve sevgi çağrıları yapan bu güzeliği değil, birbirlerine üstün gelmek için kendi uydurdukları şeyleri kutsal ve önemli sayıyorlardı." bille kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum. Kitap gerçekten etkileyici bir kitap herkesin okuyacağı kitaplar listesinde ilk sıralarda olması gereken bir kitap son olarak bir kaç alıntı ile incelemeyi bitiriyorum kitapla kalmanız dileğiyle
ALINTILAR

Halkın çektiği yoksulluğun başlıca nedeni, halkın da bildiği ve her zaman söylediği başlıca nedeni, karnını doyurabileceği biricik şey olan toprağın, toprak sahibi zenginler tarafından halkın elinden alinmiş olmasıydı.


Amerikalı yazar Thoreau,Amerikada köleliğin hüküm sürdüğü yıllarda köleliğin onaylandığı ve korunduğu bir devlette namuslu bir yurttaşa en uygun tek yeŕin hapishane olduğudur.

Otoritelerin dediğine uyduğum sürece değerliyim. Insan olarak duygu, düşünce ve eğilimlerim hiçbir değeri yok. Kendime özgü duygu, düşünce ve eğilimlerim aslında zararlı, acayip, bastırılması gereken utanılacak yönlerim.

Toprağın üzerinde çalışmayan birinin toprağa sahip olmaması gerektiğini ve her insanın topraktan yararlanma hakkı bulunduğunu düşünüyorum

Dünyadaki her şey neden bu kadar kötü, insanlar neden durmadan birbirlerine kötülük yapıyorlar, neden acı çektiriyorlar gibi sorular ortaya ciktigi zaman da bu konuları düşünmemek gerekiyordu.

Fakat insanlar, büyük yetişkinler, yetişkin insanlar, kendileri ve biribirlerini aldatmaktan vazgeçmiyorlardı. Insanlar, bu ilkbahar sabahını, tüm canlıların iyiliği için yaratılmış olan dünyanın bu güzelliğini, barış, dirlik düzenlik ve sevgi çağrıları yapan bu güzeliği değil, birbirlerine üstün gelmek için kendi uydurdukları şeyleri kutsal ve önemli sayıyorlardı.
637 syf.
·Beğendi·10/10
Kalınca bir kitap olması gözünüzü korkutabilir. Bi de klasiklerden olunca sıkılmayı düşünmeniz olası. Ama kendi adıma söyleyeyim okuduğum sayfalar arasında tekinde bile sıkılmamışımdır. 553 sayfa su gibi akıp gitdi.

Kitapta Nehlüdov`un vicdan muhasebesiyle karşı karşıya kalıyor, o her kendini, hükumeti sorguladığında siz de farketmeden kendinizi sorguluyorsunuz. Peki Nehlüdov neden vicdan azabı çekiyor? Kısaca anlatayım:
Maslova ( kitap boyunca kadının adı Nehlüdov`un dilinden Katyuşa diye geçer) kötü yola düşmüş, katil olmuştur. Katil olmasında aslında suçu olmasa da mühakeme olunur ve Sibir`e sürgün cezası alır. Nehlüdov da bu mahkemede tesadüfen jüri üyelerinden biridir. Katyuşa`nı görür tanır ve başına gelen bütün bu olaylardan kendini sorumlu tutar. Haksızda değildir aslında. Zira Katyuşa Nehlüdov`un teyzelerinin evinde hizmetçiyken ( 17 yaşında ) Nehlüdov onu yoldan çıkarır, hiçbir şey olmamış gibi yürür yoluna gider, olan Katyuşa`a olur, evden atılır. Kötü yola düşer. Nehlüdov onu koşulsuz sevdiğini gün geçtikçe anlar ve Katyuşa için elinden geleni eder. Onunla Sibir`e sürgünü de göze alır.

Kitap yazıldığı dönemde kilisede yasaklılar arasına alınmış. Buna başlarda anlam verememiştim çünkü Tolstoy kitaplarında şahid olduğumuz, ibretlik anlatım, Tanrıdan çok Allah demesi hatta bu kitapta sonuncu sayfalarda İncil`den alıntılar yaparak kapanışı yapmış. Okuduğum ve anladığım kadarıyla Tolstoy kilise adamlarını eleştirmiş, onları insanların saf dini inanclarından süiistimal ettiğini yoğun zekasıyla işlemiş. Bu kiliseleri kızdırabilir. :)

Kitapta yalnızca din konusunda değil, suç-ceza gibi toplumsal meselelerle ilgili de eleştiriler bulunuyor. Bazen Nehlüdov karakterinin ağzından bazen Nehlüdov’un karşılaştığı bir delinin ağzından Tolstoy eleştiriyi vermeyi başarıyor.

Ayrıntılar çok çok ama bir tane de boş yere anlatımın şahidi olmadım.

Yorumum çok uzun oldu. Bunun yanı sıra hiçbir şey anlatamamışım gibi hissediyorum :)

Keyifli okumalar.
637 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Diriliş, vicdan azabının ezici baskısını anlatırken, ceza hukukuna da ağır eleştiriler yöneltiyor. Eserlerinde ahlaki değerlere vurgu yapan Tolstoy, bu kitabında insan ruhunun, vicdanının ve inancının toplum tarafından öldürüldüğünü dile getirip, bunların yeniden dirilişinin mümkün olup olmadığını sorguluyor. Güzel bir Tolstoy klasiği tavsiye ederim
637 syf.
·29 günde·Puan vermedi
Merhabalar, hayırlı akşamlar...

---Uyarı: Spoiler İçerir---

Yaklaşık 29 gün sonra( ne süre ama  ) şükür ki kitabı bitirebildim. İncelemeye geçmeden önce sizden bir ricam olacak. Emek verip, zaman harcadığım bu incelemeyi sonuna kadar okumayacaksanız, lütfen hiç beğenmeyin. Bazen denk geliyorum uzun bir kitap incelemesi eklenmiş siteye daha 1 dk dolmamış onlarca beğeni yahu ne ara incelemeyi okudun, not aldın da sonra hemen beğeni butonuna tıklıyorsun bu resmen kolpalıktır.


Hiç şüphe yok ki, ‘’ Diriliş’’ Rus ve dünya edebiyatının en usta yazarlarından olan, Tolstoy’un, çoğu dilde sayısız kez basılan, milyonlarca okur tarafından okunan, beğenilen ve yazarı ölümsüzleştiren başyapıtlarından biridir.
Söz konusu Tolstoy ise, zaten eserleri damak tadı verecek, düşündürecek, sorgulatacak, hafızalara kazılacak…
Çünkü Tolstoy Aristokrasi sınıfı soyundan gelmesine rağmen bu sınıfı reddedip, halkın arasına karışan biridir. Naçizane fikrim şu ki Tolstoy bir sokak fotoğrafçısıdır. (Sevgi dolu bir fotoğrafçı…) Eseri okuduğunuz da fark edeceksiniz o sokak fotoğrafında prensler, generaller, ihtiyar hanımefendiler, köylüler ve mahkûmlar olacak.

Diriliş eseri kalın bir kitap bu sizi korkutmasın. Acaba sıkılacak mıyım? Hayır kesinlikle sıkılmayacaksınız, aksine hiç bitmesin diyeceksiniz. (https://1000kitap.com/vatansizricardo/Duvar/ dediği gibi ) Günlerce, haftalarca kim bilir belki benim gibi aylarca…(ki öyle de oldu  )

***Bir vicdani mahkemeyle başlar her şey …***

Prens Nehludov günlerden bir gün teyzesinin evine ziyaret eder. Teyzesinin evinde çalışan kadınlardan birinin yeğeni olan Katyuşa’ya aşık olur. Katyuşa 17 yaşında genellikle duygularıyla hareket eden biri.
Sonuç itibariyle Katyuşa hamile kalır. Prens evden gidince Katyuşa’ya bıraktığı sadece birkaç ruble para.
Tabi bu olanlar hakkında ev halkının haberi yok. Ta ki karnı şişen Katyuşa’yı gördükleri zaman.
Ev halkı Katyuşa’yı sokağa atar.
Katyuşa, köyde bir tanıdığının evine sığınır. Çocuğunu burada dünyaya getirir ve aileye daha fazla yük olmamak için evden ve köyden ayrılır. Şehire gitmeye karar veren Katyuşa çocuğunu kimsesiz çocuklar yurduna yerleştirir.( Ne yazık ki çocuk ölür )

Burada dikkatli olunması gereken şu ki bu olaydan hemen sonra Katyuşa hayat kadını olmadı.
Katyuşa gururlu bir kadındı. Evlere temizliğe gider ama erkeklerin , sarkıntılıklarına uğrar. İşten çıkar.
Katyuşa bir polisin yanında hizmetçi olarak çalışmaya başlar yine aynı senaryo.
Katyuşa yaşamak için bu kadar uğraşıp durduğu hayatta ne yazık ki ….
Meşakkatli ve acımasız hayat koşulları Katyuşa’yı bir hayat kadını yapar. Randevuevi sahibi bir kadınla tanışır ve burada çalışmaya başlar. Bir gün çalıştığı randevuevinin zengin müşterilerinden biri soyulur ve öldürülür. Olaydan bir gece önce Katyuşa işi gereği adamla birlikte bir otelde birlikte olmuştur. Adam Katyuşa’ya onun memnun etmesi için döver. Yan odaya gidip ağlayan Katyuşa’nın gönlünü almak için odaya giren soytarı Katyuşa’ya bir yüzük hediye eder.
Hediye etmez olaydı, bu tesadüf olaydan bir gün sonra soytarı adamın soyulup öldürülmesi haberi ortaya çıkar. Tüm gözler Katyuşa’ya döner ve iftiralar sonucunda tutuklanır. Hapse akabinde mahkemeye….

Mahkemede bir jüri var, sırada ki mahkemenin ne olduğunu ve kime ait olduğunu mahkeme esnasında öğrenen Prens Nehludov’dan başkası değildir.
Karşısına çıkartılan Katyuşa’nın , zavalı, çaresiz, o güzelliğinin halinde ki masumiyet ve çaresizliğini görür. Mahkeme kararı kızı suçlu bulup hapis cezası ve sonrasında Sibirya’ya gönderilmek üzere başlatılacak kürek mahkumiyeti verilir.
Bu görüş sonrası artık vicdanı bir azap başlar. Kızı bu hale gelmesindeki en büyük etkeni kendisi olduğunu belirten Prens, bir zamanlar aşık olduğu kıza yardım etmeye bazı olayların seyrini değiştirmeye karar verir.

Yaptığı ilk iş Katyuşa’nın yaşadığı eve gitmesi belki bir ümitle çocuğunu görmeye…
Çocuğun ölüm haberini alan Prens üzülür, vicdani azap daha da baskılanır.
Etrafına bakar ne görsün ?
Etrafını saran , sefalet içerinde olan halkı.
Halk dertlerini anlatmaya başlar. Borçlar içinde kaldıklarını, kendilerine ait olmayan toprakları ekip biçip, gelirinin çoğunu soylu sınıfa verdiklerini tek tek anlatırlar.
Kendi karınlarını doyurmak için, ormanlarda ağaç kestikleri esna da yakalanıp ağır cezalara kaldıklarını anlatır. Adalet eşitlik ister halk.
Prens saraylarda kalmanın etkisiyle, zevkleriyle bu köylü sınıfın yaşantısından haberdar değildir. Şaşırıp durur, kahyasına döner ağzından şu kelimeler çıkar.
‘’Nasıl oluyor da, tabii, ben de dahil olduğum halde, hiçbirimiz bu kadar meydanda olan gerçekleri görmemişiz ? Halk gerilemiş ve bu gerileme ile bağlılık kurmuş. İçinde yuvarlandığı yoksulluğa yavaş yavaş sürüklenirken sesini çıkarmamış, adeta göz yummuş, kadınları zorla çalıştırmış, susmuşlar; bu yüzden özellikle çocuklara bakılmamış...
Bu insanları alçaltan durum ile o derece bağdaşmışlar ki, bizde doğup büyürken hep bu hali göre göre onu doğal görmeye alışmışız.’’


Bu sefaletleri gördükten sonra halka topraklarına dağıtmaya başlar. Gariban halk ilk başta korkuyorlar çünkü şuana kadar hep çalıştırmışlar birer köle gibi. Bu davranışında kendilerini denedikleri konusunda düşünmüşler ve Prens’in itirazı ve ricaları üzerine toprakları almaya razı olurlar.
Prens bu karelerden sonra artık kendisi sorgulamaya karar verir. Kulaktan gelecek bilgilere kulağını kapatıp kendisi görecek, analiz edecek.
Katyuşa’nın da cezasına itiraz etmek, temyiz kararı için bir üst merciye başvurur, dilekçe verir.

Prens orda dönen oyunları da görür. Yapılan haksızlıklara sessiz kaldıklarını, kendi sefalarının derdine düştüklerini görür. Katyuşa’nın Sibirya’ya gönderilmesi kararına bu yaptıklarının yanlış olduğunu vurgular. Lakin sonuç adaletsizlikle bağlanılacak.
En son Çar’a bir dilekçe mektubu yazıp Sibirya’ya gitme hazırlığına başlar.
Sıra mahkumların Sibirya’ya gönderilme işlemlerinde, Prenste malının yarısını harcayıp Katyuşa’yla beraber yola çıkar.

***Tanrı aşkına bu sahne tam anlamıyla can yakıcıydı. Evet hepsi birer mahkumdu bu doğru lakin hala insanlar.
Sıcağın ortasında yürümeleri, susuz kalmaları, dövülmeleri, veremli olan mahkumlarla beraber yol almaları…***

Prens bu sahne de hükümete kiliseye müthiş bir eleştiri yapar.( Bu eleştiri Tolstoy’un Diriliş kitabının yasaklanmasına ve toplatılmasına neden olacak)
Sibirya’ya kalacakları yerlere yerleştiren mahkumları gören Prens müthiş bir vicdanla sarsılır.
Ölenler, delirenler, sakat kalanlar…
Ve beklenilen an Çar Katyuşa’nın haksız olduğunu cinayetin onunla bir alaka olmadığına hele şükür karar verir.
Kararı alan Prens, sevinçli şekilde Katyuşa’ya koşar.
Fakat bu zaman dilimin de Katyuşa’ya bir şeyler olmuştur. O kendi kafilesinde bulunan Simonson adında ki mahkuma aşık olur.
Prens defalarca evlenme teklisi yapmasına hep susan Katyuşa, tekrar evlenme teklifi alacağı hissine varır. Doğru bir his …
Prens’e haklı bir cevap gelir. Sen vicdanın için, hatanı onarmak için benimle evlenmeyi istiyorsun ama Simonson beni olduğu gibi kabul ettiği için, sevgi için seviyor.
Prens her şeyin farkında ve ağzında çıkan tek kelime. Nehlüdov yaptığıdavranışların sevgisizlik olduğunu sonunda gördü
Ağzından çıkan tek kelime

- Affedildi mi peki onu söyle?

+ Tanrı bilir.....


Bu devasa eseri kendi yaşamımızla ve toplumumuzla bir ilişkilendirirsek.
• Diriliş, burjuvaziye, kapitalizme olan öfkedir
• Diriliş, kolpa dincilere olan eleştiridir.
• Diriliş, haksızlılların sesidir.
• Diriliş, köylü sınıfına, işçiye, emekliye olan propagandadır.
• Diriliş, ötekileştirmenin karşıtıdır.
• Diriliş, haksızlık sonucunda hapishaneye yollanılan mahkumların sessiz bağırışıdır.
• Diriliş asgari ücrete olan protestodur.

*** DİRİLİŞ VİCDAN MAHKEMESİNİN SESİDİR, BAĞIRIŞIDIR !!!
Kitapsever dostlar bu kitabı mutlaka okuyun, çünkü bu kitap bir romandan daha fazlasıdır.

Keyifli okumalar…
592 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Sınıf çatışması, insan eliyle bozulup dünyevi çıkarlara hizmet eden dinin ve ceza hukukunun eleştirisi temel konusu üzerinde durulmuş. Ancak tüm bunlar özünde aynı noktada birleşiyor; Sevgisizlik ve hoşgörüsüzlük. Dünyada olma amacımız sevgidir diyor Tolstoy. Bu amaçtan saptığımızda her şey kötüye gitmeye başlar, bu kötülüğü önlemek için yapılan şeyler ise durumu daha kötü hale getirmekten başka bir işe yaramaz."
637 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10
Kitap hakkında söyleyeceğim ilk şey Tolstoy'a olan hayranlığımı arttırmasıdır. Keşke hiç bitmeseydi, değil 640 sayfa 1000 sayfa olsa yine sıkılmadan okurdum diyorum. Kitabın konusuna gelecek olursak;

Yazar, diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da tinsel konular üzerinde durmuş ve toplum eleştirisini, bilhassa da kahramanın kendi vicdanını eleştirmesini işlemiştir. Bu vicdan eleştirisi ile çıkılan yolda toplum yapısı derinlemesine yansıtılmış ve özellikle ceza hukukuna ağır eleştiriler yapılmıştır.

Öncelikli olarak adaleti sağlamayı meslek edinmiş/edinecek kişilerin üzerinde düşünmelerini istediğim kısımlardan birini buraya yazıyorum:

"Asırlardır suçlu saydığımız insanları idam ediyorsunuz. Ne oldu, kökü kazındı mı bunların? Kökü kazınmadı, tam tersine, verilen cezalarla ahlakı bozulan suçlularla ve koltuğunda oturup adam cezalandıran suçlu yargıçlarla, savcılarla, hapishane görevlileriyle sayıları arttı sadece."
400 syf.
·9 günde·8/10
Bu kitap ile Tolstoy okuma etkinliğinin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Böyle etkinlikler düzenlediği için Hakan S. hocama teşekkür ederim.

Diriliş deyince ben kitabın konusunu savaş ile ilgili sanmıştım.(Turgut Özakmanın kitabına gitti aklım.)Bir nevi savaşla ilgili kitap aslında. Nehlüdof'un kendi içinde vicdanen verdiği bir savaş.

Normalde kitapları karşılaştırmaktan hoşlanmam ama kitabı okurken Suç ve ceza, İki Şehrin Hikayesi kitapları geldi aklıma. Mahkeme sahneleri nedeniyle İki Şehrin Hikayesini; Nehlüdof'un gençken yaptığı şeyler nedeniyle vicdanen rahatsız olması açısından ise Suç ve Cezayı hatırlattı bana.

Genel olarak güzel bir kitap. Okurken yer yer sıkılsam da (Diğer karakterlerin hayatlarından bahsetmesinden dolayı.) akıcı bir kitaptı. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
...İnsan sanki inadına yapar gibi gider, hep yaralı yerini çarpar, bunun tek nedeni ise çarptığını ancak yaralı yerini vurunca fark etmesidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Diriliş
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059645638
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olympia Yayınları

Kitabı okuyanlar 6,2bin okur

  • Benitaa
  • ö
  • Mehmet ÖLCENER
  • Fatma Beyazkaya Aktaş
  • hayal kurdu
  • Cahan İsmail
  • Samet ölmez
  • Süleyman Akın
  • Nilsu Toraman
  • Ahmet Yula

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.1 (52)
9
%1.5 (26)
8
%2.1 (36)
7
%0.9 (15)
6
%0.8 (13)
5
%0.1 (2)
4
%0.2 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları