·
Okunma
·
Beğeni
·
15.913
Gösterim
Adı:
Diriliş
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133074
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olympia Yayınları
DİRİLİŞ
Tolstoy'un üç büyük romanından biri. 1899 yılında yayımlanan Diriliş'te Tolstoy, kiliseye ağır eleştirilerde bulunduğundan 1901 yılında kitabın ve Tolstoy'un Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden olmuştur. Tolstoy eserlerinde tinsel konulara ağırlık vererek, bulunduğu dönemin toplumsal sorunlarını irdeleyen ve bu sorunlara ışık tutmuş bir yazardır. Dirilişte ise bu konular fazlasıyla hakimdir. Uykuda yaşarken, uyanma hali denilebilir buna. Ahlaki mutluluğa erişme arzusu, kilisenin eksiklikleri ve Rus toplumunun çürümüşlüğü anlatılmıştır kitapta.

Öncelikle Diriliş'in ilham kaynağına değinecek olursam: Tolstoy'un evinde misafir olan hukukçu Anatolii Koni'nin kendi başından geçen bir hikayeyi anlatmasıdır. Savcı olarak görev yapan Koni'nin ofisine iyi giyimli, genç bir adam gelir. Ve Rozalia Oni adında bir hayat kadını hakkında Koni'den yardım ister. Hapishanede olan Rozalia ile evlenmek istiyordur. Ve kadında çok isteklidir bu evlilik için. Fakat savcı mutlu olamayacaklarını söyleyerek vazgeçirmeye çalışmıştır... (Devamı kitap hakkında ipucu sayılabilir.) Koni'nin hikayesi böyleydi.

Tolstoy'un bir diğer hassas olduğu konu cinsellik ve kadın erkek ilişkileri değil midir Peki? O dönemde yazılmış Kroyçer Sonat'a da uygun düşmektedir bu konu. Her iki hikayede de kontrolsüz duyguların tehlikesi gözler önüne seriliyor. Sonrasında Tolstoy Koni'den bu hikayeyi kullanabilmek için izin istemiştir. Ve Savcı Koni'nin hikayeyi anlatmasından iki sene sonra aniden yazmaya başlamıştır Tolstoy. Bu hikaye sadece bir çıkış noktası olabilir. Ama Tolstoy bu sefer daha öfkeli ve çarpa çarpa dile getiriyor o dönem gördüklerini. Mahkemeye, devlet görevlilerine, ceza sistemine ve kiliseye ağır eleştirilerde bulunarak, sadece yargılananların suçlu olmadığını bu kararlarda etkili olanların da olayın içinde ve daha çirkin olduklarını dile getirmekte.

''Ağır çalışma koşullarının hasta ettiği, bozduğu; sarhoşluğun, ahlaksızlığın serseriliğe sürüklediği, sersemleştirdiği bu çocuk işsiz güçsüz sokaklarda dolaşırken akılsızlığından bir ambara girdi, hiç kimsenin işine yaramayacak iki üç yolluk kilim aşırdı diye bizler, bütün bu okumuş, zengin, geleceklerine güvenle bakan insanlar yakalamışız; onu bu duruma düşüren nedenleri ortadan kaldırmaya çalışacağımıza, bu çocuğu cezalandırmakla her şeyi düzeltebileceğimizi sanıyoruz.''

''Suçlu saydığınız insanları birkaç yüzyıldır öldürüyorsunuz. Bitirebildiniz mi onları? Ne gezer! Üstelik çoğaldılar. Cezalarınızın iyice kötüleştirdiği suçlular doldurdu her yanı. Oturdukları yerde adam cezalandıran kendileri de suçlu yargıçlarınız, savcılarınız, sorgu yargıçlarınız, cezaevi yöneticileriniz de onlardandır aslında.''


Kitap Yekaterina Maslova (Katyuşa) adındaki bir hayat kadınının o gece birlikte olduğu adamı zehirleyerek öldürmesi ve parasını çalmış olduğu iddiasıyla bir mahkeme salonunda başlıyor. Prens Dmitri İvanoviç Neflüdof ise bu davada jüri üyesidir. Yıllar sonra Katyuşa'yı bir mahkeme salonunda görüp hatırlamasıyla Neflüdof'un dirilişi başlamaktadır. Neflüdof yıllar önce halalarının evinde bu hizmetçi kızı iğfal ettiği için bu kötü hayata ve cezaevine kendi yüzünden düştüğüne inanarak derin bir vicdan azabıyla sarsılır. Ve bu uyanışla birlikte tüm çaba ve vaktini Katyuşa için sarfetmeye hazırdır. Nereye giderse gitsin hangi cezayı alırsa alsın peşinden gitmeye razıdır. Ve evlenmek istediğini her fırsatta dile getirmektedir. Neflüdof'un zengin ve saygın yaşamını böylesine değiştiren sadece Katyuşa değildir elbet. Bu ahlaki ruhsal dirilişte birçok suçlu ondan yardım beklemektedir. Fakat Neflüdof'un varoluşsal duruşu, ahlaksız hale gelmiş bir toplum karşısında dürüst olma ve doğru yolu bulma çabaları epey sancılı geçecektir.

''Bu çeşit uyanmalardan sonra yaşayışına bir daha hiç ayrılmamaya kararlı olduğu bir yön verirdi. Günlük tutmaya başlardı. Ömrünün sonuna dek süreceğini umduğu yepyeni bir yaşam olurdu bu. Ama dünya nimetleri her keresinde avlardı onu. Kendi de farkında olmadan gene düşerdi. Üstelik bir öncekinden daha kötü bir düşüş olurdu bu.''

Kafasındaki sorulara sürekli yanıt arayan Neflüdof, Katyuşa'nın bu halinden artık tümüyle kendini sorumlu tutmaktadır. Ve Neflüdof şöyle düşünür:

''İki gülümsemede de aynı anlam vardı. Yalnız tek ayrılık var aralarında. Bu açık açık, 'Bana gereksinimin varsa al beni. Yoksa çek arabanı,' diyor. Ötekiyse bunları düşünmüyormuş, birtakım soylu duyguları varmış gibi göz boyamaya çalışıyor. Numara yapıyor. Oysa ikisinin de hamuru aynı. Bu hiç değilse yapmacık değil. Öteki yalancı. Dahası var, bunu yoksulluk düşürdü bu duruma; oysa öteki bu hoş, iğrenç, korkunç tutkuyla oynuyor, eğleniyor.''

Kitapta Rus toplumu anlatılsa da 'evrensel' konuların yer aldığını düşünüyorum. Resmi batıl inançlara karşı çıkmak, ceza sistemi, soylu ya da aşağı sınıf olmak, köylü, toprak sahibi, devrimciler, siyasi suçlular, kadın erkek, aşk, vicdani duygular... Ve daha fazlası. Kitabın Suç ve Ceza'yı ya da Ölüler Evinden Anılar'ı hatırlatacağını düşünüyorum yer yer. Ben Tolstoy'un vicdani duyguları böylesine açık ve net anlatmasından çok etkilendim. Tolstoy'un yaşamının son yıllarında din konularına ağırlık vererek, kilisenin batıl inançlarını ayıklayarak geçirdiğini düşününce kitabın sonu her ne kadar eleştiriye açık olsa da belki Tolstoy'a göre böyle bitmesi gerekiyordu. Onun tek amacı Katyuşa Ve Neflüdof'un hikayesini anlatmak değildi çünkü. Bir vicdan muhasebesiydi. Kitabı baştan sona, sadece Katyuşa ile Neflüdof'a ne olacak diye merak edip okuyanların az da olsa hüsrana uğrayacağını düşünüyorum.
Kimsenin tümüyle suçsuz ve masum olmadığını dile getiren, insan olmanın önemine dikkat çeken Tolstoy'un bu eseri okunmalı bence. Tavsiye ederim. Kitap hakkında bahsedilecek çok konu var. Aynı cümleler ile tekrara düşmek istemem. Son olarak: İyi ki böyle eserler var diyorum! Var ki; hatırlattığı başka değerli eserleri tekrar tekrar okutturma arzusu hissettiriyor insana...
Keyifli okumalar dilerim.
Tolstoy bende baya etki bıraktı bu eseri ile...
Etkilerinden şöyle bahsetmek isterim:

Başta kadın olmak... Geçmişte ve günümüzde hatta bu zihniyet iyileşmedikçe gelecekte de, dünyanın neresinde olursan ol, küçümsenecek, hor görülecek, dalga geçilip aşağılanacak insanlarız biz. Açık giyiniriz, güleriz; böylece göze batar, erkeklerin aklına girip, onları yoldan çıkartmak ile suçlanırız. Kapalı giyinir, ciddi oluruz; bu sefer de aceba bunun içinden ne çıkacak diye( sanki süpriz yumurta!) yine erkeklerin aklına fitne sokmakla suçlanırız.

Suç mu kadın olmak diye soruyor insan. O kadar değersiz isek neden varız bu hayatta? Tabiki özür dilerim unuttum. Üreyip, çoğalmak için!

Katyuşa daha gencecik kızken, masumca bir sevgi ve aşkla duygular besleyip saygı duyduğu Nehlüdov tarafından,ki Nehlüdov da ona aşık ama kendine engel olamadığından dolayı aldığı yaralar ile, beraberinde sefil bir hayat sürmüş.

Bu bize yabancı mı? Hayır. Hele bana hiç değil. Tanıdığım o kadar çok örnek var ki çevremde. Hatta aynısı bile var diyebilirim. Anlatayım:

Sevdiği adam askere gitmeden önce onunla nişanlanıp hamile kalan, askerden sonra da istenmeyen bir kadın tanıyorum. O haliyle ailesi de kapı dışarı etmiş. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken, ruhsal sağlığı zarar görmüş bir kadın... Oğlu şimdi 20 yaşında. Çalışıyor, hayatını bir şekilde devam ettiriyor. Ancak çevrede öyle pis yaklaşanlar var ki ona. Deli damgası da vuruyorlar ekstradan. İnsanlar empati yapmazlar. İnsanlar sadece yargılayıp, etiket yapıştırmayı bilirler. Sözde insanlar... Bu hep böyle mi devam eder? Nereye kadar? Gerçekten insan olana kadar...

Nehlüdov mahkemede karşılaşınca Katyuşa ile, "vicdan" muhasebesi yapıyor. Sonunda kendi vicdanını rahatlatmak için, biraz da bencilce yardım etmek istiyor Katyuşa'ya. Bunun doğruluğu tartışılır.

Tabiki es geçilmeyecek noktalarımız da var: Adaletsizlik...Her dönemde sorun teşkil ediyor, mahkemelerin haksız hüküm vermesi, güçlünün yanında olup, güçsüzü daha çok ezmesi... Değişmeyen şeylerden.

Kitabın sonlarına doğru Devrimcilere sempati duyan Tolstoy, bunu bize güzel bir üslupla hissettirmiş. Onların uğradıkları zulüm ve baskıları aktarmış.
Genel olarak eser sade ve akıcı olduğu için çabucak bitti. Okuyacak listemde yer alan bu eseri, Sevgili inci Hanımın düzenlediği etkinlik sayesinde öne çekmiş oldum. Teşekkürlerimi sunarım:)
Keyifli ve bol kitaplı okumalar dilerim...
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.062 Oy)7.330 beğeni19.837 okunma3.224 alıntı116.615 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.103 Oy)17.490 beğeni39.508 okunma2.118 alıntı165.416 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.857 Oy)8.145 beğeni26.025 okunma625 alıntı126.702 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.228 Oy)8.148 beğeni23.985 okunma1.898 alıntı102.477 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.093 Oy)4.807 beğeni16.012 okunma2.790 alıntı102.611 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.255 Oy)5.361 beğeni18.151 okunma687 alıntı92.280 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.004 Oy)12.476 beğeni31.755 okunma2.785 alıntı132.547 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.147 Oy)10.813 beğeni26.556 okunma1.383 alıntı139.755 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.972 Oy)8.364 beğeni23.238 okunma1.135 alıntı112.895 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.468 Oy)8.422 beğeni22.848 okunma1.455 alıntı105.623 gösterim
Emin değilim ama SPOİLER içeriyor olabilir. Kitabı okumayan arkadaşlar paylaşımımı okuyup bana sövmesinler diye baştan uyarayım. :))


Kitap okumaya yeni başlayan arkadaşlar, bu kitabı okumaktan kaçacaklardır. Çünkü kitap yeni başlayanlara kalın ve sıkıcı gelebilir. Ama tek bir kelimesi gereksiz değil. Her sayfası dolu dolu sıkılmayacağınız bir klasik.


Kitap mahkemede jüri üyesi olan zengin kahramanımız Nehlüdov' un vicdan azabı ve mahkemeyi sorgulaması üzerine. Vicdan azabı çekmesinin sebebi eskiden yapmış olduğu bir hata sonucu kötü yola düşüp, cinayet işlemiş ve jüri üyesi olduğu mahkemeye getirilmiş olan Katyuşa ' dır. Çünkü teyzesinin evinde hizmetçi olan bu kızı kullanmış, sonra arkasını dönüp gitmiştir. Fakat kendisini gerçekten seven Katyuşa, bu olaydan sonra evden kovulup kötü yola düşmüştür. Mahkemede verilen kararla birlikte kahramanımızın vicdanını temizlemek için Katyuşa ile birlikte sürgüne gitmesi ve yaşadıkları anlatılıyor.


Kitap yazıldığı dönemde kilise tarafından yasaklı kitaplar listesine alınmış. Çünkü kitapta din adamlarını, mahkemeleri ve adaleti eleştirip sorgulamıştır yazar. Herkesin okuması gereken bir kitap.
Kalınca bir kitap olması gözünüzü korkutabilir. Bi de klasiklerden olunca sıkılmayı düşünmeniz olası. Ama kendi adıma söyleyeyim okuduğum sayfalar arasında tekinde bile sıkılmamışımdır. 553 sayfa su gibi akıp gitdi.

Kitapta Nehlüdov`un vicdan muhasebesiyle karşı karşıya kalıyor, o her kendini, hükumeti sorguladığında siz de farketmeden kendinizi sorguluyorsunuz. Peki Nehlüdov neden vicdan azabı çekiyor? Kısaca anlatayım:
Maslova ( kitap boyunca kadının adı Nehlüdov`un dilinden Katyuşa diye geçer) kötü yola düşmüş, katil olmuştur. Katil olmasında aslında suçu olmasa da mühakeme olunur ve Sibir`e sürgün cezası alır. Nehlüdov da bu mahkemede tesadüfen jüri üyelerinden biridir. Katyuşa`nı görür tanır ve başına gelen bütün bu olaylardan kendini sorumlu tutar. Haksızda değildir aslında. Zira Katyuşa Nehlüdov`un teyzelerinin evinde hizmetçiyken ( 17 yaşında ) Nehlüdov onu yoldan çıkarır, hiçbir şey olmamış gibi yürür yoluna gider, olan Katyuşa`a olur, evden atılır. Kötü yola düşer. Nehlüdov onu koşulsuz sevdiğini gün geçtikçe anlar ve Katyuşa için elinden geleni eder. Onunla Sibir`e sürgünü de göze alır.

Kitap yazıldığı dönemde kilisede yasaklılar arasına alınmış. Buna başlarda anlam verememiştim çünkü Tolstoy kitaplarında şahid olduğumuz, ibretlik anlatım, Tanrıdan çok Allah demesi hatta bu kitapta sonuncu sayfalarda İncil`den alıntılar yaparak kapanışı yapmış. Okuduğum ve anladığım kadarıyla Tolstoy kilise adamlarını eleştirmiş, onları insanların saf dini inanclarından süiistimal ettiğini yoğun zekasıyla işlemiş. Bu kiliseleri kızdırabilir. :)

Kitapta yalnızca din konusunda değil, suç-ceza gibi toplumsal meselelerle ilgili de eleştiriler bulunuyor. Bazen Nehlüdov karakterinin ağzından bazen Nehlüdov’un karşılaştığı bir delinin ağzından Tolstoy eleştiriyi vermeyi başarıyor.

Ayrıntılar çok çok ama bir tane de boş yere anlatımın şahidi olmadım.

Yorumum çok uzun oldu. Bunun yanı sıra hiçbir şey anlatamamışım gibi hissediyorum :)

Keyifli okumalar.
Diriliş ...Nehludov'un Katyusa'yi igfal etmesiyle kötü yola düşen Katyusa'nin; hırsızlık ve katil olma suçundan yargilanma sürecini konu alır kısacası kitap ...Nehludov da bu dava da jüri üyesi olarak yıllar sonra yüzüstü bıraktığı Katyusa ile yuzlesecektir .


Esasen kitap çok derin ,konusu itibariyle "evrensel",zamansız bir kitap .Kitabın baş kahramanları Nehludov ve Katyusa...Konusu itibariyle dönemin hukuk sistemine ağır eleştiriler içerir .Hırsızlık,rüşvet ahlaksızlık ve hukuksuzlugun meşru görüldüğü,manevi değerlerin erozyona uğradığı bir dönem .
Tam bir toplumsal bir curumusluk söz konusu .Toplumsal felc hali ,sarıp sarmalamış herkesi .Nasıl felç bir organa geldiğinde onu islevsiz birakiyorsa;bu topluma indirgendiginde insanı diri tutan duyguların uyusturuldugunu ,islevsiz halini açıkça görüyoruz .Maalesef toplum içinde bunu bilerek ve isteyerek rıza gosterenler de var .Insanlar duyguları uyusturularak hayatta kalma,ayakta kalma çabası içindeler .Duyguları diri tutulursa altında ezilecekleri korkusu var .Bundan dolayı bakmıyorlar,görmüyorlar ,hatirlamamak için kendilerini sarhoslukla,bohemlikle uyusturuyorlar .Hakikatin sesi duyulmasın diye kasten çıkarılmış gürültü var.Bu gürültüyle insanlar görmesinler,isitmesin,dusunmesinler istiyorlar .Sürekli gündem degistiriliyor,surekli dikkatler başka tarafa çekilmeye başlanıyor .

Din sadece insanların pazarda "patates,domates" gibi haykirislari gibi "Bağışla" sloganları içinde kelimenin darligina hapsolunan,dilden kalbe inmeyen ,taklitten ibaret olan,yozlasmis,geçim kaynağı olarak sık sık anma törenleri yapılarak bagislanacagini düşünen ,ahlaksizligin onu alinamayam ticari bir meta ...Biliyoruz ki Ahlakı olmayan din,din değildir .Ahlak hırsızlık,rüşvet ,zinayi şahıslara,siyasilere,hakimlere vs göre meşru kilmaz,kayirmaz onları yani .Ahlaki terk edenler bırakın dindar olmayı,insan da olamaz.Bundan dolayı insana merhamet de edemez .

İşte Nehludov böyle bir toplumsal curumusluk içerisinde neşet etmiş, uyusturulmus milyonlarca insandan sadece birisi .Öyle ki alintida da belirtildiği gibi "Gereksinimlerini kısıtlama gereği duyduğu, eski paltosunu giymeye devam ettiği ve içki içmediği zamanlar herkes bu yaptıklarını tuhaşık olarak görüyor, av için ya da çok süslü bir çalışma odası için büyük paralar harcadığında ise herkes onun zevkini övüyor, pahalı eşyalar armağan ediyordu. Henüz bakir olduğu ve evlenene kadar da öyle kalmak istediği zamanlarda yakınları sağlığından kaygı duyuyorlardı." zevkin,sehvetin,paranın peşinde koştuğu an toplum tarafından alkislaniyor,tersi durumunda dislaniyor,hor görülüyor .

Ne zaman ki Nehludov'un ,Katyusa ile karşılaşmasında içindeki ilahi ben dirilmeye başladığında ,acıma hissi vücudunu bütün bütün sardığında ;onu çepeçevre etkisi altına alan hayvani yönün ceperlerini yirttiginda,karanlıkta bıraktığı perdenin hafif aralanmasiyla içeriye giren ışık huzmesinin kalbini sarıp sarmalamasiyla şefkat aşka galip gelmiştir .Bundan dolayı vicdanı diriliş gerçekleşmiştir artık Nehludov için..

Vicdan kelime anlamı itibariyle vecede kökünden gelir.Bulmak anlamına gelir .Insanın kendi içinde kurulan adalet ve ahlak terazisi , kendini duyma,iç bilis,kendini yorumlama...Vicdanı anneyle bebeğin beslenmesi için bir kordon gibi de düşünebilirsiniz.Şayet beslenme kaynakları Hakk'a ve hakikate açık tutulabilirse iyiye,ahlaklı olmaya,vicdanlı olmaya itebilir insanı .Bundan dolayı beslenme kaynaklarimizi tikayacak her türlü bohemlikten uzak tutmamız lazım vicdanimizi.Zaten Nehludov'un hikayesini okudugunuzda gerek ailede,toplumda ,askerlikte hep paranın ,hazzin,sehvetin ,yalanın vicdan kordonunu tikadigi bir bogulmusluk ,nefes alamamislik söz konusu .Hayat boş ,eğlen coş felsefesi hakim ...Haz ile hız arasında bir girdaba suruklenmislik söz konusu .Başkasının acısına ,yarasına,haksızlığa bakmamaya çalışıyor ,bakarsa etkilenecek.Neden başkalarına üzelerek kendi dünyamı mahv edeyim ki,benim dünyam da etkilensin ki diyor !..O yüzden hissetmeden yaşıyor ,ötekini görmeden ,kendi hazlari için yaşıyor .

Halbuki duymayı denese vicdanı bir iç ses olarak surekli hakikati haykirmakta.Iç ses konuşuyor ,konuşuyor ...O "kendi nefsani ben'ini muhafaza etmek için iç sesin ikazlarina kulaklarını tıkayıp ;diş sesini yükselterek dikkatini başka şeylere çekiyor .Hakikat ona yaptığı günahlardan,ahlaksizliklardan dolayı acı veriyor .Suçluluk duygusu oluşturuyor.Bununla yüzleşmek istemiyor .

Son olarak arkadaslar okuyanlar hatirlayacaktir.Faust incelemem de #26263363
altını çizmeye çalıştığım gibi ; Dr.Faust mutlu olmanın sırlarını arar .Şeytanla pazarlığa oturur .Mutlulugun yolunu bulmak için ...Şeytan da aşktan saltanata her türlü nefsani lezzetli tattirir.Faust tıpkı Nehludov gibi hiçbir lezzet almaz.Dr Faust'un lezzet duyduğu yer bir şehri sular altında kalmaktan kurtardığı yani bir fedakarlık yapabildiği nokta ...Neden bunu anlattı demeyin şimdi ? Nehludov 'un hapishanedeki mahkumlar için hizmet etmesi,Katyusa için yaptığı fedakarlıklar,mahkumlara acıma hissi,yardimseverligi,kimisinin masumiyetini ispat etmek için basvurdugu,yol katettigi onlarca merci ...İşte asıl lezzet,ruhani haz Nehludov için bu şekilde gerçekleşti .Tüm iyiliklerin nasıl vicdan genişliğine vesile oluyor ,kötülükler ise insanı nasıl vicdan darligina surukluyorsa;Nehludov da gerçek mutluluğu fedakarlikta,baskalarinin acısına kör kalmamakta,sağır kalmamakta buldu .

Aslında kitapta verilen altını çizmeye çalıştığım en önemli mesaj ;Vicdan bir insanın ne kadar insan olduğunu gösteren bir terazi... 3 gramlik mi 5,grlik mi ya da 5 tonluk mu ...Ne kadar insansın ???

Vicdan durulugunu koruyup da insan kalabilmek ümidiyle ...

Keyifli okumalar ....
Bu kitap ile Tolstoy okuma etkinliğinin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Böyle etkinlikler düzenlediği için Hakan S. hocama teşekkür ederim.

Diriliş deyince ben kitabın konusunu savaş ile ilgili sanmıştım.(Turgut Özakmanın kitabına gitti aklım.)Bir nevi savaşla ilgili kitap aslında. Nehlüdof'un kendi içinde vicdanen verdiği bir savaş.

Normalde kitapları karşılaştırmaktan hoşlanmam ama kitabı okurken Suç ve ceza, İki Şehrin Hikayesi kitapları geldi aklıma. Mahkeme sahneleri nedeniyle İki Şehrin Hikayesini; Nehlüdof'un gençken yaptığı şeyler nedeniyle vicdanen rahatsız olması açısından ise Suç ve Cezayı hatırlattı bana.

Genel olarak güzel bir kitap. Okurken yer yer sıkılsam da (Diğer karakterlerin hayatlarından bahsetmesinden dolayı.) akıcı bir kitaptı. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Diriliş, vicdan azabının ezici baskısını anlatırken, ceza hukukuna da ağır eleştiriler yöneltiyor. Eserlerinde ahlaki değerlere vurgu yapan Tolstoy, bu kitabında insan ruhunun, vicdanının ve inancının toplum tarafından öldürüldüğünü dile getirip, bunların yeniden dirilişinin mümkün olup olmadığını sorguluyor. Güzel bir Tolstoy klasiği tavsiye ederim
Bir günah bir hayata mal olacak cinsten.
Peki tövbe kapısı açık mı?
Bu günahın affı var mı?
Menzilimiz af, yolumuz çetin.
Affın yolu "yeniden doğmak"tan mı geçmekte?
Var mısınız DİRİLİŞ'e?

"İçimde uyanan bir kurt var" diyordu, öncesinde zevklerinin peşinde koşan, gününü gün eden, varlıklı, toprak sahibi, soylu Nehlüdov.

Aslında saf, temiz sevmişti en başında şehla gözlü güzel Katyuşa'yı. Ne olmuştu peki, şeytan mı girmişti içine? Nefis miydi onu günaha çeken?
Malesef olmuştu işte.
Günah gelmişti.
Hayat bitmişti.

Yıllar değil, bir ömür geçti diyordu Katyuşa. Evet senin umrunda olmadan geçen yıllar ona bir ömür demekti. Ama sen nerden bilecektin ki, sen sadece kendin için yaşıyordun, zevklerin için. Tanrı diyordun, iyilik diyordun hep kendin için, tatmin olmak için. Oysa umrunda mıydı çekilen acılar, yapılan işkenceler. Cebin doluyordu, bundan daha önemlisi ne olabilirdi? Makamın var, itibarın var, kralsın bu alemde. Ucu bucağı görünmeyen toprakların var. Sahi ne için inandığını bile bilmediğin Tanrı senin için yaratmıştı dimi o toprağı, sana bahşetti diğerlerini sömür diye, tekmele diye. Güç sendeydi ne de olsa. Sana tapardı ezdiğin halk, güce tapardı.

Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın malesef koyun gibisin kardeşim. Gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen. Bu dünyada bu zulüm senin sayende. Hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahatin çoğu senin canım kardeşim.

Bu cehalet, bu korku ne zaman sona erecek? Ne zaman bilgiye erişeceksin ve ne zaman dirileceksin? Gelmedi mi zamanı?

"Yok biz böyle iyiyiz sen Nehlüdov'a bak."

Alevini üflediği hayatın karşısında daha fazla direnemedi, vicdanının sesini durduramadı ve öldürdü kendini de yeniden dirilmek için Nehlüdov.

Yolunu seçmişti artık. Adalete, iyiliğe adadı kendini. Kahraman olmak değildi niyeti olmadı da zaten. İnsan olmak yeterliydi. Sevgiye ulaşmak için elinden geleni yapmalı, başaramazsa da o yolda yürümeliydi en azından.

Topraklarını halka dağıtmakla başladı işe. Çünkü inanıyordu ki hava kadar, su kadar, güneş ışığı kadar hakkıydı toprak insanoğlunun. Öğüt veren bol olur bu yolda. Ana babası yoktu ama kardeşi el olur adama. Üstün! sınıfından vazgeçiyorsun, arkadaş bildiklerin döner sırtını. Kolay olmayacak elbet ama direniyor dönmüyor kararından Nehlüdov.

Hapishanelerde çekilen çilelere şahit oluyor, sürgüne giden mahkumlara yol arkadaşı oluyor, haksızlığa ve zulme canlı canlı tanıklık ediyordu. Kulaktan duymadı, farkı olurdu çünkü duymakla yaşamanın.

Kim kime ceza veriyordu, kim kimi ıslah ediyordu?
Var mıydı hapisten çıkıp da düzelen? Tam tersi düzgün giren bozuluyordu.
Çünkü sevgi yoktu, günah boldu.
Suçlu suçluyu yargılayamazdı, günahkar günahkarı.

Olsun günah çıkartırdı papazlarımız. Klasik ayinlerini eda ederlerdi. Tertemiz olurdu gönüller. Öyle inanıyorduk. Adetlerimiz öyle gerektiriyordu, sorgulayamazdık, bağnazdık.

Din adamlarımızı da düşünmek lazım. Onlar da ekmeğinin derdinde.
Boş kalmasın cepleri, kalkmaz semaya elleri.

Sus ses etme, görmezden gel yoksa aforoz edilirsin tıpkı Tolstoy gibi. Daha da iflah olmaz artık Tolstoy.
Öyle mi?
Halk arkasında.
Çar bile bu halk sevgisini karşısına alamadı. Yoksa o da biliyordu dirilişi engellemeyi.
Sevginin gücü galip geldi.

Peki Nehlüdov ne oldu Nehlüdov?

Nehlüdov çıktığı yolda bütün meselelerin kaynağının sevgisizlik olduğunu gördü, anladı, idrak etti.

Affedildi mi onu söyle?

Tanrı bilir...
Katyuşa'ya yaptıklarından sonra hangi din temizler senin o kirli vicdanını!

"Din çok var,ruh tektir.Senin ruhun da ,benimki de ,onunki de aynıdır.Demek ki herkes kendi ruhuna inanırsa birleşecek insanlar.Kendine inanmalı insan,birlik o zaman olur ancak.(446)"

Sert bir giriş yaptığımın farkındayım zira hakediyor boyu devrilesice ... Hem Katyuşa'ya yanlış yapıyor hem de hatayı kabul edip suçuyla oturacağına suçunu yükleyecek başka bahaneler arıyor... Kitabı okurken bu adama gıcık olacaksınız demedi demeyin...

Kitapta dizivari bir hava var Anna Karenian'da da aynı hissiyata kapılmıştım.İnsanların yaşayışlarını ele alan bir roman olduğundan sanırım bu hissiyatı veriyor Tolstoyun klasik olmuş eserleri.

Tolstoy ne enteresan bir yazarsın.Seni hem seviyorum hem de çok kızıyorum.Romanlarında öyle şeylere değiniyorsun ki ne olursa olsun konu kadınların günahkarlığına ,erkeklerin melek gibi olmalarına geliyor.

"Erkeklerin kalpsizlikleri,kadınların güçsüzlükleri üzerine...(82)"
Bu alıntıdan da anlaşılacağı üzere ,Nehlüdof denen çapkın artist Katyuşa'yı kötü yola düşmesinin çukurunu kazan kişidir.Ama böyle mi diyor ; kadınlar zaten erkekleri günaha sokan varlıklardır ! Tabi tüm kadınlar için demiyor bunu Nehlüdof dini inancı olmayan kadınlar için diyor kendi iç sesiyle konuşurken.

Ne diyorsun Nehlüdof DUYAMIYORUM!!! İnsanlığın gerektirdiği şeyleri dine bağlamak ne kadar doğru... Ben hiç doğru bulmuyorum ,ne yani bir dine inanan kişi günah işlemez inanmayan kişi günahkar mıdır?

Aksine diniyle övünen bir çok arkadaşımdan yemediğim kazık kalmamıştır ,hatta yakın bir tarihte gizliden tehdit bile edildim... Allah'a şükür ki bir dinleri vardı yoksa yapacakları yanlışların önüne kim geçerdi... Beni yine bu olayın devamında teselli eden ateist arkadaşım ,yanımda olan ve destek veren... Oysa ki inandığı kimse yoktu ,kötü olması gerekmez miydi? Kimse yanlış anlamasın dine karşı değilim,ateist,deist vs... de değilim demek istediğim yanlış yanlıştır bunu size birinin emretmesi gerekmez aklınız bunun için var.Yanlış şeyleri yapmazsınız bunun için mükafat da beklemezsiniz ,yaşamın temel çarklarından biridir bu...

Böyle kızgın olduğuma bakmayın Nehlüdof sonra hatalarını telafi etmek için elinden geleni yaptı ,telafisi olur mu bazı şeylerin orası tartışılır tabi.

Diriliş Tolstoy'un üçüncü büyük eseridir. Romanda 19.yy sonu Rusya'da toplum yaşantısının farklı yanları dikkat çekilerek yazılmıştır.Anna Karenina okundu ,Diriliş okundu sıra Savaş ve Barış 'ta onda neyle karşılaşacağım bakalım. Okuduğum iki eserde de beni deli eden karakterler vardı. Ama sevdiğim bir tarafı var bu yazarın ,adını koyamadığım bir çekim... Bu nedenle okumaya deva edeceğim kendisini.

Ben Tolstoy seven biri olarak beğendim ,tavsiye ederim.İncelemenin geneline bakınca baya dolmuşum yani ,oh be rahatladım kaç gündür bunları içimde tuta tuta .
Kpss hazırlıklarına geri dönerken yeni bir incelemede görüşmek üzere... Sevgiler

https://www.youtube.com/watch?v=zdngjh5cy5E (en sevdiklerimden)
Çok güzel bir Tolstoy klasiği... Hapishanelerde yaşananlar, insanlar arasındaki sınıf farklılıkları, suç ve ceza kavramları üzerine gerçekten çok güzel tespitlerin yapıldığı sürükleyici bir roman. Nehlüdov'un vicdanını rahatlatması amacıyla başlayan serüven harikulade bir akışla güzel bir şekilde bitiyor. İşleyiş sırasında dini değerlerin de sorgulandığı bölümler de ayrı keyifliydi. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Tolstoy'un okuduğum ilk eseridir. Kurgusunda en ufak bir pürüz bile yoktu. Yer ve kişi betimlemeleri akıcı ve insanı romanın içinde hissettirmektedir. Ayrıca romanın acaba nasıl biteceğinin merak unsuru kurulmuştur.
Romanda Dimitriy adında asilzade bir Prens, gençlik yıllarında iken Katyuşa adında bir hizmetçiyle birlikte olur. Sonrasında onu ortada bırakıp başka yerlere gitmiş ve yıllar geçince unutur olmuştur. Kader onları 10 yıl sonra bir mahkeme salonunda yine karşılaştıracaktır. Katyuşa'nın Dimitriy'den sonra yaşamının alt üst oluşu ve Dimitriy'nin bu gerçeği 10 yıl sonra görüp kendisini suçlu hissedip onu düşmüş olduğu bataklıktan çıkarmaya çalışması anlatılmaktadır.
Yazarın bize vermek istediği iletiler ise Dimitriy'nin düşünceleri çerçevesinde aktarılmıştır. Dimitriy'nin topraklarını yoksul halka eşit biçimde dağıtmak istemesi, hapisaneye düşmüş insanların topluma kazandırılması gerekirken onları toplumdan daha çok dışlamanın zararı, haksız yere uzun süre hapis yatan insanları ve asıl suçluların onların suç işlemesine ortam hazırlayan kişiler olduğu benim romandan çıkarmış olduğum iletilerdir.
Merhabalar :)

Lütfen kitabın kalınlığına bakıp korkmayın akıcı bir kitap eğer meşguliyetiniz fazla yoksa iki günde biter.

Evet rus romanlarının karakteristik özelliği, derin karakter analizleri, yoldaki boyacının dahi sayfalarca hayat hikayesinin anlatılması, burada da mevcut :)

Kitaptaki betimlemeler harika bana Bediüzzaman'nın betimlemelerini anımsattı.
Kitap bir eleştiri niteliğinde aslında vicdan azabının insan hayatı üzerinde neden olduğu baskıları anlatan, aynı zamanda ceza hukukuna yönelik ağır eleştiriler içeren önemli bir roman.

Roman o zamanın Rus yargısını eleştirirken gelecekteki adaletsizliklere de adeta ışık tutmuş.
Sadece bir vicdan azabı romanı değil aynı zamanda ceza hukukuna yöneltilmiş keskin bir eleştiridir ayrıca taviani kardeşler tarafından filme de çekilmiştir.

Romanın kahramanlarından Katyuşa küçük yaşta ailesini kaybetmiş, iki yaşlı kadının evinde hizmetçi olarak yaşamını sürdüren, genç ve güzel bir kızdır.
Dimitri Nehludov ise erken yaşta babasını kaybetmiş, yirmili yaşlarında ve Rus Ordusunda görevli bir subaydır.
Katyuşa ve Nehdulov aşık olurlar ve birlikte olurlar.
Tabi Nehdulov çeker başını gider daha sonra kız hamile kalır ve evden atılır.
Bebeğini kimsesizler yurduna vermek zorunda kalır.
Kendisi de hayat kadını olur ve olaylar burdan sonra başlar...

Tolstoy öyle güzel anlatmış ki bize hayat kadınını sevdirdi.

Diriliş, Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyargalarını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyasının acımasız bürokrasisine yönelttiği eleştirel romanıdır.

Kısacası ezilenlerin,yolda kalanların gür sesi olmuş Tolstoy abimiz.
Sadece kendi çağının değil her çağın kitabı diyebiliriz.

İlginç kahramanlar, prensler, generaller, ihtiyar hanımefendiler, köylüler ve mahkûmlar...

Usta bir yazarın güzel bir eseri.

Diriliş Ertuğrul'u izlemektense Diriliş'i okumanızı herkese tavsiye ederim.

Esenlikle kalın.
"Cennete gitmeyi kim istemez canım, gel gör ki günahlar izin vermiyor."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 196 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sevgide daima bir an vardır ki o zaman bu duygu adeta doruğuna erişir, böyle bir anda da bilinç, düşünce, şehvet diye bir şey kalmaz.
''Halk can çekişiyor. Alıştırmış kendini bu yaşama. Yadırgamıyor. Çocuklarının ölmesi, kadınların güçlerinin yetmeyeceği işleri yapmak zorunda bırakılmaları, herkesin, özellikle yaşlıların kötü beslenmeleri olağan geliyor onlara. Halk yavaş yavaş öylesine alışmış, benimsemiş ki bunu, yaşayışının korkunçluğunu göremiyor, yakınmıyor. Bu yüzden biz de bu durumun olağan olduğunu sanıyoruz.''
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 292 - İletişim Yayınları
Evlenme düzensiz bir cinsel yaşama son vererek, insana aile ocağının hoş yanlarını, ahlaka uygun bir yaşam sürme olanağı veriyordu. Ve asıl önemlisi de buydu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Diriliş
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059133074
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olympia Yayınları

Kitabı okuyanlar 2.231 okur

  • Onur Yüzer
  • Selim Seyfullah SANLAV
  • Nuray Durmuş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları