Fakat benim kendi görüşlerim var ve kendi zevklerimi, hep birden aynı görüşü benimseyen insanların yargısına tabi kılamam. Eğer bir şeyi sevmezsem sevmem, hepsi bu; salt türdeşlerimin çoğunluğu bunu beğendi ya da beğendiğini farz etti diye benim de onları taklit edip bundan haz almam için hiçbir sebep yok. Sevdiğim ya da sevmediğim şeylerin modasını takip edemem.
Martin'in zihninin hareketlenmesini ve seyrini takip edemiyor, ne zaman Martin'in aklı kendi aklına üstün gelse, onun hatalı olduğu yargısına varıyordu. O güne dek kimsenin aklı Ruth'un aklına üstün gelmemişti. Babasının, annesinin, ağabeylerinin ve Olney'nin düşüncelerini anlayabiliyordu; ama Martin'i anlayamadığı zaman hatanın onda olduğunu düşünüyordu. Bu, evrensel düşünceye akıl hocalığı yapmaya çalışan o eski dar görüşlülük trajedisiydi.