-Yaşamımızı özgür irademizle, karar vererek yönlendiremiyoruz. Yaşam denilen şeyin kendisi sinirlerle, dokularla, hücrelerle ilgili bir şeydir; düşünceler bu hücrelere gizlenir, arzular buralarda konuşlanıp hayaller kurar. Sen kendini güvende hissedebilirsin, gücünün kuvvetinin yerinde olduğunu zannedebilirsin. Fakat bir odada ya da gökyüzünde tamamen tesadüfen gözüne çarpan bir renk tonu, ya da bir zamanlar sevdiğin bir parfümün kokusu derinlerde gizli saklı anıları getirip önüne koyar. Çoktan unutulmuş bir şiirin aniden karşına çıkan bir dizesi, epeydir çalmadığın bir müziğin ezgisi; yaşamımız bu tür şeylere bağlıdır Dorian. Browning bununla ilgili yazmıştı; duyu organlarımız bizim yerimize hayal eder. An gelir beyaz bir leylağın kokusu burnuma çarpar ve ben hayatımda geçirdiğim en tuhaf ayı yeniden yaşamak zorunda kalırım.
- Öyle söyleme Harry. Ruh müthiş bir realitedir. Alınıp satılabilir, takas edilebilir. Zehirlenebilir, kusursuzlaştırılabilir. Hepimizin ruhu vardır. Bundan adım gibi eminim.
- Öyle olduğundan emin misin Dorian?
-Kesinlikle
- O zaman bu bir yanılsama olmalı çünkü insanın tamamen emin olduğu şeyler hiçbir zaman doğru değildir. İnançlı olmanın açmazı da romantizmin bize öğrettiği ders de budur işte.
-Suç işlemek görgüsüzlüktür; aynı şekilde, görgüsüzlük etmek de suçtur. Cinayet işlemek senin fıtratında yok Dorian. Bunu söyleyerek gururunu incittiysem özür dilerim ama inan doğruyu söylüyorum. Suç işlemek tamamen alt sınıflara özgüdür. Onları zerre kadar suçlamıyorum. Sanat bizim için neyse suç işlemek de onlar için o; olağanüstü heyecanlar yaratmanın bir yolu.