"Ah dostum John, dünya garip, dünya üzücü; esrar, keder ve dertlerle dolu. Yine de Kral Kahkaha geldiğinde her şeyi, çaldığı müziğe göre dans et-tirir. Kanayan yürekler, kilise mezarlığındaki kuru kemik-ler, düştüklerinde yakan gözyaşları, hepsi birlikte, onun gülümsemeyen ağzıyla yaptığı müzikle dans eder. Ve inan bana dostum John, gelişi iyi ve naziktir. Ah, biz erkekler ve kadınlar farklı yönlere doğru gerilerek sıkıca çekilen ip-ler gibiyiz. Sonra gözyaşları gelir ve ip üzerinde yağmur damlaları gibi bizi bağlar, ta ki gerginlik çok fazlalaşıp biz dağılana kadar. Ama Kral Kahkaha güneş ışığı gibi gelir ve gerginliği yeniden gevşetir ve biz işimiz her ne olursa olsun devam etmeye katlanabiliriz."
Aklından çıkarma ki kapıyı çalıp 'girebilir miyim?' diyen bir kahkaha gerçek bir kahkaha değildir. Hayır! O bir kraldır ve istediği zaman ve istediği gibi gelir. Kimseye sormaz, zaman uygun mu diye bakmaz.
O kadar keyifsiz, hayat da dahil olmak üzere dünyadan ve içindeki her şeyden o kadar bıkkınım ki şu anda ölüm meleğinin kanat çırpışlarını duysam umurumda olmazdı.