Napolyon'un en fazla kötüye kullanılan, Tanrı'nın büyük taburların (güçlünün) yanında olduğu deyişi, İskender'in sayıdan ziyade kalitenin önemli olduğu ilkesiyle çelişmiştir. Üstün vuruş kabiliyetiyle birlikte üstün hareket kabiliyeti, insan gücüne çok güvenen bir orduyu bir kez daha mahvetmişti.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zafer, tanklara artık hiç kimsenin karşı koyamayacağını gösterdi. 1917 yılı tankların aklanma yılı olduysa, 1918 de zafer yılı olmuştu. Ancak yüzlerce tank yerine binlerce tank mevcut olmuş olsaydı, hayatların bedelinin daha ucuz olmuş olabileceği ciddi bir görüştür. 1917 yılının kısıntılı üretim programı çerçevesinde üretilen tank miktarı, zaferi kazanmak için yeterli oldu; fakat ölenleri geri getiremedi. Tankın zor geçen başlangıç dönemi, gelecek nesiller için ibret olmalıdır. Böylece şayet savaş onları girdabına çekerse diğerlerinin tecrübelerinden yararlanabilirler ve kendileri bedel ödemezler.
15 Eylül 1916'da savaşın yeni silahı ilk çetin sınavını verdi ve o günkü İngiliz hücumunun Somme taarruzunun dönüm noktala-rından birisi olmasına yardımcı oldu. Bu harekât, gelişiminin tes-piti için büyük ölçekli harita ve büyüteç kullanmayı gerektirmeyen birkaç taarruzdan birisidir. Fakat çok daha önemlisi, tankın göl-gesinin savaşın bütün geleceğini kaplamış olmasıydı. Bu nedenle tank, savaş tarihinde Somme'un tarihinde meydana getirdiğinden daha büyük bir dönüm noktası oluşturduğundan, savaşın tarihin-de daha da büyük bir dönüm noktası meydana getirmiş olması muhtemeldir.
Çünkü bu yeni silah-tank- muharebe sahasında hareket vası-tast olarak insan ayağını motor gücüyle ikame ederek ve insanın derisi yerine zırhın kullanımını ya da koruma amacıyla tahkimatı hayata geçirerek savaşın çehresini değiştirmişti. Şimdiye kadar as-ker, hareket etmek istediğinde ateş edemiyor ve gizlenmek istedi-ğinde de hareket edemiyordu. 15 Eylül 1916'da ateş gücü, hareket ve korumanın aynı anda tek bir unsurda birleştiği görüldü - mo-dern savaştaki bu avantajdan o zamana kadar sadece denizde sa-vaşanlar yararlanmıştı.
Fakat her ne kadar karadaki deniz savaşı tankın nihai bir sonu-cu olsa ve önceden "kara gemisi" (landship) ismiyle imal edilse de, asıl niyet, savaşı hareketsizliğe (siper savaşına) ve yıpratma taktiği-ne dönüştüren makineli tüfek ile dikenli telin ittifakına karşı daha sınırlı ve daha acil uygulanabilir şekilde bir panzehir geliştirmekti.
Bu çare, İngiliz zekâsının Birinci Dünya Savaşı sırasındaki en önemli eseriydi. Bununla birlikte bu çarenin, çok geçmeden mu-harebe alanlarında ortaya çıkacak sembolik ilişkisi göz önüne alındığında, Atlantik ötesi ile temel bir bağlantısının var olduğu görülmektedir. Zira hem sorunun hem panzehirin kaynağı Ameri-ka'ydı. Siperlerdeki