Savaş cehennemdir, fakat bu gerçeğin yarısını bile yansıtmaz, çünkü aynı zamanda gizemdir savaş; dehşettir, serüvendir, cesa-rettir, keşiftir, kutsaldır, merhamettir, umutsuzluktur, özlemdir, Gerçekler çelişkilidir. Savaşın grotesk olduğu tartışılabilir ör-neğin. Fakat savaş güzelliktir de aslında. Bütün dehşetine rağ-men, çatışmanın o müthiş görkemi karşısında ağzın bir karış açık hayret içinde kalakalırsın. Mermi izlerinin karanlığın içinde par-lak kırmızı kurdeleler gibi çözülmesini seyredersin. Soğuk, ka-yıtsız bir ay çeltik tarlalarının üzerinde yükselirken pusuya yatarsın. Hareket halindeki birliklerin akıcı simetrisi; ses, biçim ve orantı uyumu; helikopterden aşağı doğru yayılan o büyük metal-ateş tabakaları; aydınlatma fişeklerinin beyaz fosforu; napalmın pembe-turuncu parlaklığı; roketlerin göz kamaştırıcı kırmızılığı. İnsanda hayranlık uyandırır bütün bunlar. Güzel değildir, tam olarak. Şaşırtıcıdır. Göz doldurur. İnsana hükmeder. Sen nefret edersin, evet, fakat gözlerin etmez. Öldürücü bir orman yangını ya da mikroskobun altında kanser gibi; bir çatışma, bomba sal-dırısı ya da top salvosu kesin ahlaki kayıtsızlığın o saf estetiğine haizdir -güçlü, amansız bir güzellik- ve gerçek bir savaş hikaye-si bunlara dair gerçekleri anlatır, her ne kadar çirkin olsalar da.
Savaşı genellemek barışı genellemekten farksızdır. Neredey-se her şey doğrudur. Neredeyse hiçbir şey doğru değildir. Özün-de, belki, ölümün bir başka adıdır savaş, fakat her askerin size söyleyebileceği gibi -doğruyu söylüyorsa şayet- ölüme yaklaşmak beraberinde hayata yaklaşmayı da getirir. Ateşli bir çatışmayı mutlaka canlı olmanın büyük mutluluğu izler. Ağaçlar canlıdır. Otlar canlıdır, toprak canlıdır - her şey canlıdır. Etrafındaki her şey canlıdır, sen de aralarındasındır ve bu canlılık içini