Çok kez gerçek bir savaş hikayesine inanamazsınız. İnanı-yorsanız, kuşkuyla yaklaşın. Güvenilirlik meselesidir. Genellikle çılgınca gelen şeyler gerçek, normal gelen şeyler değildir; çünkü normal şeyler Gerçekten inanılmaz çılgınlıktaki şeylere inanmanızı sağlamak için gereklidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herhangi bir savaş hikayesinde, özellikle gerçek bir hikaye ise, olanı olmuş gibi görünenden ayırmak zordur. Olmuş gibi gö-rünenin kendi gerçekliği vardır ve o şekilde anlatılması gerekir. Görüş açıları çarpıktır. Bir bubi tuzağı patladığında gözlerini ka-payıp başını eğer ve kendi dışına taşarsın. Biri öldüğünde -Curt Lemon'un öldüğü gibi- başını başka tarafa çevirir, ardından bir an için geri bakar, sonra tekrar başka tarafa çevirirsin. Görün-tüler karışır; pek çok şeyi kaçırırsın. Daha sonra, birine anlatırken hikayeyi gerçek kılan, fakat aslında katı ve kesin hakikatin sırf bize göründüğü gibi aktarımından ibaret olan o gerçeküstülük hep vardır.
Gerçek bir savaş hikayesi asla ahlaki değildir. Öğüt vermez, erdemli olmaya teşvik etmez, doğru insani davranış modelleri önermez, insanları her zaman yaptıkları şeyleri yapmaktan alıkoy-maya çalışmaz. Bir hikaye size erdemli geliyorsa ona inanmayın. Bir savaş hikayesinin sonunda kendinizi iyi hissediyor, ya da bu büyük ziyandan ahlaklı bir şeyler çıkabileceğini düşünüyorsanız çok eski ve korkunç bir yalana kandınız demektir. Ahlak diye bir şey yoktur. Erdem yoktur. Dolayısıyla, ilk kural, bir savaş hikaye-sini müstehcenlik ve kötülüğe tavizsiz ve kesin olarak bağlı kala-rak anlatma gerekliliğidir.