Bir insan nasıl irrasyonelle yaşayamazsa iki insan da yaşayamaz, iki bin insan da iki milyar insan da... İnsan nasıl gerçekliğe meydan okuyarak başarılı olamazsa, bir ulus da olamaz, bir ülke de bir dünya da... A, A'dır. Gerisi zaman meselesidir, kurbanların cömertliğine göre sağlanmaktadır.
Hak kavramını unutmuş olan sizler, hakların Tanrı'dan bir armağan olduğu, bu doğaüstü armağanın inançla kabullenilmesi gerektiği iddiasıyla, toplumdan armağan olduğu ve toplum isterse geri alınabileceği iddiası arasındaki kaçamakları yaşıyordunuz. Insanın haklarının kaynağı ne ilahi bir yasadır ne de meclisten çıkma bir yasadır. O haklar kimliğin yasasıdır. A, A'dır, insan da insandır. Haklar, insanın doğası gereği, doğru dürüst var olabilmesi için şart olan koşullardır. Eğer insan dünya yüzünde yaşayacaksa aklını kullanması, kendi özgür iradesiyle hareket ermesi, kendi değerleri uğruna çalışması ve çalışmasının ürünunü kendine saklaması onun haklarıdır. Eğer amacı dünyada yaşa-maksa, rasyonel bir insan olarak yaşamaya hakkı vardır çünkü doğa ona irrasyonel olmayı yasaklamaktadır.
Bir insanın kendi sevincine, neşesine ulaşma savaşından vazgeçmesi kadar iğrenç, korkak bir eylem olamaz. Kendi varoluş hakkını kullanmaktan korkması, bir kuşun, güneşe uzanmaya çalışan bir çiçeğin kendi hayatına gösterdiği sadakatin gerektirdiği cesarete bile sahip olmadığının işaretidir. Sizin sevap saydığınız, adına tevazu dediğiniz o günahın koruyucu paçavralarını üzerinizden atın. Kendinize değer vermeyi öğrenin. Bunun anlamı, kendi mutluluğunuz için mücadele etmektir... Gurur denilen şeyin tüm iyilik ve sevapların toplamı olduğunu öğrendiğiniz zaman insan gibi yaşamayı öğrenmişsiniz demektir.