şafak
barok
pırag'da bir yandan ağarıyor ortalık
bir yandan da kar yağıyor
sulusepken
kurşuni.
pırag'da ağır ağır aydınlanıyor barok:
huzursuz, uzak
ve yaldızlarında kararmış keder.
ölen bir yıldızdan uçup gelen kuşlara benziyor
dördüncü şarl köprüsü'nde heykeller.
pırag'da ilk tıranvay çıktı deposundan,
camları aydınlık, sarı sıcak.
ama biliyorum
içi buz gibi soğuktur:
ilk yolcunun soluğuyla ısınmadı henüz.
pırag'da pepik sütlü kahvesini içiyor,
beyaz mutfakta tahta masa tertemiz.
pırag'da bir yandan ağarıyor ortalık
bir yandan da kar yağıyor
sulusepken
kurşuni
pırag'da bir araba geçiyor
tek atlı bir yük arabası
yahudi mezarlığının önünden.
bir başka şehrin hasretiyle yüklü araba,
arabacı ben.
pırag'da ağır ağır aydınlanıyor barok:
huzursuz, uzak
ve yaldızlarında kararmış keder.