"Ben, sevgiyi bir lütuf gibi bekleyen o küçük kız çocuğunu çoktan geride bıraktım. Bir evde doğdum ama o eve ait olamadım; çünkü hakkım olan sevgi erkek çocuklarına, huzurum ise hırslara kurban edildi.
Ablamın kurduğu tuzaklarla, babamın önyargılarıyla ve annemin sessiz acımasızlığıyla tek başıma savaştım. Kimse elimi tutmadı, aksine düştüğümde kalkmamam için yollarımı kestiler. Ama fark etmedikleri bir şey vardı: Ben, onların beni hapsetmeye çalıştığı o karanlık odalarda kendi ışığımı yakmayı öğrendim.
Şu an arama koyduğum o mesafeler, bir saygısızlık değil; ruhuma borçlu olduğum bir huzurdur. Hakkımı teslim etmeyenlerin, beni duymayanların ve yoluma taş koyanların artık hayatımda gölgesi bile olamaz.
Ben artık başkalarının 'emaneti' değil, kendi hayatımın tek sahibiyim. Gözlerim hala doluyor olabilir ama bu bir zayıflık değil, verdiğim mücadelenin onurudur. Ben artık o küllerden doğan Simurg’um; kanatlarım yaralı olabilir ama uçmayı kimseden öğrenmedim, kendim keşfettim."