Hanım Demir

Gençlere hitap eden ve zihnindeki gençliği ifade eden bir eseridir.
10/10
·68 syf.··
2020 98. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2020 11:04
Bir ruh savaşı içerisindeyiz ve bu ruh savaşında birer diriliş işçisiyiz. Kitabın besmelesi bir savaşın ilanı ve bir idrak çağrısı olarak çekilmiş. Ruh; sürekli olarak Allah’ı bilme, Allah’ın huzurunda olma savaşı içinde olacaktır. Diriliş, ruhun açtığı bu savaşı sürekli sürdürme ve bu savaştan süreli olarak başarılı çıkmasıdır. “ Diriliş yüklü bulutlarda linyit dumanının göğe salınmış gölgesini özdeş sanma.”#91297544 Diyor üstat Sezai Karakoç ve bu cümle bize Cemil Meriç’in “Olimpos dağının çoçukları, hira dağının evlatlarını asla kabul etmeyecektir.”cümlesini hatırlatır. Doğulu ya da mutlak Batılı saymadığını belirtiyor. Biz biliyoruz ki yeryüzü bize mescit kılındı o halde Doğu da Batı da Benimdir! Sezai KARAKOÇ adeta harflerle haykırıyor: “Şeytanın kentini dağıtmaya ant içmişim.” Kitapta diriliş erinin görevlerinden de bahsediyor: doğuyu ve batıyı iyi bilmeli, eski medeniyetleri tanımalı, ekonomiyi bir amaç olarak değil araç olarak görmeli, kelimenin özüne inmeli ve kelimeyi yaşamalı. Mutlaka okuyun! Okutturun! Geç kalmayın! Keyifli okumalar diliyorum.
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dünyanın Rengine Kanma
7/10
·80 syf.··
2020 97. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2020 21:56
Yaşam ve ölümün o ince çizgisini çok iyi anlayacaksınız. İvan İlyiç, ailesinin gözde çocuğu, efendiliğinden ödün vermeyen başarılı bir çocuktur. İlyiç memuriyet hayatıyla başladığı kariyerine yüksek rütbeli yargıçlığa yükselerek devam eder, ta ki hastalanıncaya dek. Evlilik gibi bir düşüncesi bile yokken o da çoğu insanın yaptığını yapar, kendine uygun olduğu için ve etkilendiğini düşündüğü için ani bir kararla evlenir. Karısı ile çocuklarının da olmasıyla sürekli tartışma halindedirler. Eski huzuru bir türlü yakalayamazlar ama hayatını hep ” başkalarının ne diyeceği, başkalarından nasıl takdir göreceği ” düşüncesiyle yaşadığı için evliliğine devam eder. Geçirdiği ufak bir kaza sonucu aldığı darbeyi önemsemez fakat gittikçe artan ağrılar onu yavaş yavaş sona götürecektir. Hastalığı artar, bir anda hiç düşünmediği ölümü düşünmeye ve beklemeye başlar. İvan İlyiç’in her geçen gün ölüme yaklaşırken çevresindekilerin duyarsız tavırları onu daha da çok yıpratır. Özellikle eşinin normal hayatına devam etmesi ve daha ölmeden arkadaşlarının makam ve koltuk kavgalarına tutuşmaları İlyiç’e çok acı verir. İvan bu durumun bir başkasının değil de kendi başına gelmesini adaletsiz bulur ve sebebini sorgulamaya başlar. Tanrıyla, çevresiyle, kendisiyle bir hesaplaşmaya girişir, ölümü irdeler. -“Ölüm nerede? Ne ölümü? Korku diye bir şey yoktu. Ölüm yoktu ki korku olsun!” - “Ölüm bitti.”dedi kendi kendine. “ Artık yok!” Ve derin bir nefes almak ister ama nefesi veremeden hayatı sona erer. Hayatı gerektiği gibi, bilinçli olarak dolu dolu yaşaması dileğiyle... Keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Karbon Kitaplar · 201861,1bin okunma
Uçurtma Avcısı
9/10
·375 syf.··
2020 58. kitabı
Khaled Hosseini 2003 yılında yayımlamış olduğu ilk kitabı Uçurtma Avcısı (The Kite Runner), uluslararası alanda beğeni kazanmış ve birçok dile çevrilmiştir. Yazar bu ilk kitabında kendi hayatından esinlenerek Afganistan’da yaşanan ve günümüze hala bir sonuca ulaşamayan iç savaşın izlerini taşımıştır. Amir ve Hassan'ın arkadaşlığını görüyoruz ilk önce. Amir ve Hassan Kabil'de, monarşinin son dönemlerinde birlikte büyüyen iki çocuktur. Amir varlıklı ve tanınan bir işadamının oğlu, Hassan ise Amir'lerin hizmetkârının oğlu. Ancak Amir'in babası Hassan'ı kendi oğlundan ayırmıyor ve ikisi kardeş gibi büyüyorlar. Amir içten içe Hassan'ı kıskansa da Hassan Amir'e ölesiye bağlı.Akıllardan çıkmayacak bir diyalog Hassan'ın sadakatini anlamamıza yardımcı oluyor. Amir,'Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?' diye soruyor ve 'Tabii ki yerim Amir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?' cevabını alıyor. Her şeye rağmen güzel bir hayat sürerken Sovyet işgaliyle birlikte Afganistan'da tüm hayat altüst oluyor. Bundan sonrası değişen yaşamlar, kaderin cilvesi, geçmişte yaşanan ihanet ve pişmanlıklar... Sırasıyla, Amir’in Hassan’a ihanetini görüyorum; boğazım düğümleniyor. Rus askerinin geçiş bedeli olarak kucağında bebeğiyle oturan kadınla "20 dakikacık yalnız kalma" isteğine sessiz küfrediyorum, zinâ yapan kadının bir futbol müsabakasının ardından taşlanmasını görüyorum ilk taş atılıyor ve dolu dolu bir "tak!" sesi geliyor kafasından; kirpiklerim bile diken diken oluyor. Kadını elden ayaktan tutup, bir paçavraymışçasına kamyonetin arkasına fırlatıyorlar. bu sefer daha tok bir ses çıkıyor, iç çekiyorum derinden!.. The Kite Runner; suçluluk, pişmanlık, telafi, aile, ikinci şans, nefret, sadakat ve en önemlisi gerçek dostluk hakkında size verebileceği
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,5bin okunma
Yusuf'un Öyküsü
9/10
·224 syf.··
2020 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2020 19:03
Merhaba 1k okuyucuları :) Sabahattin Ali’yi çoğu insan her ne kadar Madonna ile tanımış olsa da Yusuf ile tanımak ayrı bir hazdır. Yusuf, Madonna kadar sosyal mecrada popülariteye ulaşamamışsa da; bence ikisi de bir birinden ayrı karakterler olup, ikisi de karakteristik kişiliğin zirveleridir. Anne ve babası gözleri önünde katledilen ve küçücük yaşına rağmen katillere karşı koymaya çalışırken parmağından olan, ama kalbindeki yarayı ruhundaki boşluğu ömrü boyunca içinde taşıyıp, olayın üzerinde bıraktığı travma ile insanlarla olan ilişkilerinde gelgitler yaşayan ve çoğu kez yalnızlığın en derin suskunluğunu yaşayan bir çocuktur. Olay yerinde durumuna acıyıp kendisini evlatlık edinen yufka yürekli bir Kaymakam baba ve babalığına hiç yakıştıramadığı, rahatına düşkün babasına karşı hoyrat ve kendisini hiç bir zaman kabul etmeyen bir anne profili ve bu aile içinde nadide bir çiçek Muazzez. İnsanların doyumsuzluğunu, paraya mala mülke verdikleri aşırı önemi, adalet mekanizmasının güçlü ve paralıdan yana işleyişini konu edinen Sabahattin Ali, öngörülerini bastırmak zorunda kalan ve bunun bedelini de çok ağır ödeyen ünlü karakteri Kuyucaklı Yusuf ile Muazzez’in aşkını da çok güzel işlemiş. Tazimattan 1950’lere kadarki Türk romanımızın ana sorununu batılılaşma oluşturuyordu. Yazarlarımız içinde bulunduğu toplumun aynası olmaya çalışmıyor, toplumu sorgulamıyorlardı. Buradan da anlaşılacağı üzere halk, ezilen köylü, işçi sınıfını konu alan eserlere 1950’li yıllardan sonra görebiliyoruz. İşte Kuyucaklı Yusuf bu konuları içine alan, onları inceleyen ilk kitap olması dolayısıyla gerçekten çok önemlidir. Kuyucaklı Yusuf’ta bir yanda eşraf bürokrasi, zengin kesim bir yanda da ezilen halk bulunmaktadır.(Kaynak Kuyucaklı Yusuf) Eserde betimlemeler ön planda. Yazarın bu
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Gönül Yayıncılık · 2019210,9bin okunma
Ansızın ölümü istemektir yalnızlık
10/10
·113 syf.··
2020 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2020 11:03
Merhaba 1K değerli okuyucuları :) Yalnızlık oldukça karanlık bir kavramdır. Çünkü yalnızlık insanın onu nasıl yaşadığına bağlıdır. Yalnızlık bazen huzurdur insan için, bazense hüzün. Bazen korkudur, korktuğudur, kaçtığıdır. Bazense insanın kendi kendini arayışıdır tüm hayatı boyunca. Yalnızlık öğretir insana bilmediklerini, başka insana nasıl muhtaç olduğunu, çünkü insan sosyal bir varlıktır ve istese de kopamaz diğer insanlardan, muhtaçtır onlara. Nedeni de basittir, yaşamı değerli kılan şey onu paylaşabilmektir. İnsan yalnız kalmak istemez çoğunlukla, çünkü yalnızlık rahatsız eder insanı, çünkü insanın kendini yarım hissetmesine neden olur yalnızlık. Ne mutluluğu tam olur, ne de hüznü. Çünkü paylaşamaz bunların hiçbirini ve paylaşamayınca da hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Güzeliği güzel yapan onu paylaşabildiğimiz kişilerin olmasıdır. Kimi zamansa insan kendi kendine teslim olur yalnızlığa, çünkü tek çıkış yolu yalnızlık gibi görünür. Belki başkalarına kızdığı için, belki başkalarından kaçtığı, korktuğu veya onlardan bıktığı için, belki de sadece huzur bulabilmek için, ancak sebep ne olursa olsun bazen yalnızlığı seçer insan. Çünkü, pek sevilmese de, her ne kadar insanlar yalnız kalmak istemeseler de, bazen insanın tek sığınağıdır yalnızlık. Yalnızlık en büyük acıyı ise, aynaya her baktığında artık kendi yüzünden başka bir yüz göremeyeceğini bildiğinde, en çok sevdiğinin artık olmadığını bile bile yaşamak zorunda kaldığında verir insana. Çünkü yalnızlık insanın mutlu olduğunda gözlerindeki ışığın yansımasını bir başka insanın da gözlerinde görememesidir. Çünkü yalnızlık hüznünü sadece kendinle paylaşabilmendir. Ancak yine de yalnızların dilinden sadece yalnızlar anlar. Yalnız olmak istemeyen insan'ın yarattığı kurumlar; aile, dost, arkadaş, ahbap, sevgili, eş, anne,
YalnızlıklarHasan Ali Toptaş · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20034,462 okunma