Poyraz Ayrıç

Sabitlenmiş gönderi
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, İlkem: Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm: Yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk'üm diyene!
Reklam
Poyraz Ayrıç
Bir kitabı okumaya başladı
Seçme Sapan Şeyler
Seçme Sapan ŞeylerFerhan Şensoy
8.3/10 · 229 okunma
Mustafa Kemal askerliğe âşıktı. O muhteşem bir askerdi. Ancak hiçbir zaman "militarist" olmadı. Mustafa Kemal'e göre savaş zorunlu ve yaşamsal olmalıydı. Milletin yaşamı tehlikeye uğramadıkça savaş cinayetti. Mustafa Kemal belki de bu düşüncelerini ispat etmek için, ileriki yıllarda kendisine o kadar yakışan ve taşımakta o kadar haklı olduğu şanlı üniformayı giymekten kaçınmıştı. Mustafa Kemal'i en iyi anlatacak kişi Mustafa Kemal idi. "Savaşçı olamam. Çünkü savaşın çok acıklı durumlarını herkesten iyi bilirim."
Sayfa 432 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılında tuttuğu not defterine şunları yazmıştı: "...15 Mayıs 1919, İzmir'i işgal. Ben aynı günde İstanbul'u terk. O kara günde Karadeniz'de. Üç sene dört ay. Bugün Akdeniz'deyim. Medeniyet dünyasına sorarım, bu mudur medeniyet?"
Sayfa 432 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Büyük Taarruz aslında Mustafa Kemal Paşa'nın ifadesi ile Sakarya Meydan Muharebesi'nde yapılan karşı taarruzun devamı gibidir.
Sayfa 431 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Reklam
"Düşman çekilirken, uğradığı her yeri yakmış, yıkmış ve zavallı savunmasız halkı, kadın ve çocukları öldürmüş ve yakmıştır. Bu korkunç faciayı tam bir lanet ve nefretle anmak gerekir…"
Sayfa 429 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Mustafa Kemal Paşa'nın ifade ettiği gibi, Türk ordusundaki subay ve komutanlar kendilerine verilen vazifeyi yerine getirmeyi adeta bir namus borcu olarak görüyorlardı. Büyük Taarruz'un ikinci gününde Başkomutan'a verdiği sözü yerine getiremeyen 57. Tümen Komutanı Albay Reşat Bey'in (Çiğiltepe) hayatına kıyması da bunun acı bir örneğiydi.
Sayfa 425 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taarruz'u şu veciz sözlerle tanımlıyordu: "Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle neticelendirilmiş olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk subaylar ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihte bir daha tespit eden muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık fikrinin ölümsüz abidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan ilelebet mesut ve bahtiyarım."
Sayfa 425 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Yunan ordusunun diğer hatalarına gelince; siyasi nedenlerle başkomutanlığa atanmış olan Hacıanestis İzmir'de ya limandaki bir yatta ya da rıhtımdaki kahvelerde oturarak vakit geçiriyordu. Komutanlarını bazen korkutuyor, bazen de sorumluluktan yoksun ve arkası gelmeyen emirler vererek onları şaşkına çeviriyordu. Yunan ordusunda komuta kontrol düzeninde sorunlar vardı. Yunan ordusunda disiplin günden güne gevşiyor, asker kaçaklarının sayısı artıyordu.
Sayfa 422 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
"Arkadaşlar, bu Meydan Savaşı'nın akışı sırasında topçularımızın, piyadelerimizin, atlılarımızın, makineli tüfeklerimizin, tayyarecilerimizin ve her sınıf askerlerimizin gösterdikleri gayret ve kahramanlık, her türlü övgünün üzerindedir. Özellikle askerlerimizin Yunan ordusunun kalp ve vicdanına verdiği dehşet çok önemlidir. O korku ve dehşet, buradaki yok edilmiş ve çökertilmiş olan bölüklerden başka bütün Yunan ordusuna yayılmış bulunuyordu. Sonuç olarak arkadaşlar, Yunan ordusunun vicdanında, fikrinde meydana gelen bu korku, bütün Yunan milletine geçmişti. O kadar ki, adalarda bulunan Yunanlılar, Türk ordusu geliyor diye kaçmaya girişiyorlardı… Bu savaşın sonucu Yunanlıların ve Rumların kalbini sındırmıştır (parçalamıştır). Bundan dolayı bu savaşa 'Rum Sındığı Meydan Savaşı' demek çok uygun olur…"
Sayfa 420 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Reklam
Beş otuz… Ve başladı topçu ateşiyle ve fecirle birlikte büyük taarruz…
Sayfa 411 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı.
Sayfa 411 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Yunan komuta heyetinin, Yunan ordusunun içinde bulunduğu ruh hali, Türk ordusuna karşı bir taarruza geçmeye elverişli değildi.
Sayfa 410 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Ankara'yı ele geçirme planları boşa çıkan Kral Konstantinos ile Başbakan Gounaris, şimdi gözlerini İstanbul'a dikmişlerdi. Anadolu'dan aceleyle üç alay ve iki taburu Trakya'ya geçirmişlerdi. İstanbul'a girmek için İtilaf Devletleri'nden izin istediler. İtilaf Devletleri buna izin vermeyince, Yunanlılar Trakya'da ilerlemekten vazgeçtiler.
Sayfa 410 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Yalnız Yunan ordusunun makineli tüfek, top, tayyare, nakliye vasıtaları, cephane ve fenni malzeme bakımından, dünyanın serbest ve kendisini destekleyen sanayiine dayanması itibarıyla, özel üstünlüğü vardı.
Sayfa 405 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Diplomaside yapılan tekliflerin hemen reddedilmesinden ziyade, tabii çok anormal şartlar öne sürülmüyorsa prensipte kabul edilmesi daha uygundur. Burada önemli olan, beklentilerin karşılanamaması durumlarında, karşı tarafa kabul edemeyecekleri bazı tekliflerin sunulmasıdır. Böylece, barış masasından kalkanın karşı taraf olması gerçekleştirilebilir.
Sayfa 396 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
21bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.