Bu kitabı gerçekten beğendim. Kısa, öz ve hayatınıza kolayca dersler çıkarabileceğiniz bir kitap. Kitapta tek vasıfı satranç oynamak olan, onun dışında hiç bir konuda bilgi sahibi olamayan bir Dünya Satranç şampiyonu vardır. Bu ilk ana karakterdir, şimdi ikinci ana karaktere geçelim.
Bu karakterimizin ise ailesi köklüdür ve ailesi Avustralya hükümetine bağlı tanınmış bir ailedir. Avustralya Naziler tarafından işgal edilince Dr.B (bu karakterimizin adı) Naziler tarafından tehlikeli görünür ve "zihinsel işkenceye alınır" yani Dr.B burada hiç bir şey yapamaz, kimseyle konuşamaz ve düzenli aralıklarla sorguya çekilir. Bir gün sorguya çekilirken odanın boş olduğunu ve askılıktaki paltonun cebinde bir şişkinlik görür ve bunun bir kitap olduğunu anlayınca hemen kitabı kaçırır. Ardından kitabı can sıkıntısından gece-gundüz okur. Artık sadece satranç oynamayı düşünüyordur. En sonunda delirecek noktaya geldiğinde Naziler tarafından hastaneye götürülür. Oradaki doktorlar tarafından tedavi görülür ancak satranç oynamasının yeniden bu durumu etkileyeceği ve buna dikkat etmesi gerektiği söylenir. ( Tam 4 ay işkence görür)
Biz bu karakterlerin birleştiği noktaya gelelim. Dünya Şampiyonumuz yeni bir yarışma için Arjantin'e gidiyor. Gemideki bir gazeteci de Dünya Şampiyonunun dikkatini çekmek istiyor.
Ve bir iş insanıyla satranç oynamaya başlıyor. Bunları gören Dünya Şampiyonumuzun dikkati kayıyor. Ve gazeteci ile bir maç yapmaya ikna oluyor. Bunlar maç yaparken Dr.B bunları görüp oyunlarına dahil oluyor. Gazeteci ve İş adamı kaybedecekken Dr.B'nin yardımıyla maç berabere bitiyor. Dünya Şampiyonumuz da bu adamın kim olduğunu merak ediyor ve onu bir rövanşa çağırıyor. Dr.B' de kabul ediyor. Ancak Dünya Şampiyonumuz Dr.B'nin zayıf yönünü görüyor. Dr.B zaman geçtikçe yavaş yavaş