POYRAZ

10/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Bu kitabı gerçekten beğendim. Kısa, öz ve hayatınıza kolayca dersler çıkarabileceğiniz bir kitap. Kitapta tek vasıfı satranç oynamak olan, onun dışında hiç bir konuda bilgi sahibi olamayan bir Dünya Satranç şampiyonu vardır. Bu ilk ana karakterdir, şimdi ikinci ana karaktere geçelim. Bu karakterimizin ise ailesi köklüdür ve ailesi Avustralya hükümetine bağlı tanınmış bir ailedir. Avustralya Naziler tarafından işgal edilince Dr.B (bu karakterimizin adı) Naziler tarafından tehlikeli görünür ve "zihinsel işkenceye alınır" yani Dr.B burada hiç bir şey yapamaz, kimseyle konuşamaz ve düzenli aralıklarla sorguya çekilir. Bir gün sorguya çekilirken odanın boş olduğunu ve askılıktaki paltonun cebinde bir şişkinlik görür ve bunun bir kitap olduğunu anlayınca hemen kitabı kaçırır. Ardından kitabı can sıkıntısından gece-gundüz okur. Artık sadece satranç oynamayı düşünüyordur. En sonunda delirecek noktaya geldiğinde Naziler tarafından hastaneye götürülür. Oradaki doktorlar tarafından tedavi görülür ancak satranç oynamasının yeniden bu durumu etkileyeceği ve buna dikkat etmesi gerektiği söylenir. ( Tam 4 ay işkence görür) Biz bu karakterlerin birleştiği noktaya gelelim. Dünya Şampiyonumuz yeni bir yarışma için Arjantin'e gidiyor. Gemideki bir gazeteci de Dünya Şampiyonunun dikkatini çekmek istiyor. Ve bir iş insanıyla satranç oynamaya başlıyor. Bunları gören Dünya Şampiyonumuzun dikkati kayıyor. Ve gazeteci ile bir maç yapmaya ikna oluyor. Bunlar maç yaparken Dr.B bunları görüp oyunlarına dahil oluyor. Gazeteci ve İş adamı kaybedecekken Dr.B'nin yardımıyla maç berabere bitiyor. Dünya Şampiyonumuz da bu adamın kim olduğunu merak ediyor ve onu bir rövanşa çağırıyor. Dr.B' de kabul ediyor. Ancak Dünya Şampiyonumuz Dr.B'nin zayıf yönünü görüyor. Dr.B zaman geçtikçe yavaş yavaş
Psikoloji
SatrançStefan Zweig · Yapı Kredi Yayınları · 2024279,1bin okunma
Reklam
Semerkant
10/10
·249 syf.·
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Bu kitabı ben aslında bir zorunluluk olduğu için okudum. Bana bu kitabı tarih hocam vermişti. Ben de kitaba ilk baktığımda nedense kitabın sıkıcı olacağı gibi bir duyguya kapıldım. Fakat sonradan kitabı yavaş yavaş okuyunca kendimi kitabın içinde buldum. Ben uzun zamandır kitap okumuyordum aslında. Yani en azından eskisi kadar okumuyordum. Ama bu kitap okumamazligim bu kitabı okuduktan sonra yok oldu. Kitap resmen beynimin içine girmişti. Ben de kedimi sürekli kitabın devamını kafamda kurarken buldum kendimi. Ve tarih hocamın bu kitabı niye okuttuğunu kitabı okuduktan sonra anladım (BUNDAN SONRA SPOİLER VAR) Öncelikle kitabın aynı coğrafyada bin yıl önce ve sonrayı anlatması beni çok derinden etkiledi ve hoşuma gitti. Ardından kitap ta Ömer Hayyam'ın içinde bulunduğu ortam bence gayet güzel bir şeklide anlatılmış. Ayrıca o zaman gelişmiş şehirler İsfahan gibi kitapta o şehirlerin önemini ve bencede aslında o çağlarda bilginin günümüzdekinden çok daha fazla önem arz ettiğini de çıkarabiliriz. Gene aslında kitaba baktığımızda bölgedeki güçlü devletleri görebiliriz Ömer hayyam zamanında Selçuklular ve aslında o zamanın gelişmiş devletlerininde bilgiye önem verdiği için gelişmiş olduğunu anlayabiliriz. Hasan sabahın haşhaşileri kurması ve Ömer hayyam ile tanışma zamanı ve yeri bence gayet iyiydi. Hasan sabbahin el yazmasını çalması ve onu kedi odasında bir kafese koyması kitabın ehemmiyetini bence gayet iyi bir şekilde anlatıyor. Alamut kalesini da Moğolların gelip yakıp yıkması da aslında Moğolların ne derede güçlü olduğunu gösteriyor lakin kütüphaneyi ateşe vermeleri de bilgiyi önemsemeyen bit toplum olduklarını son derece net bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitabın İran zamanina dönersek benim dikkatimi celbeden bir iki cümle var bunlardan ilki Tebriz kusatildiginda
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,6bin okunma