Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Aslında, daha işe yeni başladığı yıllarında, ömrünün yarısından fazlasını insanların sorunlarını dinleyerek geçirmiş bir mes- lektaşı onu bu konuda uyarmıştı ama o bu uyarıya kulak asmamıştı. Yıllar önce Amerikan Psikiyatri Birliğinin New Orleans'taki yıllık toplantısında tanıştığı ünlü ve tecrübeli bir terapist olan Dr. Brown, Dr. Mavi'ye, "Insanlara bak ve onların mutsuzluklarına bir birim ver. Örneğin, de ki, insanlar on birim mutsuz. Sonra da onların mutsuzluklarını yüzle çarp. İşte bu, insanların gerçek mutsuzluğudur," demişti. Bu sözleri hiç kale almadığı gibi içinden gülüp geçmişti üstelik. Belki Amerikan toplumunda insanlar bu kadar mutsuz olabilirdi ama kendi toplumunda bu terapistin dediği kadar mutsuz değildi insanlar. Hayır, Bayan Brown abartıyor olmalıydı. Tamam, yaşlı bir kurttu elbette ama yaşlandığı, insanların acılarını dinleye dinleye yorulup güçsüzleştiği için böyle düşünüyor olması ihtimali de vardı. Kendisiyse gençti, enerjikti, yürüyüş çizgisinin başındaydı, idealistti. Bir solukta, durup dinlenmeksizin, hızlı adımlarla o yüksek dağın zirvesine çıkacaktı.
Dinlediği mutsuzluk hikâyeleri karşısında önce şaşıp sonra da donup kalmıştı Dr. Mavi. Ne yazık ki Bayan Brown kesinkes haklıydı. Gerçekten de, insanlar göründüklerinden de daha mutsuzdu.
Kedilere haksızlık edip nankör sıfatını yapıştırır bazı insanlar. Bu hayvanlar çok izzetliler. Yiyeceklerini bizden isterler ama sanki bizim sadece bir vesile olduğumuzu, esas rızıkların hakiki rızık verici Yaratıcıdan olduğunu derinden idrak etmiş gibi de insana eyvallahları da yoktur .