Pranme

Pranme
@Pranme
LET IT BE!
Bir ara ne düşündüm, bilir misiniz? Şu bizim dükkanla evi satayım. O sazlı gazino yok mu hani, söz açtığım? Orada, dışarı siparişlerini gören kız vardı ya -hani alnı dar olanı- onu metres tutayım. Bir sene sonra da öleyim. Bineyim bir Boğaziçi vapuruna, günün birinde. Bebek'le Arnavutköy önlerinde arka taraftaki oturduğum kanepeden kalkayım, etrafıma bakayım; kimseler yoksa, denizin içine bırakıvereyim kendimi.
Edebiyat
Reklam
C. hayatı boyunca gerçek sevgiyi bulmak için mücadele etmektedir. Onun zihnindeki gerçek sevgi kavramı bir tutamaktır. Gerçek sevgiyi annesi öldükten sonra ona bakan ve ona bir tutamak olan teyzesinde bulmuştur. Teyzesi onu gerçek bir anne şefkati ile büyütmüştür. C.’nin toplumla olan ilişkisini belirleyen temel unsur babasıdır. Babasının karşı cinse olan aşırı ilgisi yüzünden kendisinin karşı cinse ile olan ilişkilerinde suçlu hissetmiştir. Babası onun hayatında karşı cins ile ilişki kurması sırasında bir süper egodur. Teyzesi ile arasında sıcak ilişki ve babası ile kopuk ilişkisi onda değişik bir benlik yaratmıştır. Laing bu durumu “sahte benlik” kavramı ile açıklar. Sahte benlik bir şey yapılırken kendi benliği gibi değil de etkisinde kaldığı benliğin istekleri doğrultusunda hareket etmektir. C. sürekli geçmişinin etkisinde hareket eder.
Siyaset
Aslında şehirler sahip oldukları kötülükler, yapmacıklıklar ve alınan geçici hazlarla var olurlar. Yoksa Lüzümsüz Adam şehirlerden 7 yıl uzak kalırmıydı.
Bir de Yusuf Atılgan’dan dinlemek lazımdı Aylak Adam’ı. Sayfalardan değil.