Belli bir noktaya kadar sefalet düşüncesinin, görüntüsünün içimizde şefkat uyandırdığı doğrudur, hatta korkunçtur da; ama belli durumlarda o noktadan ileri gitmez. Bunun hiç şaşmaz biçimde insan kalbinin kalıtsal bencilliği olduğunu ileri sürecek olanlar hata ederler. Daha çok, aşırı ve yapısal bir hastalığa çare bulma umutsuzluğundan gelir. Hassas biri için merhamet nadiren ıstırapsızdır. Sonunda böyle bir acımanın aman aman bir fayda sağlayamayacağı kavrandığı zaman sağduyu akla bundan kurtulmasını söyler.
Heyecanlı bir insanı pasif direniş kadar çileden çıkaran bir şey yoktur. Böyle direnilen kişi insanlıktan uzak biri değilse ve direnen kişi pasifliğinde gayet zararsızsa, o zaman, direnilen kişi daha neşeli anlarında, aklıyla çözmesi imkansız olan şeyi hayalgücüyle bulmak için müşfik bir çaba gösterir.