Aslında Bartebly’nin durumunda enteresan veya olağandışı bir şey yok. Bartebly, tercihini söylüyor ve tercihinden emin. Karşı taraf Bartebly’nin tercihini tercih etmediği zaman bu tercihten Bartebly’nin emin olduğu kadar emin olamıyor bu yüzden de devam eden şey Bartebly’nin tercihi oluyor. Tercih, sadece tercihle kalmaması gereken bir şey. Her insan kendi tercihinin gerçekleşmesini ister, tercihler kapıştığı zaman da hangi taraf tercihinden daha emin ise o kazanır. Bir insanın bir şeyi tercih etmesi veya etmemesi kadar normal bir şey var mı? Bu “tercih etmeme” bir pasif direniş veya bir isyan değil gayet makul bir şey, sorun insanların bunu bir direniş veya bir isyan olarak algılamasında. Tercih: bir zorlama, direniş, kabalık, terbiyesizlik, bencillik, çirkeflik değildir; tercih, tercihtir, her insanın sözde sahip olduğu düşünülen bir şeydir, insanlığın her durumu bir tercih sonucudur; Peki neden birisi tercihini dile getirdiğinde bu durum bir delilik, gariplik olarak adlandırılıyor ve bu tercihin ardındaki sebep aranıyor? İlla mantıksal bir çıkarımı mı olmak zorunda bu tercihin? Bugün kırmızı tişört giymeyi tercih ediyorum. Bugün tişört giymemeyi tercih ediyorum. Bugün bilgisayarımı kırmayı tercih ediyorum. Bugün onca yıllık emek vererek yazdığım kitabımı yakmayı tercih ediyorum. Neden mi? Neden olmasın? Tercihler bizi yönlendirmeyecekse başka ne yönlendirebilir? Peki tercihlerimiz başka insanlar tarafından yönlendirildiğinde o tercih hala nasıl bizim tercihimiz olabilir? Tercih en kişisel şeylerden birisi değil midir? Her türlü ahlak, hukuk, din kurallarını bir kenara attığımızda aslında Bartebly’nin davranışının ne kadar nihai olduğunu görüyoruz. Kitapta aslında biraz da Bartebly’nin sıradan durumu karşısında varoluşu sorgulamaya başlayan ve hayatının sınavının