PreJudice

PreJudice
@Prejudice72
139 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Oylesine inceleme
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2022 06:08
·
Turgenyev ile ilk tanismam oldu. Kendisi diger rus yazarlara gore gozuumde biraz sonuk kaldi acikcasi, beklentim daha yuksekti diyebilirim. Anlatis bicimini cok begendim, olay orgusunu yavas ve emin adimlar ile kurmasi beni etkiledi. Kitabin cok surukleyici oldugunu soyleyemeyecegim Bazarov her ne kadar guclu yazilmis bir karakter olsa da edebiyat dunyasinda Bazarov`dan daha saglam bir suru karakter bulunduguna inaniyorum. Her ne kadar dusunce Olarak Bazarov`a yakin oldugumu sansam da aslinda kendimi daha cok Arkadiy derecesinde bir Bazarov olarak goruyorum. Kitabin baslangici cok iyiydi, Nikolay Petrovic`in Arkadiy`i bekleyisi, kavusmalari, farkliliklari gozlemlemeleri, Bazarov`un bastaki hal ve hareketlerinin yasli Kirsanovlara tuhafligi. Bazarov ile Arkadiy koyden ayrilana kadar beklentilerim yuksekti kitaptan: daha cabuk koye gelmelerini ve daha cok kusak farkliligi uzerinde durulmasini bekliyordum. Koyden ayrilmalarindan sonra nedense kitap benim icin surukleyiciligini ve ilgincligini kaybetti ama yine de keyif alarak okudum diyebilirim. Pavel Petrovic nedense kanimin en cok isindigi karakterlerden biri oldu ve bence kitaptaki en akli basinda ve karakterli insan oydu (Bazarov daha karakterli olabilir). Bazarov ile Pavel Petrovic disindaki kitaptaki herkes hikayenin bir noktasinda oldugu kisiden farkli biri olmaya calisiyor veya kendini inkar ediyordu. Kitabin en onemli derslerinden birisi bence sirf birinden veya bir seyden etkilenilince illa ki o sey olmaya calismanin ne kadar sacma olduguydu.
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnanılmaz bir edebiyat
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2021 38. kitabı
·
Hani bazı yazarlar vardır çok iyi kurgular, betimlemeler yapar ve ortamı çok canlı hissettirirler; bir de bazı yazarlar vardır psikolojik derinliği iyi yakalar ve analizleri ile okurları şaşırtırlar. Ben bunların ilkini edebiyatçı, ikincisini ise edebiyatçıdan ziyade bir psikolog olarak görmeye daha yatkınım. Zweig, benim için bir edebiyatçıdan çok bir psikologdu. Taa ki bu kitabı okuyana kadar. 60 Sayfada ortaya nasıl böyle tasvirler, betimlemeler içeren ve inanılmaz oturaklı kurguya sahip bir kitap çıkabilir gerçekten anlamıyorum. İlk 10 sayfadaki o geminin güvertesinde dinleyicinin hissettikleri, ambiyans, anlatıcıyla karşılaşması, ertesi gün tekrar gelmesi, anlatıcıyla dinleyicinin birbirini karanlıktan dolayı görmemesi, hikaye ilerledikçe aydınlanan hava ile beraber doktorun yüzünün yavaş yavaş ortaya çıkması, doktorun ve dinleyicinin yanlızlığı, doktorun dolmuşluğu. Bunların hepsi inanılmaz birer edebiyat etkisi. Kitap da amok koşusucusu aceleliğinde ve hızlılığında kendi sonuna getirtiyor ve kendini bir çırpıda bitirtiriyor. Hele ki kadının evden ayrılması ve doktorun o sırada kendisini tutup tutup bir anda salıvermesi, bir anda koşmaya başlaması daha sonra da amok koşucusu gibi ölene kadar durmaması inanılmazdı. Yani gerçekten doktorun ilk adımını attığı sahneyi izlerken arkadan yüksek gerilimli bir müzik çalmaya başlamış ve kitabın sonuna kadar durmamış gibi hissettirdi bana. Kurgusunun yanı sıra inanılmaz psikolojik derinlikler de barındıran bir kitap ki zaten konu Zweig olduğunda böyle bir şeyin olmama imkanı yok gibi bir şey. Kadınla ilk karşılaşmalarında aralarında geçen düşünce ve ego savaşının pisliğinden sonra ikisinin de birbirine karşı alttan bir sevgi ve saygı duymaya başlamalarına rağmen birbirlerine asla belirtememeleri, hata işleyen mi hatayı
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
Bartleby'nin tercihlerinde neden bir sebep arıyoruz ki?
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2021 12:57
Aslında Bartebly’nin durumunda enteresan veya olağandışı bir şey yok. Bartebly, tercihini söylüyor ve tercihinden emin. Karşı taraf Bartebly’nin tercihini tercih etmediği zaman bu tercihten Bartebly’nin emin olduğu kadar emin olamıyor bu yüzden de devam eden şey Bartebly’nin tercihi oluyor. Tercih, sadece tercihle kalmaması gereken bir şey. Her insan kendi tercihinin gerçekleşmesini ister, tercihler kapıştığı zaman da hangi taraf tercihinden daha emin ise o kazanır. Bir insanın bir şeyi tercih etmesi veya etmemesi kadar normal bir şey var mı? Bu “tercih etmeme” bir pasif direniş veya bir isyan değil gayet makul bir şey, sorun insanların bunu bir direniş veya bir isyan olarak algılamasında. Tercih: bir zorlama, direniş, kabalık, terbiyesizlik, bencillik, çirkeflik değildir; tercih, tercihtir, her insanın sözde sahip olduğu düşünülen bir şeydir, insanlığın her durumu bir tercih sonucudur; Peki neden birisi tercihini dile getirdiğinde bu durum bir delilik, gariplik olarak adlandırılıyor ve bu tercihin ardındaki sebep aranıyor? İlla mantıksal bir çıkarımı mı olmak zorunda bu tercihin? Bugün kırmızı tişört giymeyi tercih ediyorum. Bugün tişört giymemeyi tercih ediyorum. Bugün bilgisayarımı kırmayı tercih ediyorum. Bugün onca yıllık emek vererek yazdığım kitabımı yakmayı tercih ediyorum. Neden mi? Neden olmasın? Tercihler bizi yönlendirmeyecekse başka ne yönlendirebilir? Peki tercihlerimiz başka insanlar tarafından yönlendirildiğinde o tercih hala nasıl bizim tercihimiz olabilir? Tercih en kişisel şeylerden birisi değil midir? Her türlü ahlak, hukuk, din kurallarını bir kenara attığımızda aslında Bartebly’nin davranışının ne kadar nihai olduğunu görüyoruz. Kitapta aslında biraz da Bartebly’nin sıradan durumu karşısında varoluşu sorgulamaya başlayan ve hayatının sınavının
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 16:47
·
Öncelikle bu eseri okumayı çok uzun zamandır erteliyordum. Kronolojik okuma yapmak istemiştim fakat sabırsızlığıma yenik düştüm ve okudum. İyi ki de okumuşum. Dostoyevski'nin kurgu ve üslup özellikleri bakımından ilgimi çeken başlıca şeyler şunlardı: Karakterlerin kişilikleri ile fiziksel özelliklerini çok bağdaştırılabilir ve mimiklerini çok yerinde buldum. Özellikle yüzleri çok detaylı ve doğal bir şekilde anlatılmıştı ki bu kurgunun canlılığını büyük ölçüde arttıran bir şey. Diğer ilgimi çeken unsur ise olayların birbirine çok net bir şekilde bağlı olması ve alternatif gidişatları kolay bir şekilde düşünebilme olanağı tanınmasıydı. Ayrıca Raskolnikov her gün o kadar çok şey yaşıyordu ki bir günde birkaç gün yaşanıyor gibi hissettiriyordu. Bir başka ilgimi çeken yön ise karakterlerin zıtlıklarının bir arada ve çok anlaşılır bir biçimde yer alması, adeta birbirlerini tamamlamaları oldu. Suçun sonucu ceza alan değil cezanın sonucu suç işleyen bir adam. Kendini kendisi olamadığı için cezalandıran, hiçbir insanın kendi kendisine ulaşamamasına tiksinti duyan bir insan. Herhangi bir şeye değer biçme yapmacıklığı ve sahteliğine dayanamayan, nelerin nerde olması gerektiğini neyin nerde olmaması gerektiği söylemlerine isyanı olan bir insan. Bir insanı en çok insan yapan şeyin acı olduğunu bilen, bu yüzden hem kendisine hem de sevdiklerine acı çektiren bir insan. Acıma duygusunun kutsallığını anlayan, bu kutsal duyguyu en çok kendisine veren insan. Bir adam vardı, önünde dünyanın en büyük engeli vardı: bu engel yine adamın kendisiydi, Bu engelin adama bakış açısıyla, adamın engele bakış açısı aynıydı. İkisi de birbirine engeldi fakat biri ölürse diğeri de ölecekti çünkü önünde engel olmayan bir insan yaşayamazdı, hiç bir zaman da yaşamadı. Engeli olmayan insanlar ölülerdir
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2021 14:57
Çehov'un Rus edebiyatında en iyi öykü yazarları arasında yer aldığını ve Ruslar tarafından pek sevildiğini duymuştum. Dolayısıyla en çok okunan kitabına karşı az çok bir beklentim vardı. Öyle ya da böyle beklentim karşılandı diyebilirim. Okuması çok tatlı bir kitaptı. Mekan tasvirleri ve diyaloglar çok yerinde, karakter gelişimleri gayet başarılıydı. Okurun odağını çok dağıtmayan akıcı bir kitaptı. Çehov'u okumayı gayet keyifli buldum. Kitaba gelirsek: Kitapta 19. yüzyılda rus halkının beynini kemiren nihilist düşüncenin gerçeklikten ne kadar uzak ve ancak "yumurta kapıya dayanıncağa kadar" süreceği Doktor olan Andrey Yefimiç ve akıl hastası olan İvan Dmitriç üzerinden işlenmektedir. Ruh olarak aralarında pek bir fark olmayan bu iki karakter hayatın karşılarına çıkardığı tamamen "tesadüfi" olaylardan dolayı karakter başkalaşımları birbirlerinden çok farklı şekilde sonuçlanmıştır. Tabiri caizse "rahatlık kıçına batan" doktorumuz ancak iş işten geçtiğinde teorideki ve gerçeklikteki hayatın birbiriyle uzaktan yakından alakası olmadığını anlayacaktır. Öyküde bireylerin sistem tarafından zerre önemsenmeyişi, rus halkının kendine başına buyrukluğu da alt tema olarak güzel bir şekilde harmanlanmış ve yine her zamanki gibi "küçük insan" figürleri ile etkileyici bir biçimde okuyucuya sunulmuş.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma