"Beyni artık adeta, içinde fikirler yerine tüttürülmüş esrar dumanları misali uzun yüzgeçleriyle birkaç süs balığının usul usul yüzdüğü huzurlu bir akvaryum gibiydi."
"Hemen hepsinin zihni istiap haddini aşıp dimağlar artık kafi gelmediğinden galiba çehrelerindeki adaleler imdada yetişiyor, herkes sanki bu defa suratlarıyla düşünmeye başlıyor, alınlar ziyade karışıyor, çeneler sağa yahut sola çarpılıp öylece kalıyor, yanaklarda ise zaman zaman bir tik atıveriyordu."
"Hepiniz iştahla ve şehvetle hüküm veriyorsunuz, hak mı hakiki mi demeden, fikirler sizde kadın kız gibi şehvet uyandırıyor, oysa yanlış, yalan ve abes denen ne varsa, akla namahrem değil mi? Bir konuda, hanım kıçı avuçlar gibi hükme varıyorsunuz. Ne bu iştah?"