Bilge

Bence bir şans ver!!
Puan vermedi·341 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 16:50
Sadece kişisel gelişim kitabı diye düşünüp sürekli çok satanlarda gördüğüm halde almak istemediğim bir kitaptı ve beni çok yanılttı. Doğruyu söylemek gerekirse kişisel gelişim kitaplarına karşı önüne geçemediğim bir ön yargım var. Aslında kitabı okuduğumda bunun nedenini de kendiliğinden çözdüm diyebilirim. İnsanın doğasını, şartlarını, doğduğu yeri, genlerini göze almadan kalıp cümlelerle oluşturulmuş kişisel gelişim adı altında sununlan kitaplarla çok karşılaştığım için bu kitap da aynı şeyleri barındıracağı düşüncesine kapılmıştım ama tam tersi ile karşılaştım. Alışkanlık edinmeyi kolaylaştıracak yöntemler sunarken insanın doğasını da işin içine katıp neden sürdüremiyoruz neden bırakmaya bu kadar meyilliyiz sorularını da açıklıyor. Hepimiz bir şeye başlayıp bırakmışızdır ama bunun sebebinin doğamızın böyle olduğunu düşünmek aklımıza gelmeyip kendimizi sorgularken bulduk muhtemelen. Kendi açımdan bakarsam olaya devamlılığı sağlayamadığım her alışkanlığımda sürekli kendimi suçluyordum ama şimdi neden bıraktığımı anlıyorum. Okumaya başladığımdan beri kendimde en az 3 alışkanlık başladığını söyleyebilirim önceki gibi kendimi zorlarken de bulmuyorum. Kitabın tasarımı da okumaya çok elverişli yazar bize sunduğu çözümleri kitabı tasarlarken de kullanmış bence bir anda kendinizi 50 sayfa olumuş olarak buluyorsunuz. Çünkü bölümleri hem kısa tutarak ayırmış hem de görsellerle desteklemiş. Bölümlerin kısa olması sanki bize önerdiği gibi alışkanlık için başta kısa sürelerle başlamamız gerektiğini söylemesi gibi bölüm sonu özetleri de o alışkanlığın tekrarını kanıtlar niteliğinde. Okuyucu bölüm sonunda aklında bir şey kalmadı mı acaba endişesine girmeden zaten tekrarı beraber yapıyor. Bu da okumayı çok keyifli hale getiriyor. Kısaca alışkanlık kazanmak isteyenler ve
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·500 syf.··
2025 4. kitabı
Kitabı okuma isteğimdeki en büyük etken yazarın yaşadığı zamanda kadınların edebiyatta bulunmasının hoş karşılanmaması ve hatta bir süre erkek ismiyle şiirlerini yayınlamasıydı. Bu kadar zor şartlarda insanı yazmaya iten sebebin büyük olduğunu düşünüyordum yanıltığını söyleyemem. Bu merakla başlayan süreç başka bir durumun da kapısını açtı bende. Gayet akıcı ve okuması keyifliydi. Olay örgüsünün iki ev arasında geçmesi de bu durumu destekliyordu çünkü iki eve de bir süre sonra tamamen hakim olup karakterlerle hareket etmeye başlıyor okuyucu. Duyguların yoğunluğu benim dikkatimi çeken başka bir konuydu hele ki karakterlerin yalnızca hayal ürünü olmadığını öğrendiğimde açıkcası şaşırmıştım da. Aklıma gelen soru şuydu biz artık yeteri kadar duyguları yaşamıyor muyuz? Klasik ve artık kalıplaşmış durumların arkasından bakıp modern dünyanın getirdikleri ile diye devam etmek istemiyorum ama sanki duygularımızı yitirdik gibi hangimiz böyle bir sevgi böyle bir nefret böyle bir kıskançlık hissediyoruz ki. Belki nefret kıskançlık için iyi değil mi kısmından bakarsak olaya bile bence değil çünkü duyguları hissetmeyi bıraktık onları yaşamayı bıraktık hepimiz görevlerini yerine getiren bazen ortak nefteri ortak sevgiyi anlık yaşayıp devam eden insanlara dönüştük belki de kısa bir sürede duygu değişimlerini yaşadığımız için onların hakkını vermeyi bıraktık. İzlediğimiz bir reelste gülerken saniye geçmeden diğer reelste ağlarken bulduk kendimizi. Duygularla vakit geçirmeyi bıraktık. Bu kitapta böyle değil ama duyguları öyle güzel yansıtmış ki karakterin nefretinde bile takdir edilecek bir sey bulurken yakalıyor insan kendini. Bu da bunları yaşayan bir yazarın kaleminden çıkabilir diye düşünüyorum. Bu yönüyle oldukça başarılı ve okumaya değer buluyorum. Kitabın ele alınacak başka bir
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,9bin okunma