Valery Legasov

Sanma ki acı çekmekten korkuyorum. Dayanacak gücüm dünyayı devirebilir. Nergislerde boğulur, Okyanuslara gömülürüm. Belki yosunlar sarar kırık kalbimi. Belki balıklar dindirir yüreğimde ki acıyı. Arabalarda ki motor sesi, Sigara izmaritleri, Sahte duygular, sahte gülümsemeler, sahte acı ve sahte aşklar... Kahkahamı basıyorum hepsinin yüzüne. Hazreti tanrı oturuyor beynimin üzerine Ve gıdıklıyor bağırsaklarımı. Sıçasım geliyor tüm güzelliklerin içine. Boşlukta akan kanımı emer mars. Kadınlar, tanrının kusmuğudur. Tanrı kendisinin en büyük hatasıdır büyük bir ihtimalle...
Şiir
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Vicdanımın dağıldığı günlerden bir gündü. Mahallemizin alkolik parkına geçtim. Allah affetsin ramazandı. Biramı ve sigaramı alıp parkın tek bankına oturdum. Derin derin düşündüm. parkın Yanındaki sitede balkonda bir abi iftardan sonraki ilk sigarasını içiyordu. O bana baktı ben ona. Duygularımız acılı bir sözleşmede anlaşmıştı. Karanlıktı heryer. Parkta ki tek yanan lambaya küfürler ettim. Sonra üzüldüm tabi. Çünkü tek başına kalmıştı ve biz hak etmeyen insanları güneşten aldığı enerjiyle aydınlatmaya çalışıyordu. Fakat ben karanlıktaydım. Hangi ışık kaynağı ruhun karanlığını aydınlığa çıkarabilir ki? Vicdanımı ve acılarımı o bankta bırakıp, son sigaramı da tükürüğümde söndürüp eve doğru yol aldım...
YAŞAMIN SAHTELİĞİ
Tanrı büyüttü beni. Ellerimde yanık izleri, Geceler boyu dinmeyen ağrılarım yüzünden kapanmayan göz kapaklarım ve altında oluşan morluklar. Doğduğumuz anda ölmeye başlıyoruz. Büyüyoruz ama ruhumuz acıların serin dalgalarında çocukluğuyla boğuşuyor. Ne saçma ama değil mi? Hayat biziyle oyun oynuyor. Tanrı bizler büyüdükten sonra yalnız bıraktı bizi. Tanrı öldürdü beni. Küresel ısınmalar, atom reaktörleri, nükler silahlar, katledilen her bir canlının pıhtılaşmış kanları. O öldürdü bizi. Çünkü en çokta o izin verdi bütün bunlara. Destekledi en kötüsü de. Karabasanlar vücudumu parçalara bölüyor. Kutsal sayıyorlar. Gözlerimde ki ışığı oyuyorlar, Yönlerini kaybettikleri için. Metropoll bataklığı boğuyor bizi. Bir buhran kaplamış göğüs kafesimizi, Alıp götürüyor cehennemin en soğuk bölgesine içimizde ki diğer bizi. Haz, zevk, aşk, şarap... Bir gün herşeyden nefret edeceğiz. İşte o zaman saf yaşamın güzelliğine ulaşabileceğiz...
Şiir
öneri şarkı: “ wrapped up in silence «
Kim bilir şimdi hangi hayatlarda çeşitli karın sancıları etkisini sürdürüyordur. Hangi ruhlar yalnızlıklarını gözyaşlarıyla dolduruyordur. Kim bilir hangi kadın, hangi erkeğin düşlerini süslüyordur.. Hangi erkek hangi kadını özlüyordur? Kim bilebilir ki? Sanki bir son yokmuşcasına yaşıyoruz. Kırıp döküyoruz. Sonra sahte hüzünlerle egomuzu tatmin ediyoruz. Yalancı sözlerle ruhumuzu tatmin etmeye çalışıyoruz. Bu kadar yalanın içinde yaşam bulmamız bile bir şans.
Edebiyat
Tanrı, dünyayı piç bıraktı..
Edebiyat