Eğer bir ahir zaman peygamberi olsaydım ve yeni bir din yaymak için kullansaydım sözcükleri, “Ağla...” diye başlardım. Ağla... Ağla, çünkü ağlamadan anlayamazsın.
Hatta bazen hiç konuşmadan anlaşılabilmek uğruna, az lafla anlaşılabilme ihtimallerimi bile sakat bıraktım. Ergenliğim boyunca anlaşılamamaktan şikayet ettim hep, büyüdüğümde de anlaşılmaya çalışmaktan vazgeçtim.
Ama sen bir şeyler söylesen ben anlardım. Söylemedin. Anlamlı anlamlı sussaydın en azından, o bile bir şey demek olurdu. Olmadı. Bir sürü laf edip hiçbir şey söylememeyi nasıl başardığını hâlâ almıyor yarım aklım.