Valery Legasov

Son
Kalbim ve ruhum birbirlerine sarılarak, İntihar ettiler...
Edebiyat
Reklam
özcan bülbül...
seviştik! evet bu bir günah bilirsin tanrı her şeyi görür sanırım orada durup saatlerce bizi izledi ama şuna eminim ki ikimizden biri olmayı her şeyden çok isterdi..
Akşam çöker ya üstüne sen, salonun en dip köşesinde bir kanepede, karanlıkta tek başına kalmışsındır. Sonra yutkunmaya çalışırsın, boğazın acıdan dolayı yanar. Acıdan kastım, yürek acısıdır. Her akşam, hep bu aynı sahneyi yaşamaktan bıkmış, birilerinin seni anlamaya çalışmasını beklerken, daha çok yanlış anlaşıldığını görmek, anladığın, anlamaya çalıştığın tüm insanlara verdiğin emeğin boşa gittiğini görmek, kalan son gücünü, son dayanıklığınıda yıkar ve seni yüz üstü bırakır... İntihar artık sana en güzel yaşam biçimi gelir. Ama ölmek istersin, öldüremezsin kendini. Ne kendini, ne de içindekileri... Ruhun bir taraftan acılar içinde boğuluyorken sen sadece bakınmakla yetinebilirsin... İşte bu en zor andır. Ölümdür, ölüm... Bir kara toprak parçasından farkın kalmaz. Bir siyah boyadan... Ya hep, ya hiçsindir.. Annen yok, baban yok, ailen yok.. Tek kalmışsındır şu koca yürekli dünyanın tam ortasında. Tıpkı bir karınca misali. Küçücük bedeniyle, büyük yükleri kaldıramamış, altında kalıp ezilmişsin. Ne ağlayanın var, ne soranın. Kimsesizler mezarına gömülen, kimseli bir kişisin. Herkes var, ama yok. Papatyalar'a anne, Güneşe baba diyorsun, hayal ediyorsun, toz pembe düşleri, güzel günleri... Ama dönüp, dönüp yine acılar içinde kalıyorsun...
Edebiyat