Sen bulunmayansın, bulduklarımız birer küçük parçadır bütünlüğünden. Sen bilinmeyensin, bildiklerimiz bir damladan öteye geçmez. Sen bölünmeyensin, hiç bıkılmayansın sen, hiç bitmeyensin.
Sen yıldız mısın? Öyleyse yine teksin. Senden başkasını görmüyor gözlerim gökyüzünde, görmeyecek de...
Sen kul musun? Tanrı mısın yoksa? Tanrı'ysan tek kulun benim. Kulsan Tanrın olmadı, olmayacak da...
Kimin elleri şafağın perdelerini açan? Aydınlığa kavuşturan bizi kimin elleri?
Kimin dudakları gündüzlere renk veren? Ömrü yaşanır hale getiren kimin dudakları?
Kimin gözleri parlayan gecenin ortasında? Karanlıklara mana veren kimin gözleri?
Yaşanmaya değer ne varsa yeryüzünde senden geliyor. Senden geliyor sevinçler, hazlar. Özlemlerin tadı, aşkın ölmezliği, güzelliğin anlamı senden geliyor.
Meğer çaresizliklerin en korkuncu, çaresizlikleri olduğu gibi kabullenmekmiş! Bütün yolların çıkar yol olmadığını öğrenmekmiş! Sevmek unuttuğumuz bir şarkıdır şimdi ve inanmak bir uzak hatıra oldu. Hepimiz asılmış birer insanız bu boşlukta. Bir an gelecek kendi ağırlığımız öldürecek bizi.