Daha doğar doğmaz para ödemeye başlarsın. Öldüğünde de, öldüğün için ailen para ödemek zorunda kalır. Ayrıca bedenin toprağa verildiği için ve mezarına senin adına dikilen taş için de para ödemek gerekir.
Almanya’da bir taş aralığın içine girsen hemen şu sesi duyarsın: “Mark” Bir an sonra yeniden “Mark!” Bu, parlak metal ve ağır kağıdın adıdır.Fransa’da “Frank,” İngiltere’de “Şiling,” İtalya’da “Liret”. Mark, Frank, Şiling, Liret, hepsi aynı kapıya çıkar. Hepsi de para demektir. Para, para... Papalagi’nin gerçek tanrısı yalnızca paradır.
Bir Avrupalı’ya sevginin tanrısından söz edecek olsan, yüzünü buruşturur ve güler. Senin düşüncenin yalınlığıyla alay eder. Ama pırıl pırıl bir yuvarlak metal ya da koca bir ağır kağıt uzatacak olursan, o an gözleri parıldar ve dudaklarının arasından salyalar akar.
... gürültü, kargaşa; ağaçtan, gökyüzünün mavisinden, temiz havadan, bulutlardan yoksun kapkara kumlar ve dumanlarla kaplı yerler Papalagi’nin “kent” adını verdiği şeydir.