Kapitalizm ve onun getirisi tüketici toplum, bu toplumları içeren şehirler, şehirlerdeki bizler; üretenin, emekçinin gölgesini bile görmediğimiz, değerinin ayırdına varmak şöyle dursun, yok ettiğimiz, durmadan sadece tükettiğimiz; gözümüze sokulan reklamlarla, kampanyalarla hep daha fazlasını istemenin ve almanın esiri olduğumuz çağın getirilerinin şiirsel bir dille sunumu bu kitap.
İçinde bulunduğumuz gerçeklikten ya da tercihlerimizin bizim tercihlerimiz olduğundan, üstüne bunların bilinçli yapılan tercihler olduğundan ne kadar eminiz? Etrafımızda bizi mutlu etmeyi vadeden; modern çağın sunduğu onlarca tüketim ürünü, uğraşlar, uygulamalar… Bir örnek İnstagram, oradaki gerçeklik mağara duvarına yansıtılan gölgelerden mi ibaret? Herkes gerçekte ne kadar mutlu? Yoksa kimse mutlu değil de, herkes mutsuzluğunu mu gizlemeye çalışıyor?
Saramago’nun okuduğum diğer iki eserine (Körlük ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş) nazaran bana dili çok daha anlaşılır gelse de, ilk defa Saramago okuyacak birisi yazarın tarzını bilmiyorsa baştan söyleyeyim virgüllere, uzun cümlelere, kim konuşuyor şimdilere hazır olsun. Çünkü Saramago iki karakteri konuştukları sırada hakim bakış açısıyla araya girip o anki duygularını, karakter analizlerini aktarıp konuşmalarına devam ettirir. Ama bu kitabın anlaşılır olmasından elbette bir şey çalmaz, sadece alışkın olduğumuz kalemlerden biraz daha farklıdır, ki güzelliği buradadır.
Kitaba geri dönersek kitaptaki ana karakter eşini kaybetmiş olan Cipriano Algor damadı, kızı ve köpekleri Buldum (en sevdiğim karakter) ile beraber köyde yaşayan bir çömlekçidir. Fakat zanaatkâr üretimden günümüzün koşullarına uygun seri ve yapay, kullan-at üretime geçilen düzen Cipriano Algor’un mesleğini elinden alır. Çünkü kapitalizm münhasır ürünler üretmeye