Egoya temel haz verebilecek olan yapısal
içgüdülerin düzenli olarak bastırılması, insan uygarlığının gelişim temellerinden birisini oluşturuyor gibidir. Bu içgüdüsel bastırma kısmen dinler tarafindan uygulanır ve bireyden içgüdüsel hazlarını tanrıya feda etmesi istenir: "İntikamı ben alırım, dedi Tanrı." Eski dinlerin gelişiminde, insanlığın
"günah" diye vazgeçtiği birçok şeyin Tanrıya Bırakıldığını ve onun adına izin verildiğini, böylece insanı kötü ve toplumsal açıdan zararlı içgüdülerin Tanrıya devrederek kendini bunların egemenliğinden kurtardığını
görmek mümkündür. Bu eski Tanrılara her türlü insan özelliğinin ve bunlardan
atfedilmesi kesinlikle rastlantı degildir. Buna rağmen insani kutsal örneğe bakarak kendi günahlarını haklı çıkarmadına izin
verilmemesi de bir çelişki değil…