Harikaydı. Tek kelimeyle efsane. Bu adama aşık oldum. Hayranıyım artık. Ve bunu çoğu insanla da paylaşmalıyım galiba, seveni çok. Sıradışı bir deha, hayran edilesi bir mantığı ve zekası var. Yazımı çok sürükleyici, çok da komik kısımlar var. Bayıldım. Fevkalade. Çök yükseldim.
Kitabın yarısından fazlasını okudum bile , hem de çok kısa bir sürede ve yapacağım tonla şey varken! Bu kadar eğlenceli ve sürükleyici olacağını düşünmüyordum.
Bir imparatordan sadelik ve dürüstlük dersleri. Sade ve mutlu bir yaşamın sırrı. Her şeyin doğayla uyum içinde yaşar, bu yüzden karşına çıkabilecek hiç bir olay doğadan kopuk, uyumsuz değildir. O zaman başına gelecek her şey doğayla uyumludur, bu yüzden onlara şaşıramazsın, üzülemezsin. Tek gerçek andır ve o an şu andır! Olaylara da anlam yükleyen sensin, aslında hiç bir şey kötü ya da iyi değil, onu iyi ya da kötü yapan senin zihnin. Dolayısıyla kendi zihnine hükmedersen olayların senin üzerinde bir hükmü kalmaz.
Yalnız imparatorun son zamanlarında neredeyse depresif bir şekilde ölümü düşündüğünü söyleyebilirim. Varoluşsal bir krizin yanında sürekli gerçekleşecek ve kaçınılmaz ÖLÜM onu korkutmuş bence. Ama zihniyle ve iradesiyle ölümü yenmeyi başarmış gözüküyor, numara yapmadıysa.
Aslında belli başlı konuları çok fazla tekrar etmiş, aynı şeyler defalarca farklı şekillerde söylenmiş ve bu okurken biraz bıkkınlık hissi verebiliyor. Ancak kitabın okuyucuyu tatmin etmek ya da iyi bir okuma sunmak gibi bir kaygısı yok, bunlar imparatorun kaleme aldığı “Kendisine düşünceleri”. Bunu göz önüne alarak okursanız daha keyifli olur.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
“Güzel olan bir geyin baska bir seye ihtiyaci var midir? Yasa, gerçek, sayginlik, cömertlik gibi. Bunlarin hangisi övüldügü için iyidir, ya da hangisi yerildigi için mahvolmustur? Zümrüt çirkinlegir mi övgüler düzülmezse? Ya altin, fildisi, mor renk, lir, hançer, çiçekler, çalilar?”