Pruspa

8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Hayat hiç beklemeye gelmiyor. Etkilendim. Aslında çok klişe bi hikaye, neredeyse tahmin edilebilir. Bu yüzden belki de etkiledi beni, hayatın içinden. Yaygın bir hikaye aslında yani, başka hayatlarda defalarca tekrar eden bir hikaye belki de. Aşk gerçekten de karşı tarafa inanmayla alakalı, harika tespitti, çok içselleştirdim o lafı. Sevmek ve sevilmek ne güzel şey. Hayatı kendimiz gibi yaşamak, iplerini kendi elimize almak ne önemli. Acaba bizler de yaşayabilcek miyiz kendi hayatımızı kendimiz gibi? Her anın tadını çıkaracak, vaktin kıymetini bilecek miyiz? Bilecek miyim? Tren hiç kaçmadı.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·172 syf.··
2025 22. kitabı
Kesinlikle sarıyor, onda şüphe yok. Yazım dilinin farklılığı kitabın orjinalliği ama türkçede aynı etkiyi bırakabilmiş mi, sanmam. Nötr hissediyorum. Filmini de seneler boyunca izlememiştim bir gün kesin okurum diye. Seneeeeler sonra okudum, vay be. Küçük bene karşı sözümü tuttum.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
5/10
·160 syf.··
2025 21. kitabı
Çok tarihi bilgi içeriyor. Okurken zorlandım. Yorumları çok güzel buldum. Bir kaç noktada şu anki iktidar sahipleri hakkında bile çıkarım yapmanızı sağlıyor. İktidarı ele geçirmekten ve onu tutmaktan bahsediyor. Türklerden bahsettiği kısımları okumak ilginçti. Keşke Machiavelli daha çok yazsaydı Türkler hakkında. Fransa ve İtalyan’ın tarihi hakkındaki bilgileri okurken dediğim gibi biraz sıkıldım. Daha yavaş okunması gereken bir kitap. Gerçekten siyasi bilim kitabı olduğunu da hissettiriyor. Bahsettiği olayların gerçek tarihi olaylar olması ve onları yorumlaması çok güzeldi. Gündelik yaşantınıza değinecek yorumlar çıkartılabilir mi, belki. Farklı bir deneyim olmasını beğendim.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201920,3bin okunma
Do not go gentle
Puan vermedi
Sizlere çok sevdiğim bir şiiri paylaşmak istiyorum. Okuyunca neler hissedeceğinizi de merak ediyorum. Benim için okuması, youtube’dan da Anthony Hopkins seslendirmesini dinlemek çok zevkliydi. Umarım benzer hisler hissedersiniz. Youtube için linki de en aşağı bırakacağım. Do not go gentle into that good night, Old age should burn and rave at close of day; Rage, rage against the dying of the light. Though wise men at their end know dark is right, Because their words had forked no lightning they Do not go gentle into that good night. Good men, the last wave by, crying how bright Their frail deeds might have danced in a green bay, Rage, rage against the dying of the light. Wild men who caught and sang the sun in flight, And learn, too late, they grieved it on its way, Do not go gentle into that good night. Grave men, near death, who see with blinding sight Blind eyes could blaze like meteors and be gay, Rage, rage against the dying of the light. And you, my father, there on the sad height, Curse, bless, me now with your fierce tears, I pray. Do not go gentle into that good night. Rage, rage against the dying of the light. Dylan Thomas Anthony Hopkins’ in seslendirdiği video: youtu.be/w1JJ5actiUM?si=...
1000Kitap
The Collected Poems of Dylan Thomas: The Centenary EditionDylan Thomas · Weidenfeld and Nicolson Publishers · 20162 okunma
Naçizane
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
Gerçeklik aslında başından kurallı değil. En küçük parçacıkla başlayalım. Yavaş yavaş belli bir kural olmadan etkileşimlerle başka parçacıklarla etkileşiyor, sonra o sistem başka şeylerle etkileşiyor ve üzerine bine bine büyüyor. En başında bir kaderi yok. Sadece etkisi var ve tepkisi var. Bu etki ve tepki biriktikçe, birbiri üzerine bindikçe de gerçeklik oluşmaya başlıyor. Gerçeklik böyle birike birike olıştuğu için de full kaotik olamaz, belli sebepler ve etkilerle oluşmuş. Biz bunu incelediğimizde, nasıl oluştuğunu, ne yaptığını incelediğimizde belli örüntüler yakalıyoruz. Gerçeğin kendisini gözlemliyoruz, keşfediyoruz. Bu keşfettiğimiz gerçekliği daha sonrasında izah etmeye, bu dili kendi dilimize çevirmeye çalışıyoruz. Yaptığımız keşif sonrası bir sistem, bir dil icat etmeye çalışıyoruz. Eğer bu dil, icat gerçeğin kendisine yakınsa, onu açıklayabiliyorsa çok doğru bir çeviri oluyor ( mükemmel olmasa da ). Bu tutarlı sistemi kurduktan yani aslında kendimize bir oyun alanı, sanal bir evren inşa ettikten sonra da, oyunu kurduğumuz kurallara göre oyunu oynamaya başlıyoruz. Böylece daha gözlemlemediğimiz doğa olaylarını da matematiksel işlemlerle tutarlı bir şekilde öngörüp açıklayabiliyoruz. Aslında matematik, gerçeğin kendisinin bizim dilimize bir çevrimi. Gerçeğin kendisi bir keşif, hep var ve biz onu keşfediyoruz, matematik bu yönden bir keşif. Ama ne de olsa gerçeğin kendisinin sadece bir çevirisi ve biz bu çeviriyi icat ediyoruz. Yeri gelince hatalı teoriler oluşturuyoruz, yanlışlar yapıp en baştan yeni teoriler üretiyoruz. Net cevap aslında hem keşif hem icat. Tabi bağlamına göre de anlattığım gibi değişiyor. Ama temelli başından sonuna bir icat olamayacak kadar doğayı çok tutarlı açıklıyor. Kafamdakini bir örnekle açıklamam gerekirse gerçekliğin kendisi
Tanrı Matematikçi mi?Mario Livio · Altın Kitaplar · 2015368 okunma