Havva’nın yasak meyvenin tadına bakma teşebbüsü.
Orjinal alıntıyı eklemeden geçemeyeceğim:
Tarihte bilginin etrafina duvar örmeyen medeniyet neredeyse yok gibidir - özellikle de bazi bilgi türlerinin etrafina! Merakin tehlikeli olabilecegini ve dolayisiyla yularmin serbest birakilmamasi gerektigini düsünmek neredeyse insanligin kendisi kadar eski bir gelenektir. Incilde, Âdem ile Havva'nin (kurnaz yilan akillarini çelince), bilmeleri gerekenden daha fazlasini ögrenmek isteyerek yasak meyvenin tadina baktigi ve böylece meraklarina yenik düstükleri için Cennet Bahçesi'nden kovulduklari anlati-Ir. Hatta James Bridie mahlasiyla taninan' Iskoçyal oyun yazari espri yaparak (belki de ciddi olarak?) Havva'nin bu tesebbüsünü
"deneysel bilimde atilan ilk büyük adim" olarak nitelemistir.
Güldürdü.
Kitaba çok da müsait olmayan ortamlarda çok da odaklanamadan okumaya başladım. Başlarda bu dikkat eksikliğinden ve de kitapta fazlaca isim geçmesinden bir şekilde kitaba tam bağlanamadım gibi hissettim. Ama sonra kitap yağ gibi akmaya başladı. Öyle ki sanki bir cinayeti çözen dedektif gibi hissetmeye başladım. Film gibi olmaya başladı. Bazı yer mekan isim detayları okurken de kafamda net canlanmadı. Kitap bittiğinde sırf bu canlanmamış yerler için büyük bir heyecanla kitabı tekrar okumak istedim! Her ismi, yeri ve saati not almak, ders çalışır gibi bu cinayete çalışmak istedim! Kitap bittiğinde böyle duygular hissettim ve kitabın yağ gibi akıp gittiğini söyleyebilirim. Keşke başında da müsait ortamlarda daha dikkatli okumaya başlasaydım da aldığım zevki daha da arttırsaymışım gibi düşündüm. Bu hislerden dolayı 8/10 luk bir kitap oldu benim için. Bence aşırı iyi, saran bir kitap. 107 sayfa zaten kesinlikle tavsiye ederim, farklı bir deneyim sunuyor.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma