Mutlu olma takıntısından kurtulmak, insanın kendini özgürleştirmek adına atacağı en önemli adım. Üzüntü, hayal kırıklığı, sıkkınlık gibi duyguları yaşamaya izin verirdiğinizde hayat çok daha kolay oluyor.
Güvende hissederek "deneme yanılma" yöntemi ile kendini bulmanın rutin olduğu bir çocukluk; yeterince iyi bir çocukluktur. Yanılma kısmının deneyip başarma kısmı kadar doğal algılanmasını öğretebilen ebeveynin verdiği güven hissi bir ömür idare eder.
Başkalarını değiştirme gücümüz yok ancak karşımızdakinde bazı duyguları tetikleme gücümüz var. Çocuk bunu erken yaşta fark eder. Ne yaparsa yapsın sevgiyi tetikleyemediği bir ortamda büyüdüyse de kendisiyle ilgili "sevilemezim" inancı yerleşik hale gelip otomatikleşir.
Bu dünyadan hiçbirimizin sağ kurtulma şansı var mı? Hayır yok.
Bunun bir çıkışı var ama karamsar bakmayın olaya.
Yaşam eğer ki bir plansa yaşamla başlayıp ölümle sonlanıyorsa eğer ben nasıl planlamalıyım?
Ve biraz düşününce insanların dünyada bir tür düzen kurduğu ve bu kurtugumuz düzenlere kendimizi hapsettiğimizi..