Anglo-Amerikan zihniyeti için önemli olan milletlerin 'bağımsızlık'ı değildir. Tersine milletlerin mekâna ilişkin bağımsızlıkları işlerin iyi yürümesi için bir gerekliliktir; dünya düzeni bu nedenle eyalet kavramını çok sever. Korkulan, bir milletin özgür olmasıdır; yani bir milletin özünün gürleşmesine imkân veren bir yaşama biçimine ve bunu sağlayan bir eğitim ve terbiye anlayışına sahip olmasıdır. Bir milletin özünün gürleşmesi ancak ve ancak o milletin doğal seyrine yani tarihine kavuşmasıyla mümkündür. Köklerini tarihlerinde bulan arzuları, tutkuları, istekleri, beklentileri ve ümitleri ketlenen, engellenen milletler kendi devletlerine karşı yabancılaşırlar. Bu karşılıklı yabancılaşma ise milleti sürekli bir iç-savaş hâlinde tutar; sonucundan da yabancılar beslenir.