Kalbiyle uzak düşen
... Bir derdi davası olmayan, hep şikayet halindeki insanlar, kendileriyle sürekli savas halinde olduklarından yanlarına müttefik arayıp aynı harbe etrafindakileri de sürüklemek isterler. Bu savaş hilelerine aldanmamak gerekir.
Onların kızgın kumlu cephelerinde koşturmak yerine, insanın kendi siperinin toprağında kalmayi tercih edebilmesi daha emniyetlidir.
Bundan sebep insan; kendisini sekinetten uzaklaştıran, dünyaya olan tamahını arttıran, gündemi daima fani meşguliyetler olan, hayırlı başlangıçlara olan ümit ve heyecanını kıran, iyi niyetlerine suizanli prangalar vuran... Tüm savas meydanlarını yalnız kalma pahasına da olsa terk etme cesaretini gösterebilmeli. Her karışını Rıza-i İlahi uğruna ilmek ilmek dokuduğu kalbindeki o güzel ülkenin sınırlarını muhafaza edebilme irade ve heyecanınıysa her daim taze tutabilmenin yollarını aramalı, bu niyet ve istikametine de etrafın kem tavırlarla gölge düşürmesine izin vermemelidir.
Zira insanı bir tek Allah'ın (cc) bilmesi
Diğer herkesin 'Öyle sandın' larından
Çok daha kıymetli ve dahi kalbe kâfidir...
"Bir başına olmak, birlikte yürüyüp yalnız hissetmekten daha iyiydi. Kalmanız için hiçbir şey yapılmayan bir yerden ayrılmaya mecbur bırakılmak ise aslında çok şey yaptıkları anlamına gelirdi."
"Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!"
Dünya sonlu bir yerdi nihayetinde. Ben sana elif... Zaman bir anda üzerime devrildi. Günler geceye, yıllar yıllara, yollar yollara, insan sonunda başka bir insana yazılırdı. Kimsenin yanına yazmadım adımı. Kirpiklerim bile kırış kırış şimdi. Seni görse de seçemez gözlerim. Almaz ki kokunu burnum. Bin düğümle örülen saçlarımın iki teli bile artık yan yana gelmiyor. Gözlerim şimdilerde aynı noktaya bile bakmıyor. Bir gözüm yoldaysa, bir gözüm toprakta nicedir.
Geldi yokladı tenimi zaman. Ansızın kıvrılıp yanıma uzandı. İki çocuk gibi büzülüp ayaklarımızı birbirine sürttük. Zamanın tozu dumanı bende, zevk-ü sefası sende kaldı. Gün geçtikçe un ufak oldum. Öldün mü kaldın mı bilmiyorum ama bak, ben de ölüyorum sonunda.