Zehirli dil, Türkiye lügatlerinden silinmeli. Kıyıcı sözcüklerle başkasının giyimine, düşüncesine, inancına, etnik veya varoluşsal kimliğine saldıran, bu kudurgan üslubu varoluşlarının merkezi haline getiren, aşırılıkla, toplumu tedhiş etmekle kendilerinde bir güç vehmeden "soğuk savaş artığı" oluşumlar, cinayete yardım ve yataklık etmenin utancıyla hep başları önde dolaşmalı. Öyle utanmalılar ki aramızda dolaşırken değil seslerini çıkarmak, başlarını kaldırıp gözlerimizin içine dahi bakamaz olmalılar.
İnsanın sessizce yaşayacağı bir histir keder, içe doğru derinleşme sağlayan, insanı manevi yönden olgunlaştıran, dünyanın kırılganlığını ve geçiciliğini duyuran bir his.
Mutluluk dış şartlar kadar içinizde neler yaşadığınızla da ilgilidir. Yani mutluluğun formülü çok açık: Bir sen, bir ben, bir de bebek! Yani sosyal bağ, insan ilişkisi. Kendimi onda seyredeceğim bir yüz. Bana dünya maceramı özetleyecek bir harita. Az daha unutuyordum, dahası da var: Bir kalp, bir ruh, bir de akıl!