Pulkas

Pulkas
Hayata, varolmayışın kutsal sükûnetini bozan faydasız bir zaman dilimi olarak da bakabilirsiniz... Arthur Schopenhauer
104 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Çağdaş insanın pek çok isteği var gibi görünmekte, tek sorunsa, ne istediğini bilmesine karşın, ona sahip olamamak olduğu sanılmaktadır. Bütün enerji istediğini elde etmeye harcanmakta, çoğu kişiyse bu etkinliğin ön koşulunun ne olduğu sorusunu akıllarına getirmemektedirler; Çünkü onlar, gerçek isteklerinin ne olduğunu bildiklerine inanırlar. Peşinden koştukları amacın, bizzat kendilerinin istediği şey olup olmadığını bir an bile düşünmezler. Okulda iyi notlar almak, yetişkin olarak daha çok başarıya ulaşmak, daha çok paraya, saygınlığa sahip olmak, daha iyi bir araba almak, oraya buraya gitmek falan istemektedirler. Ama gene de bu çılgın etkinliğin ortasında durup düşündüklerinde, şu soru akıllarına gelebilir. "şu yeni işe girebilirsem, şu daha iyi arabayı alırsam, şu geziye gidersem... sonra ne olacak? Bütün bunların ne yararı var? Bütün bunları isteyen gerçekten ben miyim? Beni mutlu etmesi ve ulaştığım anda benimle bir işinin kalmaması gereken bir ereğin peşinden koşmuyor muyum?" Bu sorular ortaya çıktığında, ürkütücüdür, çünkü onun bütün etkinliğinin, ne istediği konusundaki bilgisinin üzerinde yükseldiği temeli sorgulamaktadırlar.
Sayfa 258·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Eleştirel düşünme yetisini felce uğratmanın bir başka yolu da, her türden yapısallaşmış dünya görünümünü yok etmektir. Yalnızca yapısallaşmış bir bütünün parçaları olarak özel bir nitelik taşıyabilen olgular, bu özelliklerini yitirir ve yalnızca soyut, niceliksel bir anlam taşırlar, her olgu, diğer bir olgudan başka bir şey değildir ve önemli olan az ya da çok olgu bilmektir. Bir kentin bombalandığının ve yüzlerce insanın öldüğünün bildirilmesinden hemen sonra ya da bu bilgi yarıda kesilerek bir sabun ya da şarap reklamı okunur ya da gösterilir. Aynı spiker, az önce siyasal durumun ciddiliği konusunda kullandığı inandırıcı, yaltaklanan ve yetkeci ses tonuyla bu kez haber yayınının parasını veren şu marka sabunun erdemleri konusunda izleyicileri etkilemeye çalışmaktadır. Haber filmlerinde, bombalanmış gemilerin ardından bir moda defilesi yer alır. Gazeteler bilimsel ya da sanatsal önemi olan olayları aktarmakta kullandıkları ciddi dille ve bu habere ayırdıkları yer kadar alanda, ünlü bir yıldızın sıradan düşüncelerini ya da kahvaltı alışkanlıklarını anlatırlar. Bütün bunlardan dolayı, duyduklarımıza içten, hakiki bir ilgi duymaz oluruz, kendimizle olaylar arasında bir ilişki geliştiremeyiz. Heyecan duymaz oluruz, coşkularımız ve eleştirel yargılarımız kösteklenir ve giderek dünyada olup bitene karşı tutumumuz, sığ, kayıtsız bir niteliğe bürünür.
Sayfa 257·Kitabı okudu
Alıntı
Toplumumuzda coşkular konusunda genel bir engelleme havası vardır. Yaratıcı düşüncenin -tüm diğer yaratıcı etkinlikler gibi- coşkulara ayrılmaz biçimde bağlı olmasına karşın, duygusuz yaşamak ve düşünmek bir ideal haline gelmiştir. Bu ölçütün kabul edilmesiyle birey büyük ölçüde zayıflatılmıştır, düşünme edimi yoksullaştırılmış ve yüzeyselleştirilmiştir. Öte yanda, duygu ve coşkular tümüyle öldürülemeyeceğinden, kişiliğin zihinsel yönünden tümüyle ayrı bir varoluş içinde yaşamak durumundadırlar, bunun sonucu olarak da, filmlerin ve popüler şarkıların milyonlarca duygu açı müşteriyi doyurduğu ucuz ve içtenlikten yoksun duygusallık yaşama geçmiştir.
Sayfa 251·Kitabı okudu
Alıntı
Hitler, felsefesindeki benliği yadsıma ve feda etmenin , ekonomik koşulları mutlu olmalarına izin vermeyenler için düşünüldüğünü açıkça kabul etmektedir . Kişisel mutluluğu her birey için olası kılacak bir toplumsal düzen getirmek istiyor değildir, onları kendi benliğini yıkma yasasına inandırmak için yoksulluklarını sömürmek istemektedir. " kişisel yaşamları, dünyanın en büyük serveti anlamına gelemeyecek kadar yoksul olanların oluşturduğu O büyük orduya çeviriyoruz yüzümüzü" der büyük bir açık yüreklilikle. Bu benliğini feda etme öğütlerinin amacı ortadadır, liderlerin ve " Seçkin"'in iktidar arzusunun gerçekleşmesi için, kitleler kendilerini teslim etmek ve boyun eğmek zorundadır.
Sayfa 240·Kitabı okudu
Alıntı
Sadist eğilimler de, mazoşist eğilimler de soyutlanmış bireyin tek başına ayakta durabilme yetersizliğiyle bu yalnızlığı yenecek bir ortak yaşamsal ilişki gereksinmesinin sonucudurlar.
Sayfa 229·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam