Pulkas

Pulkas
Hayata, varolmayışın kutsal sükûnetini bozan faydasız bir zaman dilimi olarak da bakabilirsiniz... Arthur Schopenhauer
104 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Reklam

Pulkas

, bir kitap okudu
9/10
·672 syf.·
2026 1. kitabı
Stephen King
9/10 · 755 okunma
Şimdi bir hiptonizma deneyine katılalım. İşte A diye anacağımız özneyi B uyutuyor ve ona uyandıktan sonra kendisine getirildiğini sandığı bir el yazmasını okumak isteyeceğini, onu arayacağını ve bulamayacağını, sonra bir başka kişinin, C'nin onu çaldığını sanacağını C'ye öfkeleneceğini söylüyor. Şunu eklemek gerekir ki, öznemiz o güne kadar C'ye hiç öfke duymamıştır ve koşullara göre de öfke duyması için bir neden bulunmamaktadır, üstelik C el yazması getirmiş değildir. Ne oluyor? A uyanır ve bazı konularda kısa bir karşılıklı konuşmadan sonra " ha, bu bana bir şey hatırlattı, Ben bir yazı yazmıştım, size okuyacağım ( okumak isterim) " der. Bakınır, el yazmasını bulamaz, sonra C'ye döner, yazıyı almış olabileceğini söyler, C bu savı reddedince A birden öfkelenir ve C'yi düpedüz yazıyı çalmakta suçlar. Daha da ileri gider, C'nin bir hırsız olduğunu inandırıcı kılacak nedenler öne sürer. Sağdan soldan duyduğuna göre, C'nin bu el yazmasına müthiş gereksinimi vardır ve bu anı fırsat bilip almıştır falan filan... Yalnız C'yi suçlamakla kalmamak da, suçlamasını inandırıcı kılacak sayısız "ussallaştırmalar" uydurmaktadır. ( elbet bunlardan hiçbiri doğru değildir ve bunlar daha önce A'nın aklından hiç geçmemiştir.) Şimdi bu noktada odaya bir başkasının girdiğini düşünelim. A'nın duyduğunu ve düşündüğünü söylediğinden hiçbir kuşku duymayacaktır. Kafasındaki tek soru, suçlamasının doğru olup olmadığı, yani A'nın düşüncelerinin içeriğinin, gerçek olgulara uyup uymadığı olacaktır. Ama sürece başlangıcından bu yana tanık olan bizler, suçlamanın doğru olup olmadığını sorma gereği duymayız. Şu anda A'nın duyduklarının ve düşündüklerinin kendi duygu ve düşünceleri değil de, kafasına bir başka kişi tarafından konulmuş yabancı ögeler olduğundan emin olduğumuzdan, sorunun bu olduğunu
Sayfa 197·Kitabı okudu
Alıntı
Ele alacağım bu mekanizma, Çağdaş toplumdaki normal bireylerin büyük bir çoğunluğunun bulduğu çözümü oluşturur. Kısaca özetlemek gerekirse, birey, kendi olmaktan çıkar, kültürel kalıpların kendisine sunduğu kişiliği tümüyle benimser, böylece tıpkı diğerleri gibi ve onların kendisinden beklediği gibi olur. "Ben" ile dünya arasındaki tutarsızlık ve onunla birlikte de, bilinçli yalnızlık ve güçsüzlük duygusu ortadan kalkar. Bu mekanizma, bazı hayvanların kendilerini korumak üzere renk değiştirmesi ile kıyaslanabilir. Onlar da kendi çevrelerine o kadar benzerler ki, çevrelerinden nerdeyse ayırt edilemezler. Kendi bireysel benliğinden vazgeçen ve bir robot haline gelen kişi, çevresindeki milyonlarca diğer robotla aynı olur ve artık kendini yalnız hissetmez, kaygı duymaz. Ama ödediği Bedel yüksektir, benliğini yitirmiştir.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam