Yapılan son çalışmalar piyasadaki anti-depresanların plasebo etkisinin ötesinde çok az bir etkisi olduğunu gösteriyor. Örneğin, Birleşik Devletler'deki Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü'nün [National Institute of Mental Health] finanse ettiği ve birçok üniversitenin ortaklaşa çalıştığı araştırmada majör depresyonu olan 320 hasta üzerinde bir çalışma yapıldı. Bu hastalar üç gruba ayrıldı ve her bir gruptaki bireylere kantaron otu, sertralin (Zoloft) veya plasebo verildi.
Zoloft da kantaron otu da büyük bir etki göstermedi. Plasebo alan hastaların yüzde 32'si iyileşirken Zoloft alan hastaların yalnızca yüzde 25'i, kantaron otu alan hastaların da yüzde 24'ü iyileşti. Bu araştırma, kantaron otunun plasebo etkisi dışında hiçbir anti-depresan etkisi olmadığını gözler önüne sermiş oldu.
Alkolizm, uyuşturucu madde alışkanlığı, zora dayalı cinsellik ve intihar olaylarının çokluğu, çağdaş Batı toplumundaki sürüye uyumdaki başarısızlığın nisbî belirtileridir. Ayrıca bu çözüm yolu vücutla değil, ağırlıklı olarak kafayla ilgilidir. Bu nedenle de dinsel kendinden geçme ayinlerine göre daha başarısızdır. Sürüye uyumun bir tek iyiliği vardır, o da zaman zaman tekrarlanmayıp, sürekli oluşudur. Birey üç, dört yaşlarında uyum gösterme düzenine katılır ve o andan sonra sürüyle olan ilişkisi hiç kesintiye uğramaz. Hatta kişiyi bekliyen son büyük toplumsal işinde, cenaze töreninde bile bu uyum düzenine sıkı bir bağlılık vardır.
Çok şeyi olan değil, çok veren zengindir. Bir şeyi yitirmekten korkan istifçi ne kadar çok şeyi olursa olsun, ruhbilim dilinde yoksul ve yoksun bir kişidir. Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir.
Bir kişi bir başkasına ne verebilir? Sahip olduğu en değerli seyden, yaşamından, kendinden bir şeyler. Bu, tabii ki kişinin yaşamını bir başkasına adaması anlamına gelmez için de yaşattıklarıdır vereceği şeyler, sevinçlerini, ilgisini, anlayışını, bilgisini, nüktesini, üzüntülerini verebilir- içinde yaşayan şeylerin dışa yansıyan her türlü belirtisidir verecekleri.