3 seferde oturup bitirdiğim bir kitap. Kitap çok akıcı, insanın içini ısıtıyor. Okurken kitaplar hakkında da birçok bilgi aldım. Ve kitap okumak, bir kitapçı dükkanına sahip olmak ne demek anladım. Şimdilerde Alice kitapevi gibi kitapçılar var mı emin değilim. Ama okurken keşke olsaydı dedittirdi. Kısacası harikaydı, okuduğum için çok mutluyum :)
Ölümlüymüş gibi yapmıyordum. Parlak, sarı gözlerimi her fırsatta gösteriyordum. Hiçbiri bir şeyi değiştirmiyordu. Yalnızdım ve kadındım, önemli olan tek şey buydu.
"Hanımım?" Yine liderleri konuşmuştu. "Kocanız ne zaman eve gelir? Böyle nazik bir misafirperverliğe kadeh kaldırmak isteriz."
Güldüm. "Ah, evli değilim, kocam yok."
O da gülümsedi. "Elbette," dedi. "Evli olamayacak kadar gençsin. O zaman babana teşekkür etmemiz gerekiyor."
Dışarısı kapkaranlıktı, oda sıcacık ve apaydınlık ışıldıyordu.
"Babam uzaklarda yaşıyor," dedim. Kim olduğunu sormalarını bekledim. Fenerci, işte bu güzel bir şaka olurdu. Kendi kendime gülümsedim.
"O zaman belki teşekkür etmemiz gereken başka bir ev sahibi vardır. Ağabey, amca?"
"Ev sahibinize teşekkür edecekseniz, bana teşekkür edin," dedim. "Bu ev yalnızca bana ait."
Bu sözle odadaki hava değişti.
(Ah kirke ah) (Kısa ama o kadar fazla şey anlatıyor ki bu satırlar, üzerinde saatlerce hatta günlerce konuşabilirim. )