Mektuplar kağıttan başka bir şey değil, dedim. Yakılsalar bile, yürekte kalması gereken kalır; yakılmayıp saklansalar bile, uçup gitmesi gereken uçup gider.
Hiçbir gerçek, bir sevdiğimizi kaybettiğimiz zaman duyduğumuz kederi gideremez. Hiçbir gerçek, hiçbir samimiyet, hiçbir güç, hiçbir nezaket bu acıyı geçiremiyor. Tek yapabileceğimiz şey, üzüntüyü sonuna dek yaşamak ve sonunda bundan bir şey öğrenmek, ama her ne öğrenirsek öğrenelim, bir sonraki beklenmedik üzüntüde bir yardımı olmuyor.
Ama düşünülecek olursa neyin iyi olduğunu, neyin olmadığını kim söyleyebilir ki? İşte bu yüzden, mutlu olma fırsatı yakaladığınızda dört elle sarılın ve diğer insanlar hakkında çok endişelenmeyin. Kendi deneyimimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Hayatta böylesine fırsatlar insanın karşısına iki ya da üç kez çıkar ve eğer kaçırırsanız yaşam boyu pişmanlık duyarsınız.
Olaylar doğal akışına bırakıldığında, zaten gitmeleri gereken yere giderler. Ne kadar çabalarsanız çabalayın, insanlar kırılmaları gereken zaman geldiğinde kırılacaktır. Hayat böyle.