Şimdi bize, insanı kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır.
“Kitaplar yalan söylüyor!” İnsanın, şu kadar saat uyumaksızın yaşayamayacağı
söylenirdi. Kesinlikle yanlış! Kesinlikle yapamayacağım şeyler olduğuna inanırdım: Şunsuz uyuyamam ya da şununla veya bununla yaşayamam.
Sevdalı olanlar acı çekiyorlarmış. Biz de öyleyiz. Yemekten içmekten kesiliyorlarmış. Biz de öyleyiz. Uyuyamazlarmış; biz de uyuyamıyoruz. Ateşler içinde olurlarmış; biz de alev alev yanıyoruz. Birbirlerini görmek isterlermiş; biz de işte bu nedenle günün çok daha erken başlamasını istiyoruz. Eros buymuş işte. Biz birbirimizi seviyoruz da haberimiz yokmuş.