Gelişim dediğin, insanın kendini avutması için uydurulmuş bir şeydir! Hayat mantıksızlıktır, hiçbir anlamı yoktur. Kölelik olmadan gelişme olmaz; çoğunluğun azınlığa boyun eğmesi olmasa insanlık olduğu yerde sayar. Hayatımızı, işimizi hafifletmek isterken hayatımızı zorlaştırmaktan, işimizi büyütmekten başka bir şey yaptığımız yok. Fabrikalar, makineler daha çok ne yapmak için varlar? Daha fazla makine yapmak için... Aptalıktır bu! Giderek çoğalıyor işçiler, oysa bizim yalnızca köylüye, tahıl üreticisine ihtiyacımız var. Doğadan emeğimizle alabileceğimiz yalnızca tahıldır. İnsana ne kadar az şey gerekliyse, o kadar mutludur, ne kadar fazla şey istiyorsa da o kadar özgür değildir.
İnsanlar bana "Eğer bilmiyorsan, çocuklarına neyin doğru neyin yanlış olduğunu nasıl öğretiyorsun?" diyorlar. Biliyorum, çünkü, neyin doğru neyin yanlış olduğuna oldukça eminim. Ama kesin olarak emin değilim; bazı deneyimler fikrimi değiştirebilir. Yine de, onlara öğretmek istediğim şeyleri biliyorum. Ancak elbette, bir çocuk da ona öğretmek istediklerinizi öğrenmeyecektir.
Halkın düşünce tarzına göre, politikacıların verecek bir cevapları olmalıdır ve cevap verebilen adam veremeyenden daha iyidir. Fakat, birçok durumda problemle ilgili gerçek olgu bunun tam tersidir. Bu eğilimin sonucu olarak da, politikacı bir cevap vermek zorundadır. Bunun sonucu olarak da, politikacı, asla yerine getiremeyeceği şeyleri vaad eder. Sabit bir gerçektir; vaadlerin tutulması mümkün değildir. Bunun sonucunda da kimse kampanya vaatlerine inanmaz. Bunun sonucunda politika küçük düşer ve genel olarak problem çözmeye çalışan insanlara saygı azalır vb.