Dante Cennet'te Tanrı'nın soğuk bir portresini çizmekle suçlanmıştır fakat bu soyutlama bize nihayetinde O'nun hakkında bir şey bilmediği mizi anımsatır.
Tanrı, dışsal, nesnelleşmiş ve varlığı akılla kanıtlanabilir bir Varlık olmak yerine, her şeyi kapsayan bir gerçeklik ve O'na bağlı ve varlığını O'nun zorunlu varlığından alan varlıkları algıladığımız gibi algılanmayacak nihai varlıktır: Özel bir görme biçimi geliştir memiz gerekir.
Tabii, Bahman Ghobadi’nin yönettiği “Kaplumbağalar da Uçar” (Turtles Can Fly), 2004 yılında çekilmiş bir İran filmidir. Film, Kürt mülteci kamplarında yaşayan çocukların hikayesini anlatır. Hikaye, Amerika’nın Irak’ı işgal etmesinden hemen önce, savaşın başlamasından birkaç gün öncesinde geçer. Irak-Türkiye sınırında, mayın tarlaları ve harap olmuş köyler arasında yaşayan çocuklar, hayatta kalmak için mayın toplama gibi tehlikeli işler yaparlar. Film, savaşın yıkıcı etkilerini ve insanların direncini, özellikle de çocukların umutlarını ve dayanma gücünü vurgular. Ghobadi’nin bu filmi, savaşın insanlar üzerindeki etkilerini ve özellikle çocukların yaşadığı travmayı ele almasıyla dikkat çeker. Aynı zamanda, filmin çekildiği zamanın yakın tarihli olması ve gerçekçi sahneleriyle de izleyiciler üzerinde derin etkiler bırakmıştır.
Birden kamil bir insan oldum, fikirler birbiri ardınca sökün etti; öyle ki beni içine alan tanrısallığın etkisinde Sibel rahibi gibi coşkuyla dolup, mekanın, insanın, zamanın, kendimin, söylenmiş ve yazılmış olan her şeyin cahili haline geldim. Buna karşın, açık seçiklik, fikir, yaşama sevinci, keskin görüş ve görüntünün ayan beyanlığı sayesinde, gözle görülebilecek nesneleri oldukça kendine özgü bir açıklıkta görebilme yeteneği kazandım.