Hayallerimi hoyratça elimden aldın. Kovana çomak sokup tüm ariları ürküttün. Yara bere içinde kalmamam mümkün mü? Kraliçe arıyı öldürdün. Bundan daha fazla nasıl yok olabilirim?
Ben aşkı gözlerinin içine bakmak için yaşadım. Aynı şeyleri görmek için, aynı aşka tutulmamız için sevdim seni. Amabunu sana söyleyemedim. Gerçi artık söylememe de gerek kalmadı
Karar vermek, karar vermek zorunda olmak... Sonuçlandır-mak... Bu toplumsal baskı ve zorlanma... Bu sıkışmışlık hâl ve tedirgin eden telaş... Sadece üremek için mi ya da soyunu devam ettirmek adına mi evlilik? Sevmek, kalp çarpıntısı ve bunu doyasıya yaşamak... Ayakların yerden kesilmesi bulutlar üzerinde yürüyormuş gibi hissetmeler ve dahası.. Bütün bunların olması gerekmiyor mu evlilik için? Anne sen evlenmemi neden bu kadar çok istiyorsun?
Aşk cennetinin bahçelerinde koşmak, sonsuz çayırlarda bir kelebek gibi kanat çırpmak, sevdamı haykırmak, anlaşılmak, yaşamak istiyorum. Biliyorum, beni sevecek; bana bir baksa âşık olacak. Sonrası yok bunun, öncesi de yok. Selçuk hep var Allah'ım benim için yarattı onu, ben onun nasibiyim; insan eşini kendisi seçemezmiş, öyle derler. Benim nasibim o! Yara-tilmamızdan önce ruhlarımız birbirini sevdi. Allah tarafindan sevdirildi, bunu biliyorum.
Kavuşmanın bir yolu olmal... Sevda ancak yaşandığında sevda olur. Yoksa bunun adı "kara sevda"dır. O zaman bu aşk beni delirtir, kirıp geçirir, acıtır canımı, dengesizleştirir