Cemal Süreya kendini tanımlarken, şu sözleri dile getiriyor:
“1944 yılında Dostoyevski’yi okudum, o gün bugündür huzurum yoktur.”
Kitaplar insanı başka - tozpembe - bir dünyaya götürmez aksine gerçeğin tam ortasına öylece bırakır..
Ve ne yazıkki “gerçek” genellikle iç karartıcı oluyor.