İnsanın Rose’un yaşındayken annesine karşı duyduğu derinlerde gömülü, sözsüz bir duygu ararken. İnsanın kendine karşı duyduğu bütün duygular gibi bu daha hüzünlendiriyor diye düşündü.
Rose bu derin duygularıyla herhalde acı çekecekti diye düşündü.
Bu dünyayı herhangi bir tanrı nasıl yaratmış olabilir, diye sordu. Aklıyla her zaman şu gerçeği kavramıştı ki, mantık, düzen, adalet diye bir şey yoktu; çile, ölüm ve yoksullar vardı.
İnsanların iyileşmeyeceği kadar hiçbir ihanet yoktu, hiçbir mutluluk uzun sürmezdi bunu biliyordu.